30 Aralık 2013 Pazartesi

Herhaftalık Yılbaşı Çekilişi Sonuçları


#herhaftalikyilbasicekilisi etiketiyle sosyal medyada paylaştığımız, bloglarınızda duyurduğunuz, harika çekilişimiz sonuçlandı. Çekilişe yetişemeyip, katılamayanlar üzülmesin, sizler blogumu, çekilişlerimi sevip, paylaştığınız sürece yine yaparız:) Çekilişi göremeyenler tık

22 Aralık 2013 Pazar

Herhaftalık Yılbaşı Çekilişi

Size sürprizlerim var demiştim, bizi takip edenler yaşadı, henüz takip etmeyenler için de işte fırsat! Bu bir başlangıç olsun, şimdi takip etmeye başlayarak hem muhteşem hediyelelerimi kazanma şansı yakalayın hem de bundan sonraki sürprizlerden ilk önce haberdar olun!

Yeni bir yıla girerken, Herhaftalik.com da 2 yaşına giriyor. Bu vesileyle ne zamandır yapmak istediğim çekilişi yapmaya karar verdim. Ve kendi kendime hediyeler hazırlarken, siz sevgili takipçilerimi daha da mutlu etmek için, ilginizi çekeceğini düşündüğüm markalarla da görüşüp onlar sayesinde hediye paketlerini biraz büyüttüm hatta abartmış olabilirim:)

Tam 3 kişiye çok özel yeni yıl hediyelerim var!
Ve katılım şartlarını çok basit tuttum ki herkes kolayca katılabilsin.

18 Aralık 2013 Çarşamba

Tavsiye Evi - İlk Deneyim

Herhaftalık Tavsiye Meleği oldu da Paint terk yalnız:)

Birkaç hafta öncesinde Twitter'da orada burada sürekli karşıma çıkan Tavsiye Evi de neymiş deyip incelemiş, inceleyince de "oo tam benlik bir şey" deyip, Tavsiye Kanalı üzerinden üye olmuştum. Hohoyt Tavsiye Meleği oldum, ismi bile güzeldi. Sonra İBS fuarında çıktılar karşıma; hem kurucusu dünyalar tatlısı Renan Hanım'la, hem de işlerini heyecanla yaptıkları yüzlerine yansıyan müthiş enerjili ekiple tanıştım. Önümüzdeki ilk etkinliklerine davet ettiler sıcağı sıcağına:) Ben de gittim.



Peki nedir bu Tavsiye Evi, Tavsiye Meleği, Tavsiye Kanalı? Çok küçük açıkladım aslında. Bir tane Tavsiye Evi var, Bağdat Cd. girişinde, evin içi harika, her şey sponsorlar tarafından döşenmiş, banyosundan mutfağına kadar pırıl pırıl ve her şey son moda, son teknoloji. Şipşirin, sıcacık bir ev.


Bu evde bir tek uyunmuyor, onun dışında sürekli yaşayan bir yer, peki kimlerle yaşıyor? Tabii ki meleklerle... Tavsiye Melekleri ve markalarla... Bu melekler evde yapılan birbirinden güzel etkinliklerle, atölyelerle, hem markaları, ürünleri deneyimliyor, hem keyifli vakit geçiriyor, hem de yeni arkadaşlıklar kazanıyorlar. Tavsiye Evi ise kadınlara yönelik birçok evente, ünlü isimlere, program çekimlerine, marka lansmanlarına ev sahipliği yapıyor. Benim gibi yazan, çizen ya da çevresindekiler tarafından tavsiyeleri dinlenilen, çevresine kanaat önderliği yapan kadınlar da yeni şeyler deneyimleyip, çevresiyle paylaşıyor ve böylece bence kadınlar arasında en güçlü pazarlama yöntemi olan "ağızdan ağıza pazarlama" gerçekleşmiş oluyor.


Dün gittiğim etkinlik A Haber'de yayınlanan Para Durumu programının ekonomist sunucusu Özlem Denizmen'in program çekimiydi. Çekim, Tavsiye Melekleri'yle beraber doğaçlama yapıldı. 10 kadın çaylarımızı içip enerji ve finans konuştuk, çok komik.


 Ev ekonomisinden, evde enerji kaynakları tüketiminde nasıl tasarruf ettiğimizden, neler yapabileceğimizden konuştuk. Ev işinde, günlük yaşamımızda uygulayabileceğimiz basit yöntemler ve önlemlerle enerji faturalarımızda %50- %70 arası tasarruf edebileceğimizi öğrendik. Aslında pek çoğu bildiğimiz ama pek uygulamadığımız yöntemler. Mesela eve gidince mutfak tezgahında sürekli prizde duran çay makinemin fişini çıkarttım. Diş fırçalarken suyu kapattım. Hemen uygulamaya başladım bile yani, inşallah devamı gelir. Önce aile ekonomisi sonra ülke ekonomisi:)



Programda oturduğum konum itibariyle biraz mikrofon uzatıcı gibi görünsem de epey konuştum galiba, izlemek isterseniz 11 Ocak günü 20:30'da A Haber- Para Durumu programında olacağız efenim.

Siz de böyle farklı deneyimler yaşamak, kaliteli zaman geçirip, yeni dostluklar edinmek isterseniz Tavsiye Kanalı'ndan kayıt olup, sınırlı sayıda davetli çağırılan etkinlikler için mail kutunuza düşecek maili beklemeye başlayabilirsiniz:)

Sevgiler,

Bu arada dip ve büyük NOT: Yarın ya da en geç Cuma sizler için hazırladığım muhteşem sürprizler ve hediyelerle dolu HERHAFTALIK YILBAŞI ÇEKİLİŞİ'ni duyuracağım, sık sık buraya uğramayı unutmayın.

16 Aralık 2013 Pazartesi

İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı'nın Ardından



13-14-15 Aralık tarihlerinde gerçekleşen "Yılın en trend anne bebek çocuk fuarı" olarak lanse edilen İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı'na Cumartesi günü gidip sizler için karış karış gezdim.

400'e yakın firmanın katılımıyla gerçekleşen fuar sandığımdan hareketli ve eğlenceliydi. Katılımcı firmaların birbirinden özenli hazırlanan standları, genel ve stand özelinde yapılan etkinlikler, çocuklar için aktiviteler, dans gösterileri, showlar, hamile yogasına kadar pek çok farklı etkinlikle şenlik yeri gibiydi. 


Anne bebek ve çocuk sektöründe (bu kelimeyi de hiç sevmiyorum ama, gerçekçi olmak lazım, evet, bu bir sektör) bildiğimiz markaları daha yakından tanımak, yeni markalar keşfetmek oldukça etkin bir fuardı. Fakat amaç doğrudan alışverişse, nayn, yanlış yerdesiniz. Yani anında alışveriş yapmak isteyen son tüketiciye pek hitap etmiyor. Çünkü firmalar fuara resmen göstermelik ürün getirmişler, ne baktıysam bulamadım, ama yok değil tabii, orada yok! Bu yüzden sizi ya bir satış noktasına ya da online alışveriş sitesine yönlendiriyorlar. Gelgelelim ben oradan çıkarken elimde bir tek dişfırçası-macunu seti vardı Mira Şimal için. Neyse Allah'tan büyük değil de anne bana ne aldın diye sormadı gidince:)) Hatta bir arkadaşım aradı, "güzelse biz de geleceğiz hem puset falan bakarız dedik" diye, "yok gelmeyin bence, siz yine bebek marketlerine gidin" dedim. Çünkü cidden ürün gamı çok olan firmaları geçin, az olanlar bile çok az ürün sergileyip, satıyorlardı. Ee tabi onları da anlamak lazım, 3 günlük bir fuar ve amaç satış yapmaktan ziyade tanıtım, reklam yapmak. Alan kısıtlı, hangi birini koysunlar, kendilerini en çok ifade eden ürünleri koymuşlar ama ürünün başka bir modelini, numarasını, seçeneğini istediğinizde ellerinde yok. Neyse nihayetinde başta söylediğim gibi tanıtım ve hatta network açısından oldukça verimli bir fuardı. Hemen hemen her stand çekiliş yaparak data topluyordu, herkes amaca yönelik çalışıyordu yani. Günler de harika olmuş, Cuma, Cumartesi, Pazar, tam gezilecek zaman. Konumun da Harbiye'de ICC'de olması büyük bir artı. Peki ben neler yaptım?

Herhaftalık ve üzerine çalıştığım bir portal projesi için bol bol gezdim.
Şimdi ben susayım fotoğraflar konuşsun:)



Çocukluk dostum Yumoş'u bulmuşken fotoğraf çekilmeden olmazdı. Hatırlar mısınız eskiden çoook kiloluk deterjan aldığımızda mı ne Yumoş veriyorlardı, işte onlardan bende 3-4 tane vardı galiba, Yumoş çiftliği kurmuştum resmen, amma seviyordum. Hala da seviyorum. Mira Şimal'in giysi ve nevresim takımlarında da Yumoş kullanıyorum.


Ee bir de Omo & Yumoş'un iphone uygulamasına dahil olmuşum sevmem mi, hepten severim. Bebeğim & Ben uygulamasını indirenler parmak kaldırsın! Uygulamayı indirdikten sonra Eğitim bölümüne geliyorsunuz, Anneler Konuşuyor'a tıklayıp konuları dinlerken benim cırtlak sesimle de karşılaşınca şaşırmayın:) "diring ding dıng ding" diye tatlı bir müziğin ardından "Nazlıhan, 1 yaşında Mira Şimal'in annesi" diyor ve ben bıkbık anlatıyorum, dinleyin, çocuktan vazgeçebilirsiniz o derece isyankarım, niye öyleysem o gün, değişken anne ruh hali işte.


Hadi fuara dönelim,




Kim korkar böyle dişçiden, çocuk diş kliniği standı, harika bir fikir değil mi?




Fotoğrafta güzel çıkmamış ama gördüğüm en şık standlardan biriydi, bilin bakalım ne standı? Tabii ki bir sanatçı standı, bebek & doğum fotoğrafçısı birine aitti. Eee, göz, zevk...Standına da yansıyacak tabii. (Aman bu fotoyu görmesin, ne ironik ama) 


Ya bu adamı niye çok seviyorum bilmiyorum ama baya seviyorum yani, akademisi de çok başarılı. Mira Şimal çok esnek gerçi her bebek esnek bu zamanlarında da, bu esnekliği kaybetmeden bir baleye, jimnastiğe yazdırsak mı acaba? diye düşünmeden edemiyorum. Her kızın hayalidir ya... Ben de bir kızım olursa...diyordum, ay olsun mu baleci ya?


Tavsiye Meleği'nden bir önceki postumda da bahsetmiştim, fuarda da buldum onları, Allahım plastik bardaklara bile melek kanadı yapmışlar ya, çok tatlılar. Tarçınlı su ikram ettiler bir de çekilişte melek kurabiye de kazandım, tatlılıktan ölecekler ya:) Yarın bir etkinliklerine davet edildim, gideyim, anlatırım.


Hassas Anne Ece Kumkale'yle biraraya geldim, daha önce bir ek gıda eğitiminde tanışmıştık, nasıl şirin kadın, nasıl güleç, onu keşfetmediyseniz ve takip etmiyorsanız hala çok şey kaçırıyorsunuz. 


Yine çok şeker biriyle tanıştım, Sofi Maya'nın kurucusu Aslıhan. Bazı ihtiyaçların ancak anne olduktan sonra anlaşıldığından yola çıkıp kendi markasını yaratmış. Mesela anne olmadan önce ıslak mendil çantasıyla ne işiniz olurdu değil mi, şimdi keşke olsa diyorsunuz. Ee, bakın o zaman, tık:)


Fuardan aklımda kalan en güzel anlar bunlar, daha birçok standa uğradım, bilgi topladım, zaman içerisinde paylaşacağım. Mesela hep merak ettiğim kordon kanıyla ilgili özel bir Kordon Kanı Bankası'ndan uzun uzun bilgi aldım, radyasyon önleyici boyadan tutun, eğitim setlerine, aktivite evlerinden, organizasyon şirketlerine kadar... 

Merak etmeyin, yeri gelince anlatacağım ya da merak edin ya, edin de takipte kalın:)
Sevgiler çokça,





12 Aralık 2013 Perşembe

Herhaftalık'ta Yenilikler!


Herhaftalık 2.yaşına yaklaşırken biraz yenilenme zamanı geldi dedim ve hem görsel hem işlevsel olarak biraz değişiklikler yaptık. Öncelikle header yani başlık alanının tasarımını değiştirdik. Logo gibi kullanabileceğim bebek arabası ve logotype şeklinde hazırladığımız herhaftalık yazısını tasarladık.

Hem daha kolay ulaşabilirlik hem de blogspot tabanında herhangi bir sorun olduğunda devam edebilmek için herhaftalik.com'u alıp her ikisini birbirine yönlendirdik. Artık kısaca herhaftalik.com oldu.

Kim? başlığı altındaki hamileyken yazdığım biyografimin yerine daha güncel ve daha çok beni anlatan bir otobiyografi yazdım.


Herhaftalik.com olmasıyla birlikte yepyeni bir mail adresi aldım, sadece bir merhaba demek için bile herhaftalık altından bana mail atabilirsiniz; merhaba@herhaftalik.com

Yeni yazı yazdım mı diye bekleyen canım izleyicilerim için en altta google+ ve sağda facebook connect ekledim. Her ikisinde de beni takip edebilir, hatta başka annelere de önerebilirsiniz. Ve tabii artık herhaftalık'ın facebook sayfası da var.

Blogumda paylaşmaya yetişemediğim fotoğrafları izleyebilmeniz için sağ panele instagram hesabımı entegre ettim.

Sağ panele size bahsetmeyi unuttuğum Tavsiye Meleği ve FikriMühim'in logolarını ekledim. Ne işe yaradıklarını resimlerinin üzerine tıklayıp inceleyebilir hatta belki siz de birer Tavsiye Meleği ya da Fikri Mühim olabilirsiniz.

Umarım değişiklikler hoşunuza gitmiştir.
Sevgiler,

9 Aralık 2013 Pazartesi

1 Yaş ve Mira Şimal'in Değişimleri

Hani 40'ından sonra bebek çok değişti derler ya sahiden de Mira Şimal 40'ından sonra bir anda değişmişti. Aynı değişimi 1 yaşına basınca da yaşadık, yaşıyoruz. Bir oyunlar, bir havalar, amaaaaaan sanki 18'ine girdi zilloş. 

Elindeki bir şeyi isteyince uzatıp vermeden geri kaçıp gülmeler, yatınca sırtına binip atçılık oynamalar, 5 dk ilgi göremeyince yere yatıp birtakım şirinlikler yapmalar, korkutmalar, daha ben gidiyorum derken kendi byebye yapmalar, sevdiği şarkılara hoppa hoppa diye eşlik etmeler, ninni mırıldanmalar, önüne yastık koyunca e-ee-e yapmalar, bebeğini sallayıp uyutmalar, köpeğine mama yedirmeler, ham yapmalar Allah'ım severken kalacak elimizde, bu hale nasıl geldi hiç anlamadık. Kendi kendine öğreniyor bizi taklit ediyor maaşallah tam bir deli ya. Bütün gün ayakta pıtı pıtı geziyor, hiç durmuyor evin içinde dört dönüyor, yemek yemek için bile oturmuyor. Bu konuda ne yapacağımızı bilmiyorum. Hiç istemediğimiz şekilde önünde arkasında gezerek yemek yedirebiliyoruz. Enerjisi hiç bitmiyor bir de yese bari, 3 kaşık alıyor sonrası tamam, ekmek, hamur işi, krep, poğaça, simit, kek bayılıyor sebze, et maalesef yediremiyoruz. Gece maması ve meyveye de eskisi gibi iştahlı gömülmüyor. En azından yediklerine bari dikkat edelim diye tam buğday unundan kekler, poğaçalar, keçi sütlü krepler falan yapıyorum ama çocuk full karbonhidrat sanırım enerjisini de oradan alıyor. Tabii o da lazım ama protein ve diğer vitaminlere de ihtiyacı var. Sayısız çorba, yiyecek deniyorum ama tam bir Çanakkale çocuğu oldu çıktı, soya-çekim midir nedir anlamadım.



1 yaş kontrolüne gittiğimizde doktora da dertlendim, gereksiz üzüldüğümü söyledi, aç olan çocuk yer hem seni de emiyormuş, o her vitamini alıyordur merak etme dedi. Öyle mi cidden? Merak etme de insan üzülmeden edemiyor ki. Zaten Allah'tan emiyor hala diye avutuyorum kendimi.

Tabi burada aç parantez yaparak şunu da eklemek istiyorum. Milliyet'ten aynen alıntıdır:

"1 yaş sonrası dönemde en sık karşılaşılan sorun iştahsızlıktır. Bebeğinizin 1 yaşından sonra büyüme hızı azaldığından, fizyolojik iştahsızlık dönemi başlar. 6 - 9 ay arası 400 gr. alan bebeğinizin, 1 yaş sonrası ayda 200 gr. civarı alması normaldir. Aileye bu bilgi 1 yaşına girmeden önce verilmelidir. Aileler tarafından “iştahsızlık” olarak algılanan bu dönemin çoğu çocuk için normal olduğu belirtilmelidir. Ayda 200 gr. Civarı kilo alabilen, fizik muayenesi doğal bir çocuk, fazla beslenmek için zorlanmamalıdır. Her çocuk için, aileler ile porsiyonlar, besin kalite ve içeriği konuşularak belirtilmelidir. "


Gerçi zaten bir de şu var hangimiz brokoli, kabak, semizotuyla falan büyüdük ki, köfte, patates, makarna nesli değil miyiz biz? Valla kime sorsam aynı dert, çocuk da n'apsın, güzelim hamur işleri varken pırasa yemeğini...Zamana bırakmalı belki ama tabii denemeye de devam etmeli. Gittiğim eğitimlerde çocuğa seçenek sunmayın, yemek pırasa ise onu yemeli bir saat geç de olsa tekrar deneyin, yemezse de açlıktan ölmez acıkınca yer falan gibi notlar alıyordum ama uygulamada maalesef beceremiyorum. Tıpkı uyku düzeninde olduğu gibi, evet bir itiraf daha hala ayakta sallayarak, ninni söyleyerek uyutuyorum. Ya da şansıma çok yorulmuş olursa memede uyuyakalıyor. Ve asla 10'dan önce uyumuyor. Uyursa da gece 3'te uyanıp 5'e 6'ya kadar uyumuyor. Uyku eğitimi de ne yazık ki halen veremedim. Of ne yapayım. Galiba çok yüz veren bir anne oldum, babası da böyle. İstediğini ağlayarak da olsa yaptırabiliyor ve kesinlikle yapıyoruz. Halbuki insan neler düşünüyor anne olmadan önce, şöyle yaparım böyle yaparım, tabi tabii bebeğim yaparsın.  Lafla peynir gemisi yürümüyor ne yazık ki ve asla anneliğin  (pardon babaları çöpe atmayalım) ebeveynliğin sınırları yok (hatta burada babaanneyi dedeyi de katıyorum, bakımını üstlendikleri için) Neyse canım, sağlık olsun, huzur olsun, n'apalım.


Sağlık demişken 1 yaş aşılarımızı da yaptırdık, ay bu sefer sağlık ocağına gittik. Aşı için oraya gidiyoruz zaten, taşınmamıza rağmen eski mahallemizdeki sağlık ocağına gidiyoruz hala, aile hekimimizi çok seviyorduk da. Mira Şimal'in boy ve kilo ölçümünü de yaptılar. Boyu 80 cm olmuş, inanamıyorum. Daha iki ay önce 74 falandı nasıl iki ayda 6 cm uzamış, şok oldum. 1 yaş için boyda üst sınırdayız yani. Kilo ise 9.700'de kalmış, aldığını boya vermiş, o da ortalamanın üzerinde sayılıyor Allah'tan.


Bizden haberler böyle, geçtiğimiz Cumartesi blogumun neredeyse başından beri çok sıkı takipçim olan, birkaç hafta yazı yazmasam iyi misiniz, merak ettim diye soran, ama gerçekte hiç tanışmadığımız Hacer'in kızının 1 yaş gününü kutladık. 2 hafta önce Miroş'un doğumgününe geldiklerinde tanıştık, biz de Zeynep'in yaşgününe gidip, iadeyi ziyaret yaptık, çok güzel oldu. Dostlukların blogdan gerçeğe dönüşmesi müthiş güzel bir şey. Hazırladıkları foto-sunumu izlerken gözyaşlarıma hakim olamadım,  hamileliğimizden beri biliyoruz birbirimizi, öyle duygusal ki şimdi yaş günlerini kutlamamız. Allah hep daim etsin böyle güzel dostlukları, paylaşımları... Onlara kocaman sevgiler, mutlu yıllar diliyorum.


Bu arada yine bir takım işler, projeler peşindeyim, hepsi bebeklerimiz için. Yakında güzel şeyler olacak. Hepinize mutlu haftalar! Bebiklerinizle...