3 Ekim 2014 Cuma

Miroş'tan Tatlı Bayramlar

Dibeklihan, Bodrum, 2014/ Eylül
Ah bayram şekerlerim, güzel annelerim, güzel dostlarım...
Bayram üstü iş yoğunluğu, bayramın ucuyla birleştirdiğimiz tatilimiz, yerinde hiç duramayan Miroş'la günlük telaşemiz derken sevgili bloguma, dert ortağıma, onun sayesinde tanıdığım güzel dostlarıma, hiç tanımadığım ama şu satırları okuduğunu bildiğim anneler ve anne adaylarına ne de az zaman kalıyor. 
Ama Allah biliyor ya kalbimde, aklımda hep paylaşmak, buraya bir iz, bir anı bırakma telaşı...


2014/Eylül, Miroş uykudan uyanmış, gözleri mahmur

Mira Şimal 22,5 aylık oldu. Neredeyse 2 yaşına girecek. Zamanın zalimliğine karşı durmaya, anı yaşamaya çalıştıkça kısa vadede yapılacak listesi tırmalıyor insanın zihnini, gelecek planları kocaman kaygılarla önümüze dikiliyor. 

Eylül/2014- Cappucino- Miroş midillileri izliyor

Bu ara çok çalışıyoruz, dijital ajansımız Redif'i güzel bir noktaya getirmeye uğraşırken, Miroş'a gün içerisinde çok az zaman ayırabiliyoruz. Babannesi ve dedesi birlikte baktıkları Miroş'a bizim yokluğumuzu hiç hissettirmemeye çalışsalar da özlüyor bizi. Çok özlüyor. Biz de onu. Her gün bir "süüpiz"le döner olduk akşamları. Onun 1 dakikalık mutluluğu bile her şeye bedel diyoruz ama bir yandan sürekli şımartmak da hoş değil tabii, aamaan salla otoriteleri diyoruz. Hafta sonlarımız sadece onun oldu bir süredir. "Eylencepayk"larda geçiyor ömrümüz:) Onun sevdiği yemekleri pişiriyor, istediği saat uyuyor, canı ne yapmak istiyorsa onu yapıyoruz.

Eylül/2014- Gülen yüzlü omlet

Şımarık bir kız oluyor farkındayım, çok talepkar değil, ortama uyumlu ama istediği nadir şeylerin de hemen olmasını istiyor. Hep onunla ilgilenilsin, onunla konuşulsun, oynansın istiyor. Onun dışında eşimle iki çift laf edersek o dudak hemen bükülüyor, inceden atıyor kendini yere, ağır çekimde:)
Yalnız oyun oynamıyor, oyunlardan çabuk sıkılıyor, keşfedecek yeni yerler, yeni şeyler arıyor. Ama öyle tatlı ki, bir konuşunca içi eriyor insanın.  Acayip saç çekiyor, özellikle benim. Hırslı hırslı bir doluyor ellerini saçlarıma, sabırlı sabırlı lütfenleri yemeyip, bağırtana kadar, küsene kadar... Sonra türlü şirinlikle, dönmeyen diliyle canım annem, cicim annem, afedeysin annem, bidaa yapmicem annem hemen kandırıyor insanı. 

Tatile hazır / Eylül/2014

Konuşmalar çok çılgın, anlatamam ki duymanız lazım:) 4-5 kelimeye çıktı cümleleri. Kendini çok net ifade edebiliyor artık. 

Bir haftadır Bodrum'dayız, anneannemizde, onunla aşk yaşıyorlar. Kadının yüzünde güller açıyor. Ben de fırsattan istifade annemin çalışmadığı vakitlerde dinleniyorum. Dün gece rekor 10'da uyudum, Miroş'u annem uyuttu.



Burada çok mutlu, hep beraberiz...


Sonra deniz, kum, park, dondaaama ve yine dondaamaa




Uzun zamandır ihtiyacımız vardı hepimizin, yaz bitmeden şöyle, iyi oldu.
Anneannesi kızıma kurban da aldı, gidip sevdik koyunumuzu ama tabii kesip yiyeceğimizi şimdilik bilmesine gerek yok;)

Bu vesileyle hepinize iyi bayramlar dilemek istedim.
Mutlu, umutlu ve çok sevdiklerinizle tatlı bayramlar efendim.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sen de fikrini, tecrübeni paylaşırsan Naz anne çok mutlu olur;)