2 Ocak 2014 Perşembe

Bloggerız, Hep Güzel Fotoğraflardaki Gibi mi Hayatımız?


Yazıya başlamadan "Mira Şimal'le 2013'ü bitirirken" başlığı atıp, son zamanlarda yaptıklarımızı paylaşacaktım ki bir anda bir iç dökesim geldi sevgili okuyucu, valla birkaç paragraf canını sıkabilirim, dinlemek, dertleşmek istersen okumaya devam et, yoksa başka postlara, güzel fotoğraflara bak şekerim.

Bloggerız, hep güzel fotoğraflardaki gibi mi hayatımız? 



Yo yo çok şükür şikayetçi değilim hayatımdan, her şey yolunda nihayetinde ama ben biraz yoruldum galiba bu ara. Mira Şimal'le dünyamıza her geçen gün yeni yeni şeyler katılırken bu düzenin gerçekten hızına yetişemiyorum. Ama cidden yetişemiyorum, yetişemeyince geriliyorum, gerilince sinirleniyorum, sinirlenince kocama sarıyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama kabak hep onun başına patlıyor, ben en çok ona kızıyorum, en çok onunla tartışıyorum. Sanırım en çok onu sevdiğimden, beni en iyi onun anlamasını istediğimden, yükümü paylaşmak, omzunda dinlenmek istediğimden... Beni anlamayınca deliriyorum, bir de anlamadığı gibi daha da üstüme geliyor ya, Allaaaah!

Yok, çocuktan sonra biz çok tartışır olduk, ben çok çabuk parlar oldum, o da sağ olsun hiç alttan alıcı bir tip olamadı, öyle olunca 'hopaşinanay'. Ben neden kızdığımı, neden kavga ettiğimizi, neler söylediğimizi falan hemen unutuveririm, öyle salak bir yanım var Allah'tan da uzatmıyoruz, iyi oluyor. Mira Şimal'i yazacaktım dimi, karı-koca bıdıbıdısına döndüm, çok mu özele girdim, e biz de insanız yani (bloggerlar olarak genel konuşuyorum) burada hep güzel şeyleri, güllük gülistanlık yaşadıklarımızı, sevgi dolu cici bici fotoğraflarımızı paylaşıyoruz da bunlar da hayatlarımız yani... Anlatmak veya anlatmamak yazan kişinin kendi kararı tabii ama biliyorum ki bu konuda yalnız değilim!

Aslına bakarsanız bu 'yetişememe' durumunun beni bu kadar üzmesinin nedeni bilinçaltımda yatan 'mükemmel' olma çabası. Mükemmel anne, mükemmel eş, mükemmel işkadını, mükemmel ev kadını, mükemmel evlat, mükemmel gelin, mükemmel arkadaş, hatta mükemmel blogger... Yok anacım yetişilmiyorsa YETİŞMİYORDUR, olduramıyorsan, OLMUYORDUR demek ki bazı şeyler, biraz KABULLENİCİ olmak lazım. Ay bu konu çok konuşuldu, çok tartışıldı uzatmayacağım siz anladınız beni, Başak burcuyum bir de, işte siz hesap edin.


Kadınlık dediğin bildiğin trapez yapmak zaten! 

Birini bırakıp birini tutuyorsun hayatındaki iplerin, bazen birkaçını birlikte tutman gerekiyor, elden kaydırmaman...Yoksa fena DÜŞERSİN! Bir trapezci gibi hem çok esnek hem çok kurallı olacaksın, hesap edip hareket edeceksin, DENGEYİ asla şaşırmayacaksın, tüm bunları yaparken de estetik ve güzel görüneceksin yoksa kimse beğenmez. Yoksa kimse BEĞENMEZ! Kadınlığına, anneliğine laf atarlar, kusur bulurlar. HADİ BE! Yaa, bırak beğenmesinler, bırak düş birkaç kez! Kafa göz dağıt; ev dağılsın, bebek ağlasın, işler karışsın, arkadaşın darılsın, annen kızsın... Ama azıcık dön kendine bak kardeşim, kendini bu kadar yıprattığına değer mi? Biraz rahatla, relax ol, geniş ol, gamsız ol! Gör bak daha mutlu olacaksın o zaman! Kendim için 2014'te bunu diliyorum. Böyle olabilmeyi umut ediyorum, en azından bir nebze daha...

Hani bu yetişememe durumları da ZAMANA dayanıyor ya, bu kahrolasıca uçup giden zamanın içinde bir bakmışız kendimize, birbirimize ayırdığımız zamanlar da öyle azalmış ki! İş yerinde beraberiz, evde beraberiz 24 saat beraberiz ama birlikte miyiz? İş yerinde iş arkadaşı, evde anne-babayız, karı-koca ya da aşık ya da sevgili gibi zaman geçiremiyoruz ki biz. Çocukla beraber yapılan etkinliklerimiz yemek ve ev ziyaretleriyle sınırlı olduğundan ne bileyim bir sinema, bir tiyatro, bir konser ya da baş başa sahilde oturup hayal kurduğumuz günler geride kaldı. Belki de bu gerginliklerin bir sebebi de bu dedik, yalnız kalamama... Yok böyle olmaz, buna acilen bir çözüm bulmak lazım dedik ve bir KARAR aldık.
Hafta içi bir gün işe gitmeyeceğim, Mira Şimal'le kalacağım, o gün kayınvalidem dinlenecek, haftasonu bir gün de onlara bırakıp biz takılacağız. Geçen hafta ilk uygulamamız başarıyla geçti. Aylardır görmediğim Beyoğlu'na gittik, sokakta elele yürüdük, bunu öyle özlemişim ki... (Bebek arabasıyla elele tutuşmak mümkünsüz oluyor, bilirsiniz :o) Sonra 3 senedir iş yaptığımız harika bir restorana gidip 1er kadeh rakı içtik:) Ardından da çok manidar bir tiyatro izledik Şişli Talimhane Tiyatrosu'nda. Oyunun ismi: "Seni Seviyorum Mükemmelsin Şimdi Değiş" Her repliğinde "aynı biz" dedirten bir oyundu. Sevgililikten, evliliğe, çocuktan sonra değişen yaşamlardan, orta yaş ve yaşlılığa kadar her yaşta aşkı ve birliktelikleri mizahi bir dille sorgulayan, çok eğlenceli bir oyun, fırsat yaratabilirseniz mutlaka tavsiye ediyorum!

İşte böyle sevgili okuyucu, hepimiz hayatımızda bazı şeyleri değiştirmek, yoluna sokmak için bazı kararlar alıyoruz da önemli olan uygulayabilmek. Umarım bu yıl aldığımız tüm kararları uygulayabilecek gücü kendimizde buluruz, dinlediğin için çok teşekkür ediyorum.
Mira Şimal'le yaptıklarımız bir sonraki posta kaldı artık.
Bugün de dertlenme günü olsun napalım!
Sevgiler,


12 yorum:

  1. AHAHAHAHHA :) Çok tatlı bir post olmuş. Hep eğlenceli şeylermi paylaşılacak canım doğru diyorsun. Herkesin hayatında bir noktaya dokunmuştur yazdıkların. İnan yalnız değilsin. Yani kendi açımdan söyleyeyim ki çok tanıdık geldi :) Ben böyle durumlarda hep şu sözü söylüyorum eşimle kendime; 'bu çocuk öle ya da böyle büyüyecek. Önemli olan bizim aşkımızın, sevgimizin bozulmadan büyümesi.Aramız bozulup klasik bir evlilik olacaksa çocuk yapmanın ne manası vardı. Biz güzel evliliğimizi daha da neşe, güzellik katmak, taçlandırmak için bebiş yapmaya karar verdik.Bunu hiç bir zaman unutmayalım' dedim. Sanki bu bizim felsefemiz gibi oldu tatlım. Herşeyin bir yolu bulunur.Önemli olan birlikte konuşup, ortak yolu bulabilmek. O da sağlam bir birliktelikle mümkün. Yani sizin evliliğiniz gibi maşallah :) Siz de süper bir yol bulmuşsunuz :) Hafta sonları çok iyi gelecek size eminim. Sevgilerrrr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim, öyle güzel söylemişsin ki eşine, ben de okudum Samet'e dün akşam, kesinlikle çok haklısın. Umarım o ortak yolları hiç şaşırmayız. Çok teşekkür ediyorum Gözdecim. Mutluluklar hepimizle olsun.

      Sil
  2. Canim benim ne guzelde anlatmissin :) tam biz diyecegim geldi. Ciddi ciddi mukemmelliyetcilik yoruyor insani. Esler arasindaki iki asiktan sonra anne-baba olmak devamli zor mesele, canim benim cok iyi anladim ben seni. Bende cok dertliyimde anlatmiyim simdi burda :) tum sikintilarimizin gectigi mutlu bir sene olur ins. Opuyorum cok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Biraz dokunabilmek istedim, bir çoğumuz böyle dönemeçlerden geçiyoruz, atlatacağız eminim. Ne zaman paylaşmak istersen dinlerim:)
      Amin, çok sağol bitanem. Ben de çok öpüyorum.

      Sil
  3. :):):))))) gözlerimden yaş akarak okudum inan bana...:( hem güldürdün hemde ağlattın:)
    aynı biz bende bir yazsam o kadar uzar ki....
    sen yine kısa yazmışsın....
    hepsi geçecek diyorum hep derin bir nefes eşliğinde:)
    sevgilerr mutluluklarrrr
    ilknur:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle canım benim hepsi geçecek tabii ki ama bu süreç insanı cidden yoruyor.
      Önemli olan tüm ilişkilerimizin (aile, akraba, dostluk) az hasarla çıkabilmesi bu durumdan:)
      Sevgiler benden, size de mutluluklar...

      Sil
  4. :):):))))) gözlerimden yaş akarak okudum inan bana...:( hem güldürdün hemde ağlattın:)
    aynı biz bende bir yazsam o kadar uzar ki....
    sen yine kısa yazmışsın....
    hepsi geçecek diyorum hep derin bir nefes eşliğinde:)
    sevgilerr mutluluklarrrr
    ilknur:)

    YanıtlaSil
  5. Neredeyse yeni-anne babaların söylemek anlatmak istediklerine tercüman olmuşsun bu yazınla, anne-baba olmaktan sevgili olmaya vakit bulamıyoruz.. Heyecanımızı kaybettiğimizi düşünüyorum bazen, ama en büyük heyecan zaten o değil mi diyorum, eşimden her zamankinden daha çok şey bekliyorum diyorum, bunlar geçecek diyorum , diyorum da diyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten böyle bir ikilem var, yukarıda Gözde'nin de dediği gibi hepimiz ilişkimize biraz daha heyecan katsın, hayatımıza neşe katsın diye istiyoruz çocuk, ama çocukla beraber gelen sorumluluk ve zorluklar zaman zaman bunların önüne geçince bunalıp eski neşemizi de kaybediyoruz. Büyüdükçe sorunlar artacak eminim ama bu duruma alışıp, buna göre bir düzen kurup, böyle mutlu olmayı öğreneceğiz sanırım.

      Sil
  6. Çok güzel olmuş eline sağlık :) Yine de son paragrafta için için güldüm, kusura bakma ama o kadar oyunun içinden tam anne babanın durum komedisi gibi yine çocuklu hallerle ilgili bir oyuna mı gittiniz yahu!? :D Olsun, çok güzel kararlar almışsın, umarım keyfin artarak çoğalır!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim:) Hahaha, yok aslında ben daha bir flörtöz oyundur diye tahmin ettim ama içinden sürpriz o da çıktı, genel bir kadın-erkek ilişki sürecini ele alan bir oyundu ama tabii iş oraya gelince salonda kahkalarımız herkesten fazla duyuldu:)
      Amiin, hepimizin, çok sağol

      Sil
  7. Canım benim yazdıkların o kadar hayatın içindenki... Emin ol her evde bu anlattıklarının daha da fazlası yaşanıyor .. Ama insanlar nedense bu kadar açık yüreklilikle cesaret edip dile getiremiyor.. Sen o kadar teselli oluyorsun ki yazdıklarınla blog açasım geldi inan:):) Bu işleri pek bilmemem anlamamamda cabası:):) Aslında tembellik benimkisi neyse.. Dediğin gibi kavgalar bebek büyüdükçe artıyor , baba anne kadar içselleştiremiyor çocuğu doğası gereği .. Biz daha rahmimize düştüğünde başlıyoruz o sıcaklığı , tedirginliği hissetmeye .. Daha o zaman başlıyor endişelerimiz gerginliklerimiz .. Üstüne birde bu erkeklerin rahat tavırları gerçekten çileden çıkarıyor bazen insanı... Aslında hayatı biraz kendi için yaşamalı insan çocuğun da olsa eşin de olsa annen kayınvaliden kardeşin kim olursa olsun herkes kendi penceresinden bakıyor hayata , onlar için yaptıklarının hayatın da ne kadar fazla yer işgal ettiğini bilemezler ortak olmaya çalışırlar belki ama anlayamazlar .. Ben dört boyun fıtığı ile gazi dolaşıyorum bu aralar kendim için hiçbirşey yapmıyorum üstelik! Her şey kızım , eşim, evim , kayınvalidem , babam, babanem , okul vs için.. Ama ne oluyor bu tempo zamanla beni yoruyor , yıpratıyor , sağlık sorunlarına neden oluyor ve gün geliyor kimse bu yaptıkların için sana ödül vermiyor!!! Üstelik hafife alıyor , görmezden geliyolar.. Amannnn ben de bi detliyim ki bu konuda sorma gitsin.. Şu an sana yamulmuş bi boyunla ağrıdan geberen bi kolla yazıyorum ve yazmaya devam edicem .. 2014 yılında daha çok kendime dönücem , yüzmeye gidicem , spor yapıcam , güzelleşicem ve bu fıtıklardan kurtulup ameliyat olmıcam .. Hiç hırslı olmadım bu zamana dek ama azimliyim artık kendim için yaşıcam inşallah .. Seni ve tatlı kızını çok öpüyorum mutluluk dolu yıllar yazılarını takip edicem heyecanla ..

    YanıtlaSil

Sen de fikrini, tecrübeni paylaşırsan Naz anne çok mutlu olur;)