22 Ocak 2016 Cuma

Karne Ne Kadar Önemli?

Mira Şimal 3 yaşında.
Karne ile ilk defa tanışacak.
Önceki gece duruma hazırlamak için karne hakkında sohbet ettik.
- Anneciğim yarın çok eğlenceli ve heyecanlı bir gün olacak.
+ Neden?
- Çünkü yarın karne günü, karne alacaksın.
+ Karne miiii? diye sevindi sonra 'Hııı' dedi, çünkü karne ne demek bilmiyor.
- Öğretmenlerin okul başladığından beri senin okulda neler yaptığını izliyorlar ama biz izleyemiyoruz. Karne, senin okulda neler yaptığınla ilgili bilgi vermek için hazırlanmış olan bir kağıttır. dedim ama pişman oldum. Çünkü ona asıl öğretmek istediğim; bunun gerçekten hiçbir önemi olmadığı... Yani gerçekten okula giderken de karnesi ne olursa olsun, bunun için onu hiçbir zaman üzmeyeceğim.

Hele ki bu eğitim sisteminde karne gerçekten çok da bir anlam ifade etmiyor benim için. 21.yüzyıldayız. Ve bence artık öğrenme karne yerine başka bir şeyle motive edilmeli diye düşünüyorum. Ya da karnede default ticklenen 'davranışlar' sütunu daha bir açılmalı, önemsenmeli mesela onun yerine kültür sanat, kişisel gelişim, sosyal sorumluluk gibi sütunlar eklenmeli, bunlar ayrıca müfredata da eklenmeli. Ne biliyim, mesela bana neler okuyorsun Nazcım, ne şiirler yazıyorsun bakayım bende, hangi filmleri izledin bu ay ya da hangi sergilere gittin? diye soran öğretmenler hiç denk gelmedi. Neyse çok uzar bu konu, diyeceğim o ki; Mira için eğlencelik de olsa bu ilk karnesi, onun için özel bir gün, benim de verdiğim karar açısından özel bir gün oldu. Ben karneye değil eyleme bakacağım, çabaya bakacağım. Bunun için söz verdim kendime. Bu düşünceler aklımdan geçedursun, hevesini kırmayayım diye devam ettim Mira'ya ; öğretmenlerin seninle ilgili çok güzel şeyler yazmış olabilir içine, yıldızlar vermiş olabilirler... Bakalım yarın birlikte göreceğiz tatlım...


Ertesi gün, yani dün, güzel bir elbise giyindi Mira Şimal, normalde elbise giydirebilmek için bin dereden su getiririz ama bu sefer çok modundaydı. Hatta prenses gibi yürüme provaları yaptı kendi kendine.

Okula heyecanla gitti, öğle tatilinden sonra ben de gittim okula, beni görünce heyecanı katlandı, kucağıma bir atladı, kucağımda alacakmış karnesini :) Zor ikna ettim, "bak sen büyüdün ya elimden tut birlikte alalım öğretmenlerinden karneni" dedim.

Soldaki canımız Candan Öğretmenimiz, yanındaki okulumuzun güzel müdüresi Gül Hanım
Mira'nın okuldaki en iyi arkadaşı yardımcı öğretmenimiz, tatlımız 'Gamze öğretmenoş', Mira bütün öğretmenlerine öğretmenoş lakabı taktı.

Aldık karnemizi, sarıldık öğretmenlerimize. Nasıl güzel bir karne hazırlamışlar anlatamam, göstermem lazım. Çok naif, çok düşünceli, çok eğlenceli... Keşke her karne böyle olsa, bu mantıkta en azından... İşte o zaman gerçekten bir önem arz edebilir.


Mira'nın çizdiği aile tablosu... Dedesi, babannesi, babası ve kendisi... 'Ee hani ben yok muyum?'  dedim. 'Sen üst kattasın' dedi, o üst taraftaki turuncu tavuğa benzeyen benmişim:)) 


Dosyanın sağında iki tane cepli zarf yapmışlar, birinde parmak izi, birinde boy ölçüsünü gösteren ip. İçindeki CD'de fotoğrafları var ama henüz açamadık.


Sağda muhtemelen yardım alarak çizdiği resim, solda da baleyi çok sevdiğini anlatan bir illustrasyon montesi var. Yanında bir klarnet resmi ile flüte eğilimi olduğu yazıyor. Altta sevdiği Trik Trak şarkısı...

Burada öğrendiği İspanyolca kelimeler, renkler, hava durumu, meyveler, sayılar ve bir şarkı...


Sonra sanat öğretmenlerinin yorumu, öğrendiği İngilizce şarkılar ve kelimeler... Başka bir sayfada en sevdiği arkadaşı 'Gamze Öğretmenoş' muş, onun resmini çizmiş... Ve en çok hoşuma gidenlerden biri de sınıf arkadaşlarının parmak izleriyle birlikte yaşam ağaçları...


Sonunda da sevgili Atam'ızın; "Küçük Hanımlar, Küçük Beyler, Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız." sözüyle bitiyor.
Haydi gel de duygulanma...

Okulumuza ve öğretmenlerimize bu inceliklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
Sevgiler,


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sen de fikrini, tecrübeni paylaşırsan Naz anne çok mutlu olur;)