3 Temmuz 2014 Perşembe

Aile Çocuk Şiddet


Mayıs sonunda Boğaziçi Üniversitesi'nde Türkiye'de 0-8 Yaş Arası Çocuğa Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması konferansına katılmıştım. Araştırma raporları ve broşürünün olduğu dosya, masamda duran dünya kadar işin altında sıkıştıkça kalbim de sıkışıyordu. Burada paylaşmak için fırsat kollamama rağmen bir türlü elimin erememesi vicdanımı hayli zorladı. Yine çok yoğun bir gün olmasına rağmen, başlamak bitirmenin yarısıdır diye açtım dosyaları...


"Şiddet" adı bile insanı ürkütmeye, germeye yetiyor, hele ki şiddetin gerçek anlamını bilen biriyseniz... "Çocuk ve şiddet" kelimelerinin ise yan yana gelmesi gerçekten korkunç bir şey! Bu araştırmada görevli Doç. Dr. Serra Müderrisoğlu diyor ki; "toplumun %74'ü düşük düzey şiddet uyguluyor." Of, nasıl bir toplum olduk? Nasıl çocuk yetiştiriyoruz...

Bazen Mira'ya bağırdığımda içim nasıl kopuyor ve onun o masum bakışı içimi nasıl sızlatıyor anlatamam. Bir daha asla yapmayacağım diye sarılıyorum ona, çok üzülüyorum. Ruhuna dokunup kırdığım yeri tamir etmek istiyorum, hafızasına girip o anı ebediyen silmek istiyorum. Kendimden deli gibi nefret ediyorum. Adı üstünde çocuk diyorum, yaramazlık da yapacak, söz de dinlemeyecek, en uslusu bile yapar, sen nasıl hakim olamıyorsun kendine, öfke kontrolü şart!

Neyse araştırmaya döneyim, araştırmanın sloganı olayı özetliyor aslında.

"Şiddetin her türünden her ortamda korunmak tüm çocukların hakkıdır" 

Araştırmanın en güzel yanı, elde ettiği verilerden ulaştıkları tespitlere öneriler de getirmesi, aşağıdaki grafiklerde göreceksiniz ama bence vaktinizi biraz ayırıp şu araştırmanın en azından broşürünü buradan inceleyin. 

2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi, Hümanist Büro ve Frekans Araştırma tarafından ulusal ölçekte yapılan bu araştırma, çocukların daha sağlıklı, güvenilir ve destekleyici bir ortamda yetişmelerine destek olmak amacıyla kurulmuş Hollanda merkezli bağımsız bir kuruluş olan ve 15 yıldan fazla bir zamandır Türkiye'de farklı paydaş ve ortaklıklarla çalışma yürüten Bernard van Leer Vakfı tarafından desteklenmiş.

Saha çalışmasında 21 ilde (kent-kır) 3.043 anne ve 1.058 baba olmak üzere 4.101 kişi ile yüz yüze görüşülmüş.


Ve aslında çok da şaşırmayacağımız, maalesef Türkiye gerçeğini yansıtan sonuçlar çıkmış:


Öfke kontrolü! 

Şiddet geçmişi ve şiddet eğilimi konusunda fikriniz ne? Bir parallelik var mı sizce? Hani şiddeti yaşayan adam/kadın kendi çocuğuna yapmaz mantığı... Hani zaten şiddetten nefret ediyordur, hatta korkuyordur...Ah, ama ne yazık ki burada benim de bildiklerim, düşündüklerim çok da doğru değilmiş, çok üzgünüm. Buyrun;



Ancak eğitim düzeyi arttıkça ve ailelerin refah düzeyi yükseldikçe çocuğun şiddete uğrama riski de azalıyormuş. Bunlar da çok önemli kriterler.

Ve hemen hepimiz aslında etrafımızda fiziksel ya da duygusal şiddete tanık oluyoruz. Peki, görsek, duysak ne yapıyoruz? 3 maymunu oynuyoruz. Ne yazık ki toplumumuzda ŞİDDET deyince herkesin konuşacak bir şeyi var, herkes farkında, herkes "ay ne kötü şey", "ah vah yazık" diyor ama kalkıp bir şey yapan var mı? Yok.

Prof. Dr. Sezen Zeytinoğlu araştırma raporunu anlatırken de aynı şeyi söyledi: "Her sosyo-ekonomik düzeyde çocuğa karşı şiddetle karşılaşıyoruz. Oradan öylece geçip gitmememiz, durmamız gerekiyor. Ama nasıl durmamız gerektiğini de öğrenmeliyiz."  

Araştırma sonuçları da göstermiş ki; toplumda şiddet algısı çok yüksek (%91,6'larda) ama beyanı çok çok az. Yani toplum, çocuğa şiddeti çok önemli bir sorun olarak görürken, bunun için bir kuruma başvurma oranı çok düşük. 
Bunda da aklımıza hemen polis/jandarma yani kolluk kuvvetleri geliyor. Sosyal hizmetlere başvuranlar o kadar az ki, buyrun araştırma grafiğinde görün:


Her toplumsal duyarlılık-hassasiyet konusunda olduğu gibi bunda da sınıfta kalıyoruz. 

Konferanstan böyle de öneriler not etmişim defterime:

  • Etkin ve düzenli aile eğitimleri verilmeli
  • Aile danışmanlık hizmetleri yaygınlaştırılmalı
  • Aile destek hizmetleri güçlendirilmeli
  • Sosyal hizmet birimleri yaygınlaştırılmalı
  • Temel gelir güvencesi sağlanmalı
  • Sosyal yardım politikaları gözden geçirilmeli
  • Tüm çocukların temel eğitimini tamamlamaları sağlanmalı
  • İstismar mağdurları için destek hizmetleri güçlendirilmeli
  • Ruh sağlığı tedavi hizmetleri güçlendirilmeli
  • Nüfus artış politikası gözden geçirilmeli

Neyse efendim boş bir vaktinizde girip inceleyin, belki bundan sonra algınız biraz daha değişir. 
Sevgiler,

#ailecocuksiddet

3 yorum:

  1. çocuklarımız küçükken insan yine kendini dizginliyebiliryor da büyüdükce sorun artıyormus bunu anladım.8 yasındaki ogluma bagırmak istemiyorum karsıma alıp anlatıyorum olmuyor ceza veriyorum bu seferde kendimi suclu hissediyorum insan belli bir yerden sonra nasıl davranacagını cidden bilemiyor.Erken ergenlik denen donem var artık keşke hep kücük kalsalar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla küçük müçük, şu 2 yaş sendromu muhabbeti, inatları, gerekli gereksiz ağlamaları bile yoruyor beni bazen, büyüdükçe neler yaşayacağız. Ama öfke kontrolüyle ilgili ciddi bir şeyler öğrenmek, taktikler geliştirmek gerek. Hayat bu kadar yormasa keşke onlarla daha rahat zaman geçirsek o zaman belki tahammül sınırlarımız bu kadar zorlanmaz.

      Sil
  2. Bilinçli anne baba olmak kadar güzel bir şey yok tabi şu var ki eğitim seviyesi düştükçe çocuğa karşı ilgisizlik boşvermişlikte boy gösteriyor bazen sonuçta insan evladıyız kendimizi tutmak zor oluyor gerçekten öfke kontrolü şart biz biliyoruz çok doğru canım .az ses yükselmesi bile çocuğu ürkütüyor daha çok ağlıyor en önemlisi minicikler hayata yeni başlıyorlar nasıl davranırsak nasıl çözüm ararsak dönüşü ne derece güzel olur diye düşünüyorum rabbim bizlere güç, kuvvet evlatlarımıza sağlık versin ...

    YanıtlaSil

Sen de fikrini, tecrübeni paylaşırsan Naz anne çok mutlu olur;)