18 Mayıs 2015 Pazartesi

Bez Bırakma Hikayesi


Aslında birkaç kez niyetlendim bezi bıraktırmaya. Ama tuvalet iletişimi için epey geç kalmıştım, tuvalet eğitimi için ise erken... Ne fark var diyenlere şu yazımı okumalarını tavsiye ederim.  Neyse efendim, tuvalet iletişimi artık 2.çocuğa:) Bu yavruyu da böyle kurtardık bezden, nasıl mı anlatayım!



Kitaplardan, okuduğum deneyim yazılarından çok şey öğrendim, evet ama neredeyse sadece bu süreçte nasıl davranmam gerektiğini öğrenmişim. Çünkü Mira Şimal gibi şahsına münhasır çocuklar teorikte yazanlara pek uymuyor. Aslında her çocuk nevi şahsına münhasır tabii ve her çocuğun koyduğunuz kurallara, uyguladığınız yöntemlere, taleplere tepkileri farklı ama ne yapacağına ve ne zaman yapacağına kendi karar veren yeni nesil çocuklar biraz farklı. 


Mira sanırım 18 aylıktan beri çişini söylüyor ama canı istediğinde. Biz de üzerine pek düşmedik, soğuktu, ev değiştirmeydi derken düzenini pek bozmak istemedik açıkçası. Kendi istesin dedik. Cici klozet adaptörleri aldık, Potette Plus aldık, en son klasik lazımlık da aldık fakat hepsine bir bahane buluyor, yok acıtıyor, yok acıyor falan istemiyordu.

Potette Plus- hem adaptör hem portable lazımlık


Habire tuvalet şarkıları uyduruyor, Civil'in meşhur karakteri Kukuli'nin "çişin gelince tut tut tut" şarkısını söylüyoruz aylardır. 



Tuvalet Öz Bakım Kartları'yla oynuyor, tuvalet araç gereçlerini, tuvalet rutinini falan öğretiyorum. Bunlar da çok yararlı oldu tabii. Şuan tüm süreci neredeyse kendi üstleniyor mesela. Altını çıkarma, basamakla tuvalete çıkış, yıkama hariç silme, kurulma işini bile kendi yapıyor:)




"Kızımın Tuvalet Kitabı" isimli kitaptaki renkli oturaklara bakıyor, külot giyen kızlara özendiriyorum. Sonra bana Minnie'li külot alsana dedi, aldım, Prensesli dedi aldım ama bezin üzerine giyiyor, "çişini söyleyip tuvalete yaparsan bunlardan giyebilirsin" dediğimde pek sallamıyordu.



Neyse 1 ay önce falan tuvaleti geldiğinde söylemesi epey sıklaşmıştı. Galiba istiyor dedik. Külotları hep giymek istiyordu. Sonra bunu çıkar çıkar demeye başladı.

Babaannesiyle karar verdik artık komple açık bırakalım, ne olacaksa olsun dedik. Gündüz hep babaannesiyle olduğu için onun rolü ve azmi burada çok önemliydi. Sağolsun canım benim, ilk günler 15 dk'da bir soruyormuş, kızım oturağa oturmak ister misin? diye. Ama hiç zorlamadan. Mira söylemesini sıklaştırdıkça biz de sorma süremizi uzattık. Epey kazalar da yaşamadık değil tabii. Kaçtığı, söylemeyi unuttuğu da oldu elbette. Ama bunlar da zamanla azaldı.


Geceleri ve öğlen uykularında ilk günler bağladık ama sadece 3-5 gün, o da ılık bir geçiş olsun diye:) Sonra birkaç kişiyle daha konuştum, her ikisini aynı anda bırakmak lazım yoksa gece olayı çok zor dediler. Bi gece bıraktık, bağlamadık ve sadece o akşam kalkıp baktım, çok şükür. Tabii uykularım hep çişli kabuslar:)

Mira zaten geceleri artık pek uyanmıyor. Sabaha karşı uyanıp yanımızda yatıyor hemen her gece. Başlarda uyku sersemi o saatte götürdüm tuvalete ama nadir yaptı. Sonra direk uykuya devam :))

İnanılmaz rahatladık yalnız. Bez masrafından kurtulmamıza mı sevinelim, çocuğumuzun öz güveninin daha bir yerine gelmesine mi, özgürleştiğine mi, pişik-tahriş vs. olayından kurtulduğumuza mı, giydiklerinin daha bi yakıştığına mı, dışarı çıkarken bez, pişik kremi, ıslak mendil taşımak zorunda kalmadığımıza mı? Valla hepsi! 


Haa, dışarı çıkmak demişken, dışarı çıkarken ilk günler pek güvenemediğim için bez bağladım ama arada baktığımda ve eve bezi kupkuru döndüğümüzde anladım ki yapmak istemiyor bezine, eve geldiğimiz gibi tuvalete yapıyor çocuk. Onu da böylece bıraktık. 



Tam bu alışma sürecinde ben 15 gün Mira'ylaydım ve yalnızdık. Gözüm hep üzerindeydi ve kazalara pek sebebiyet vermeden çözdük olayları. 

Tatilde tüm gün dışarıda olduğumuz için ve dışarıdaki tuvaletlere yapabilir mi bilemediğim için adaptörle gezdiğim doğrudur:) Ama bolca ıslak mendil ve yedek çamaşır taşıyarak yavaş yavaş bunu da aşacağız. :)



9 Mayıs 2015 Cumartesi

Annelik Beni Büyüttü!


Annelik kadını hem büyütüyor hem çocuk ruhunu koruyor.
Mira Şimal'e oyun kurarken, ona masallar uydururken bir bakıyorum 8 yaşındaki Nazlı gelmiş. O yaşımda kurduğum hayallerle karşılaşıyorum. Evcilik oynarken hissettiğim şeyler... sanki kız kardeşimle oynuyoruz. Sonra korktuğum, yapamayacağım dediğim şeyler başıma geldiğinde bakıyorum yapabiliyormuşum, korkumu da atıyormuşum başımdan, çocukluğumu da yeniyormuşum.