28 Haziran 2013 Cuma

Mira Şimal'in 7.Ayı ve Ek Gıda Tarifleri

Güzel kızım 7.ayını doldurdu. Bu günlerde bana eskisinden çok daha fazla bağlandı. Ve artık eskisinden çok daha hareketli. Bu yüzden artık hiç yalnız bırakamıyorum. Mutfağa gitsem bile 3-5 dakikada bir kontrol ediyorum dolayısıyla hiçbir iş yapamıyorum:/


Aslında oyuncaklarıyla çok güzel oynamaya başladı. Halının üzerine uyku setinin kullanmadığımız alt değiştirme örtüsünü seriyoruz, emzirme yastığını da destek yapıyoruz, bir sürü de oyuncak veriyoruz önüne, arada sıkılsa ve kucak istese de bütün gün orada sayılır. Üstelik artık desteksiz de oturabiliyor. Bu bizi çok mutlu etse de oyuncaklarına uzanırken düşünce düştüğü yerden kalkamıyor. Genelde kolu altında göbek üstü minik bir kaplumbağa gibi çaresiz olduğu yerde kalakalıyor. Önce ses çıkarmıyor zavallım, sonra kolunu kurtarmaya çalışırken yorulup ııığğğğ diye ağlamaya başlıyor. Dolayısıyla günümün 4/1'i onu düzeltip oturtmakla geçiyor. Artık yatarak oynamaktan keyif almıyor. Ve beni odada göremeyince kızıyor. Bu yüzden ev işlerini yoluna koymak için haftada 2 gün bir yardımcı almaya başladık. Rutin yemek, bulaşık, çamaşır işlerinden ziyade, cam, kapı, banyo, mutfak temizliğini bile yapsa benim için kafi. Diğerlerini iki arada bir derede yapıyorum zaten.


* Mira Şimal 7.ayında artık ellerini, parmaklarını çok güzel kullanıyor. İstediği oyuncağa erişiyor, uzanıyor, fırlatıyor, çekiyor, ısırıyor:)
* Sesli oyuncaklardaki sesleri taklit etmeye başladı. Kendi kendine bazen mırıl mırıl konuşup değişik heceler çıkarıyor, ölüyorum bitiyorum o haline çok komik. Babasıyla oynadıkları parmaklarla ağzı kapatıp açma oyunları var, "a-ba-ba-ba" diye ses çıkarılan hani, minik bir kızılderili gibi. Babası o şekilde yapılınca "baba" sesi çıkartıldığını anlamış olacak ki kızına ilk bu oyunu öğretti. Çakal:) Önceleri babası kendi parmaklarıyla yapıyordu, şimdi Miroşki o minnacık elini yumruk yapıp aynı oyunu oynuyor kendi kendine. Bütün gün bababababa...
* Hem eller hem ayaklar aynı anda nasıl döner ya, 4'ünü birden saat yönünde yada tersine çevirip duruyor zilloşum, çok komik, bunu sevindiği zamanlarda yapıyor, tel sarar kızım tel sarar hem elleriyle hem ayaklarıyla teeel sararrr:)
* Beni öpmeye başladı! Muck diye değil canım ağzını kocaman açıp yanaklarımı vakumluyor, ay içimin yağları eriyor bir görseniz öyle güzel ki! Bunu babasına yapmıyor ama sakallı diye herhalde, oh canıma değsin hehehe:) Bi de kucağımdayken minik kollarını bir doluyor ki boynuma bitiyorum!




Gelelim 7.ayda uyku düzenine;

-sabah 6 gibi uyanıp emip uyuyor. 9'a doğru uyanıp tam güne başlıyor.
-11:30 gibi yeniden uyuyup 13:00 de uyanıyor. (1,5 saat öğlen uykusu)
-18:00 gibi akşam üstü uykusu (1 saat en fazla)
Sonraa taaa gece yarısı! :( Gece 12, 1...
(Bazen gece 3-4 gibi kalkıp emebiliyor belli olmuyor bu)
Ne yapacağız bilmem 10:30'da uyuyunca şaşırıyorum ama o zaman da akşam üstü uykusu hiç uyumamış oluyor.
Bu konuda ne yaptıysam olmuyor, banyo, pijama, karanlık, sessizlik, sallama, ninni, şarkı türkü kar etmiyor. 9'da yatırsam uyanıyor gece vakti. Öylesi daha zor. Önerilere açığım!

Ve yemek düzeni;

- sabah anne sütü saat 6 ve 9'da
- 11'de kahvaltı + yarım saat sonra anne sütü
- 13:30'da meyve suyu ya da püresi + yarım saat sonra anne sütü
- 16:00'da anne sütü ya da yoğurt
- 18:00'de sebze çorbası ya da püresi
- 19:30 anne sütü
- 21:30 tahıllı muhallebi
- 23:00 anne sütü

Görüldüğü gibi her türlü ek gıdadan versem de yine anne sütü yine anne sütü istiyor. Sanki hep emzirsem hala yetecekmiş gibi çünkü 1 tabak mamayı henüz bitirmişliği yok en fazla küçük kasenin yarısı kadar yiyiyor.
Henüz bizim için hala ana besin anne sütü. Bunun yavaş yavaş değişmesi lazım sanki ama nasıl bilmiyorum. Bu durumu yaşayanlar var mı? Yine önerilere açığım!


Birkaç da tarif vereyim ama tarif gibi değil de tüyo gibi vereyim çünkü ben de tariflerimin çoğunu gurme bebek'ten bakarak yapıyorum sadece biraz değiştiriyorum kendime, elimdeki malzemeye göre. Gurme bebek gerçekten bu konuda harika. Tam bu sayfadan 6 ay ve üzeri için tariflere bakabilirsiniz.


Kahvaltı: 

  • Tuzsuz keçi peyniri (tuzsuz bulamazsanız bir parça peyniri en az yarım saat suda bekleterek tuzundan arındırabilirsiniz.)
  • Pekmez ( dut ve keçi boynuzu çok faydalı)
  • Ceviz  (kendiniz uğraşmak istemezseniz baharatçılarda kuruyemişçilerde çekilmiş ceviz satılıyor:)
  • Tam buğday ekmeği (Uno'nun sofra serisinin tam buğday ekmeğini kullanıyorum kendimiz de seviyoruz çok güzel hem de dolapta rahatlıkla muhafaza edilebiliyor.)
  • Devam sütü ya da Meyve suyu (Genelde bu klasik bebek kahvaltısı süt ile kıvamlandırılıyor ama Mira Şimal sanırım devam sütünün tadını çok sevmedi denemek için cam rendeden geçirdiğim şeftali ve ılık suyu karıştırırak verdiğimde daha iştahlı yedi)

Meyve Suları ve Püreleri:

Şimdi yaz bütün meyveler taze taze harika, bugün kirazı bile cam rendeden geçirip verdim. En çok kullandıklarım şeftali, kayısı, mor erik anjelik, armut, elma, muz, avokado, kavun, karpuz

  • Şeftali, kayısı, elma süper uyum
  • Muz ve şeftaliyle de süper püre oluyor.
  • Erikle kirazın birleşimini de sevdi bugün Mira Şimal. 
  • Kavun karpuz zaten banko:) 
  • Avokado mucizevi bir şey, çok faydalı, araştırabilirsiniz. Üstelik çok besleyici yarım bir avokado sade bir şekilde bile tam bir öğün oluyor aslında da Miroşki hepsini yemiyor o ayrı. Avokadoya alışkın değilseniz gözünüzü korkutmasın yumuşak bir avokadoyu alıp uzunlamasına ikiye bölün kabuğunu soyun, içi çatalla çok kolay eziliyor. Krema gibi bir kıvamı var tam pürelik. Muzla, armutla kombinleyebilirsiniz. Yoğurtlarına katabilirsiniz, buğday ruşeymi ve limon ile farklı bir tatla da yedirebilirsiniz.
  • Meyvelerin hepsine iştah açıcı olması ve tat vermesi için "tarçın" kullanabilirsiniz.
  • Çekilmiş ceviz ekleyebilirsiniz.
  • Meyveleri haşlayıp tel süzgeçten geçirdikten sonra komposto gibi de yedirebilirsiniz.
  • İçine tahıl ilavesi yapabilirsiniz. İrmik, yulaf unu, organik pirinç unu, buğday ruşeymi... (Ya da tam tersi tahıllardan yaptığınız muhallebilere meyveleri ekleyebilirsiniz:))
  • Kuru meyveleri unutmayın, gün kurusu kayısıyı, inciri cezvede içme suyuyla yumuşatıp rondodan geçirebilirsiniz. Diğer meyvelerle karıştırıp, sade ya da muhallebilerinizde kullanabilirsiniz.
  • Hiç meyve sevmiyorsa yoğurtla da deneyin. Meyveli yoğurda kim hayır der ya, ısırırım onu!
Hadi sonra da sebze ve muhallebi tüyoları veririm. Çok yazdım kimse okumayacak:))
Bebek bisküvisi henüz yapmadım, cicibebe'de kullanmak istemiyorum birkaç tarif  buldum da varsa sizden de alayım.


21 Haziran 2013 Cuma

Bebekle Tatil ve Yolculuk

"Zaman düşer ellerimden yere..."


Mira Şimal bugün 7.ayını doldurdu. Tam 210 gündür aramızda. Hayatımızın ortasına öyle bir yerleşti ki sanki hep oradaydı, orada hep bir boşluk mu varmış ki ondan önce? Bilmiyorum. "O yokken ne yapıyorduk?" diye sorup duruyoruz birbirimize. Bizi, ailemizi birbirine daha da bağlayan bir düğüm o. Onu çözdükçe ona daha çok bağlanıyorum. Yüzü giderek bana benziyor, bu çok acayip bir şey. Ona baktıkça aynaya bakıyorum. Gözümün içine bakınca içimden, kalbimden hızla bir şeyler akıyor. Gülünce zaman dursun, dünya dursun hep böyle kalalım istiyorum. Ağlayınca yüreğime filler oturuyor, nefes alamıyorum, içim çok acıyor. O hiç yokken bir anda gelip bütün boşluklarımızı doldurdu, bütün cümlelerimizin öznesi, hayatımızın anlamı oldu. Neyse çok duygusala bağladım. Anne olanlar anlar beni, henüz olmayanlara da bu garip duyguları hazır oldukları zaman yaşamalarını diliyorum.

7.ayımızın nasıl geçtiğini, bu ay neler yaptığımızı da anlatacağım ama önce en uzun yolculuğumuz ve tatilimizle ilgili edindiğim tecrübeleri paylaşmalıyım.

Bebekle Yolculuk 


Geçen hafta kendi aracımızla yola çıkıp önce Bursa'ya uğradık, kız kardeşim ve eşini alıp onların arabasıyla yola devam ettik. Bodrum'a anneme tatile gittik. Oradan Alaçatı, Bursa ve İstanbul'a dönüş... Yaklaşık 2.000 km. Gerçi Mira Şimal bu sürece çok kolay uyum sağladı. Öncelikle arabayı çok seven bir çocuk olduğunu söylemeliyim, uykusu olmasa bile arabanın ritmine alıştıktan bir süre sonra uyuyor eğer gece uykusu değilse kırmızı ışıkta veya benzinlikte durduğumuzda hemen uyanıyor ama gece uykusundaysa 4 saat rahat uyuyor. Bursa'ya giderken akşamdı ama henüz gece uykusuna geçtiği saatler değildi, oyalanmanın biraz zor olduğunu söylemeliyim ama baktık durmuyor biz durup mola verdik, biraz açık havayla dikkatini dağıtıp yola devam ettik. Bodrum yolunaysa gece uykusunda çıktık, sabaha karşı uyandı biraz mızırdandı ama arabada biraz kardeşim biraz ben bolca oyuncak epey oyaladık.

Araçla uzun yola çıkacak bebekli ailelere önerilerim:


*Denk getirebiliyorsanız gece uykusundayken yola çıkın ama siz de uykunuzu almış olun.

* Sevdiği oyuncakları yanınıza mutlaka alın. Çıngıraklar, sesli oyuncaklar, renkli kitaplar tahmininizden fazla işe yarıyor.

* Onun oturacağı tarafın camına güneşlik taktırın. Yoksa ince bir battaniye ya da örtü de iş görebilir. Başını korumak için geniş kenarlı bir şapka takabilirsiniz.

* Çok sıkıldığında mola verin, temiz hava aldırın.

* Altının temizliğine maksimum önem verin, malum araba koltukları ekstra terletiyor ve çocuğu bunaltıyor. Artık birçok benzin istasyonunda alt değiştirme üniteleri bulunuyor. Yedek bezlerinizi, ıslak mendili ve kremlerini bagajda değil yanınızda bulundurun.

* Yedek bir- iki kıyafet, bir yelek, hırka ve terini alması için müslin kumaş, mendil gibi malzemelerinizi yanınıza alın.

* Eğer emiyorsa sık sık emzirin, ek gıdaya geçtiyse kavanoz mamalar yanınıza alabilirsiniz. Mama kaşığı ve cam rendenizi de çantanızın bir köşesine koyun. Dinlenme molasındaki restoranlardan mevsimine göre bir meyve alıp rendeleyip verebilirsiniz.

* Yüksek sesli müzik dinlemeyin, bebek için rahatlatıcı müzik cdlerinizi alabilirsiniz. Klimayı sadece ortamı serinletmek için açıp kapayın, uzun süre klimayla yol almayın.

* Bebekler için özel üretilen +30 faktörlü güneş kremini güneşe çıkmadan yarım saat önce sürün ve yol boyunca da 2 saatte bir tekrarlayın.

Bebekle Tatil

Bizim şansımız tabii ki Bodrum'da annemin evinde tatil yapıyor olmamızdı ama son 2 günü Alaçatı'da otelde geçirdik, otelde konaklamayı da deneyimlemiş olduk. 

Park Yatak: Bebekle tatilin ihtiyaç listesinin başında tabii ki yatak geliyor. Biz park yatağımızı götürdük ve çok rahat ettik, Alaçatı'da kaldığımız Port Alaçatı Hotel'de ise arabadan çıkartmamıza gerek kalmadı çünkü bebek yatağı olarak park yatakları varmış, süper oldu. Yani ilk iş kalacağınız yerde bebeğinizin rahat edebileceği yatak olup olmadığını öğrenin hatta fotoğraf bile isteyebilirsiniz bence;)


Puset ve Kanguru: Ben hem puseti hem Boba'yı aldım ama Boba'yı kullanmamıza gerek kalmadı heryere arabayla gittiğimiz için. Eğer otobüs yolculuğu yapacaksanız ve gittiğiniz yerde kısa mesafe bir yerlere gidecekseniz kangurusunu da alın.

Güneş Kremi: Kimileri güneş kremlerinin zararlarından bahsediyor, kimileri güneş kremsiz güneşe çıkmayın diyor. Ben doktorumuza sordum iyi markaların bebekler için üretilen +30 faktörlü kremlerin zararlı olmadığını söyledi. Tabii ki en güzel önlemin gölgede kalmak, şapka kullanmak ve mümkünse saat 16:30'a kadar güneşle buluşturmamak olduğunu da. Biz de öyle yaptık hep gölgedeydik neredeyse. Ben son güne kadar güneşlenemedim desem yeridir.



İlaç ve Kullandığınız Vitaminler: Yanınıza bir ateş düşürücü, ağrı kesici mutlaka alın, vitamininlerini unutmayın.

Hırka ve Kalın Giysiler:  Aaa tatile gidiyoruz sıcak demeyin, bir iki hırka bir iki pantolon mutlaka alın. Özellikle akşam Bodrum ve Çeşme ciddi serin oluyor.


Mayo ve Şişme Havuz, Kolluk, Simit vb. şeyler: Biz Mira Şimal'i denize havuza sokmadık. Aslında denizi çok heves etmiştim ama sadece ayaklarını ıslatmakla yetindik. Çünkü daha deniz cidden ısınmamış, biz bile girerken üşüdük. O yüzden ona bir tane üstü gölgelikli şişme havuz aldık. 4 mayosunun sadece 2

Bez yük etmeyin idare edecek kadar yanınıza alın oradan yine alırsınız. Islak mendil, Şampuan, Vücut Yağı, Havlu, Önlük, Tırnak Makası, kullanıyorsa Biberon, Emzik, Suluk (biz kullanmıyoruz da:() 

Tüm bunları düşündük ama hesap etmediğimiz bir şeyler vardı. Sinekler! Bodrum'da sinek vakası yaşamadık ama son gün Alaçatı'da uyandığımızda Mira Şimal'in yüzü sinek ısırığı içindeydi. Nerdeyse 10-12 tane sivrisinek kızarıklığını görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Halbuki odada detan vardı, gece de bir dünya öldürmüştüm hatta gece emmek için kalktığında baktım hiçbir şey yoktu, ne olduysa sabaha karşı 04:30 ile 06:30 arasında olmuş, sabah bir gördüm deli oldum. Ama yapacak bir şey yok iş işten geçmişti. Sonradan öğrendim ki lavanta yağı sinekleri uzak tutuyormuş. Ve sakinleştirici etkisinden başka hiçbir etkisi de yok. Bebeklere rahatlıkla sürülebilirmiş. Ama olduktan sonra yapılacak bir şey yok ne yazık ki. 1 haftadır geçmeyince dün doktoru aradım en fazla bepanten sürebilirsin dedi. Yavrum nasıl kabardı suratı bir görseniz. Neyse nazarlar çıksın napalım:( Siz siz olun tatil bavulunuza bir şişe lavanta yağını koymayı unutmayın.


Günün sonunda tatil harika ama ben Mira Şimal ile ilgilenmekten, onun verdiği sorumluluğundan bu sene hiç gel keyfim gel, uzanmışım kumsala güneş damlar içime yapamadım. Hatta bu tatil cidden çok yoruldum. Ama olsun onunla yaşadığım her saniye benim için çok güzel. Allahım onların hiçbir acısını bizlere yaşatmasın, melek yavrularımızı daima korusun.

Tatile çıkacaklara şimdiden iyi tatiller ve bebişlerle kolaylıklar diliyorum:)

3 Haziran 2013 Pazartesi

Benim Annem Aşırı Uç



27 yaşındayım öyle ya da böyle hiçbir olaya karışmadan 2 üniversite bitirdim. Evet lise -üniversite yıllarında kendi ideolojik görüşümü oluşturabilmek için çok araştırdım, okudum hatta bazı partilerin gençlik kollarında bile görev aldım. Ancak katıldığım eylemler üniversite öğrencilerinin okul harçlarının yüksekliği, kiralık evlerin pahalılığını geçmedi. Masum, olaysız, şarkılı, temiz pankartlı eylemlerdi bunlar da. Kendi halimde bir hayat ve siyasi duruşum her zaman oldu ama hiçbir zaman benim gibi düşünmeyenleri aşağılamadım, ötekileştirmedim. Onların düşünce ve inanç özgürlükleri çerçevesindeki sorunlarına da sahip çıktım hatta savundum bile. Her kesimden arkadaşım oldu, hala da var. Çok yakın türbanlı bir arkadaşımın üniversiteye girmeyi nasıl istediğini, bu yüzden omzumda ağladığı zamanları biliyorum. Neyse uzatmayayım ben asker bir ailenin içinde büyüdüm, babam, dedem, dayılarım... Cumhuriyetçi, demokrat ve müslüman. Bunun açılımı ne demek biliyor musunuz? Halkçı ve tüm ülke vatandaşlarının devlet politikasında eşit söz hakkına sahibi olduğu bir anlayış benimseyen ve Allah'a, peygamberlerine, kitaba, meleklerine inanan ve dini vazifelerini yerine getirmeye çalışan bir aile. Yani bayağı aşırı uç değil mi?

Bugün ülkemizde yaşanan direnişin sorumlusu olarak tutulan aşırı uçların suçu; cumhuriyeti savunmak, demokrasiyi savunmak, fikri özgürlükleri savunmak, barışı savunmak, Atatürk'ü savunmak, milli birliği savunmak, milli bayramları savunmak, içeri tıkılan gazetecileri savunmak, halkların kardeşliğini, halkçılığı savunmak, şehitlerimizi savunmak, şehit analarını savunmak, doğayı, insanlığı, beraberliği savunmak! Bir tek dinime amin deniyor da acaba hangi kitapta, hangi dinde kendi halkına zulum yapmak yazıyor? Bu ülke dinle bile yönetiliyor olsa bu ülkenin emniyet güçlerinin görevi halkı korumak değil midir, din adaletinde de bu böyle değil midir? Adı üstünde emniyet! Halkın güvenliği... Hani halk için emniyet, adalet için hizmet! Hangi harfine uyuluyor? Adalete hizmet masum insanları gazla boğmak mı, panzerlerle halkının arasına girmek mi, esnafın malını, kamunun malını yakıp yıkıp, bunu halka mal etmek mi? 

Benim 6 aylık bebeğim var ben meydanlara çıkamadım ama annem Bodrum'da çıktı. Benim annem ben çıkarsam korkar bana kızar sandım. Ama o benden önce attı kendini dışarı. Benim annem siyasetten anlamaz, benim annemin hiçbir partiyle işi olmadı, benim annem başkalarının gazına gelmez, benim annem oraya bizim geleceğimiz, torununun geleceği için oraya çıktı. Daha aydınlık, daha duyarlı, daha barış dolu, doğaya saygılı bir neslin geleceği için oraya çıktı. Benim annem orada 50 yaşında biber gazıyla tanıştı, polisin saldırısıyla tanıştı. Hem de etrafındaki yüzlerce çocukla, turistle, gençle birlikte. Benim annem bayağı bir aşırı uç!

Birileri hala bu olanları görmezden geliyor, başkaları da görmesin diye medyayı susturuyor, onlardan olmadığımız için bizi küçümsüyor gibi bir tavır takınıp hala bu olanları partilere, onların siyasi ideolojilerine bağlıyorlar. Bizi açıkça tehdit ediyor, birlik olmaya çalışan bizi bölmeye çalışıyorlar. Bizi ötekileştirmeye, onlardan olmazsak gömmeye, önce fikirlerimizi, umutlarımızı öldürmeye sonra gerçekten öldürmeye çalışıyorlar. 

Biz halkız, haklıyız, onlar her ne kadar o yumuşak koltuklarınızda bizi baş belası üvey evlat gibi görse de, bizi kendilerine benzeyenlerle tehdit etseler de biz aslında aynı tohumlarız. Sadece kimilerimiz yavaş anlıyor, onlar da er geç anlayacaklar.

Hala biz mi teröristiz, biz mi çapulcuyuz?

Terörist ne demek? Siyasal, dinsel ve-veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmi, yerel ve genel yönetimlere yönelik, baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır.

Evet içimizde şiddet olduğu doğru, şiddetli bir şekilde barış, özgürlük, kardeşlik ve gerçek demokrasi istiyoruz. Bu yüzden baskı yapıyoruz. 

O zaman doğru, teröristiz!

Çapulcu ne demek?

"kimi kesimlerce en temel toplumsal kurallara bile uyamayan, bir türlü kontrol altına alınamayan insanları aşağılamak için kullanılır."

 Sizin sadece sizin gibi olanları düşünerek koyduğunuz kurallara, yasalara uymak istemiyoruz ve artık bu yüzden gerçekten kontrol edilemeyecek kadar büyüyoruz.

 O zaman doğru, çapulcuyuz!