20 Mayıs 2014 Salı

Sana Güvenebilir miyim Anne?


Çocuk yetiştirmek, onu anlamak, dinlemek, yönlendirmek, öğretmek...Bunlar muhteşem duygular...
Ebeveynler olarak bunları karşılıksız yapıyor olsak da onların bize özellikle ilk yıllarında sunduğu sınırsız sevgi ve güveni yaşamak çok büyük bir ayrıcalık. Ancak çocuk yetiştirirken sergilediğimiz tüm davranışlarda çok hassas ve bilinçli olmamız gerek. Onların da birer birey olduğunu aklımızdan hiç çıkarmamalı, ilişkimizi güven ve saygı temeline oturtmalıyız. Çünkü çocuklarımıza öğrettiğimiz, alıştırdığımız tüm davranışlar, gelecekte onların fiziksel, duygusal ve sosyal tüm yönlerini etkileyecek! Onlar bizim çocuklarımız, asla deneme tahtamız değil, bu sorumluluğun hep farkında olmalıyız.

Geçtiğimiz haftalarda Annelik Sanatı Dergisi ve Mavi Aile Danışma Merkezi'nin düzenlediği 2.Blogger Buluşması'na katıldım. Bu yıl ki konu '0-3 yaş arası çocuklarda güven gelişimi'ydi. Mavi Aile Danışma Merkezi'nin kurucusu Pedagog Belgin Temur'dan çok değerli bilgiler edinmemizin yanı sıra belki de katıldığım en faydalı etkinlikti diyebilirim. Bu tür etkinliklerde başlangıçta kendimizi tanıtmamız istenir ya, bu defa çocuklarımızı tanıtmamız istendi ancak onların gözünden.



"Ben Mira Şimal, 18 aylığım, çok hareketli ve sosyal bir çocuğum. Annem ve babam çalışıyor, bana gün içinde babannem ve dedem bakıyor" diye başladım anlatmaya. Ardından "şimdi de çocuğunuzun gözünden kendinizi anlatın" dedi Belgin Hanım.



Tabii o noktada kaygılarınız, hatalarınız, pişmanlıklarınız hepsi gün ışığına çıkıyor, kendinizle yüzleşiyorsunuz bir nevi. Ben de son derece duygusala bağladım.

Burada gülerek bir şey anlatırken ağlamak üzereydim:) 
Çünkü bir başkasını ya da kendinizi böyle bir yoldan anlatınca beyindeki kontrol mekanizması çalışmıyormuş ve doğal olarak aklınıza gelen, gerçekten hissettiğiniz tüm duyguları dökülüveriyorsunuz. Bir çoğuyla yeni tanıştığınız bir ortamda böyle samimi duygulara şahit olunca etkinliğin devamı da su gibi akıp geçti. Biraz ağlayarak çokça gülerek:)



Uzman Pedagog Belgin Temur, 0-3 yaş dönemi çocuğun hayatında pek çok temellerin atıldığı önemli bir dönem olduğunu belirterek şu anda sahip olduğumuz becerilerin hepsinin 0-3 yaş döneminde kazandığını dolayısıyla  bu dönemde çocuğun fiziksel gelişiminin yanı sıra duygusal gelişimi de büyük önem taşıdığını ifade etti. 

0-3 yaşın en önemli özellikleri; 

  • anneye bağımlılık, kendini annenin bir uzvu olarak görmesi
  • benmerkezcilik dönemi; her şey benim, herkes benim, her şey benim etrafımda dönüyor İsteklerini erteleyemiyor, istediği şey hemen olmalı
  • güven gelişimi için çocuğun yetersizlik duygusu tohumlarının atıldığı bu dönemde onu sürekli cesaretlendirmeli, yemek yemesinden, giyinmesine kadar her konuda 'yapamaz', 'beceremez' yaklaşımından kaçınılmalı.


Etkinlikten aldığım diğer notları da Twitter'ımda paylaşmıştım;

  • Aşırı kontrolcü olmayın, çocuğunuza deneyim fırsatı verin. "Bağımsızlık duygusu=özgüven"
  • "Çocukları eksik kaldığımız şeyler değil, eksik kaldığımızı düşündüğümüz şeyler yıpratıyor."

Bu güzel etkinlikte hem yaklaşan Anneler Günümüzü hem de miniklerimizi unutmayan Annelik Sanatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Elçin Ateş Ersoy'a, derginin PR'ı değerli arkadaşım Tülay Sarı'ya ve tüm ekibe, ev sahibi Uzman Pedagog Belgin Temur'a, güzel hediyeleri için Panço ve Oriflame'a çok teşekkür ederim.

#sanaguvenebilirmiyimanne

6 yorum:

  1. Canım paylaşımın için çok teşekkürler. Ben de olabilseydim keşke çok faydalı bir buluşma olmuş. Bu aralar haftada 1 gün kullandığım süt iznim bittiği için çok yetersiz hissediyorum kendimi. Ben de şimdi ağlayacağım :( Hafta içi 1 saat görüyorum. Sadece hafta sonları kaldı bize. Onda da kaliteli zaman geçiriyoruz. Ama yetiyormudur ? Akıl ver bana Nazlıhancığım helpppp :( Bu arada duygusal gelişimi için ne önerdiler? Birlikte olduğumuz zaman devamlı onunla ilgilenmek doğru mu acaba? Sevgilerrr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim tatlım, keşke, gerçekten çok güzeldi... İşte bu yetersiz hissetmeler mahvediyor bizi. Bu konuda epey konuştuk, ben de bundan yakındım ama önemli olan geçirdiğin zaman dilimi değil, onunla mutlu olduğun zaman, kaliteli zaman dediğimiz işte. Bunun için suçluluk duymamalıyız, hatta Belgin Hanım, kendinize de zaman ayırın, arkadaşlarınızla da vakit geçirin, mutlu olursanız onu da mutlu edersiniz diyor. Çocuklar her şeyin farkında, eğer bunun için negatifliğini yansıtıyorsan o da anlıyor ve mutsuz oluyor diyor. Büyüdüğünde annem hep benimleydi ama mutsuzdu mu demesini istersin, annem çalışıyordu bana vakit ayıramıyordu ama geldiği zaman çok eğleniyorduk, çok mutlu bir kadındı demesini mi?

      Sil
    2. Nazlıhancığım bana ilaç gibi geldin. Yine her zaman ki gibi :) Çok teşekkürler...

      Sil
    3. Canımm, kızım sana söylüyorum, ben de dinliyorum:) Aynı yoldan yürüyoruz hepimiz neticede.

      Sil
  2. Benim ilk defa ağladığım bir etkinlikti galiba, nasıl değişik bir duyguydu bu değil mi?
    Belki de bizlerin buna ihtiyacı varmış, onların penceresinden bakabilmek biraz acı olsa da ama bazı doğrular vardı. Çok güzel anlatmışsın canım, en kısa zaman da ben de paylaşacağım bakalım :)

    YanıtlaSil
  3. Çok, hakikaten çok farklıydı. Teşekkür ederim Burcucum, sen başlattın ağlamayı zaten, sulugöz anne seniii!:) Bekliyoruz, yaz tabii.

    YanıtlaSil

Sen de fikrini, tecrübeni paylaşırsan Naz anne çok mutlu olur;)