14 Mayıs 2013 Salı

İlk Anneler Günüm

Hatay Başın Sağolsun!


Biz küçücük dünyalarımızda neler yaşıyor nelere üzülüyoruz oysa ki ülkemizde neler yaşanıyor, ne canlar yanıyor. Katliamlar, nefret, türlü türlü oyunlar...Felaketler bizim gibi küçük hayatları olanları vuruyor büyükler ise kumanda ellerinde, keyifleri yerlerinde...Yaşananlara sessiz kalsak da, seyirci olsak da, sosyal medyada tepki göstersek de ya da çemberin dışında kalmaya çalışsak da hiçbir şeye yaramıyor çünkü birçoklarımızın hala görmediği bir ateş çemberinin içindeyiz hepimiz! Ya yanarak ya yara almadan geçeceğiz ama hepimizi o ateş çemberinden atlatan terbiyecilerimiz var. Bunu kabullenmeliyiz. Halbuki bu bizim doğamıza aykırı! Birileri üzerimizden para kazanıyor, show yapıyor, biz de düşe kalka yana yakıla düzene ayak uyduruyoruz işte. Dayım dün çok güzel bir laf etmiş; dinazorlar gibi neslimizin tükenmesi lazımken bu savaşlar, bu kötülük niye? Bir insan, bir kitle başka bir insanı hatta topluluğu nasıl katledebilir?

Nasıl bu hale geldik bilmiyorum... Anneler Günü'mü anlatacaktım size, aslında Pazar gecesi yazdım sıcağı sıcağına ama yayınlamak istemedim bunca acı yaşanırken. Elbette hayat devam ediyor ama her olayda bu şekilde ilerleyemeyiz, bu bizim avuntumuz, her yaşananın hesabı sorulmalı daha fazla kan dökülmeden...


Reyhanlı'da yitirdiğimiz yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. Çünkü bu acı, bu gözyaşı hepimizin.

----o----


Benim Annem, Çiçek Annem!



Öncelikle kendi annemin ve tüm annelerimizin bu buruk geçen Anneler Günü'nü kutlarım. Annem Bodrum'da yaşadığı için birlikte olamadık ama çiçek çikolata gönderdim ona. Geç gitti ama olsun:/ Bir de o sabahki duygularımla bir yazı yazdım, eminim benim gibi yeni anneler aynı duyguları paylaşıyordur.

"Şimdi anladım niye seni kızdırdığımda "9 ay karnımda taşıdım seni" diye bağırdığını...

Şimdi anladım sana bağırdığımda "hiçbir şey demiyorum sana, sen de anne olacaksın" diye tek bir cümleyle sabrını, sükunetini korumaya çalıştığını...

Şimdi anladım seni üzdüğümde "anne olunca anlarsın" dediğini...

Şimdi anladım neden ayaklarının altında cennet? 
Neden senin gibi yar olmayacağını...

Omuzlarındaki yükü, sırtındaki ağrıları, gözündeki yaşı, ayaklarının nasırını, kalbindeki gerçek aşk; evlat aşkını şimdi anladım!

Canım annem, Çiçek annem, Güzel annem Seni Çok Seviyorum. Anneler Günün, Anneler Günümüz Kutlu Olsun."


Bir Masum Mor Menekşe 

Cumartesi günü amcam tüm ailenin anneleri için bahçede yemek organize etmişti. Canım kuzenim Batuhan da bana en sevdiğim çiçeklerden biri olan mor menekşe almış, ilk o kutladı anneler günümü.


İlk Anneler Günüm

Ama Pazar günüm, ilk Anneler Günüm aslında pek de iyi başlamamıştı. Geceden plan yapmıştık. Erken kalkıp geçen sene hamileyken kahvaltı yaptığımız Koşuyolu'ndaki Biber Cafe'ye gidecek, tam da geçen yıl bugün oturduğumuz yerde oturup Mira Şimal kucağımda fotoğraf çekilecektim. Hatta geçen yıl giydiğim tshirti giyip before/after esprisi yaparım diye planlamıştım ki tshirtime dünden kalma çayı sıçrayınca yalan oldu.


Evden çıkmamız çok uzun sürmüş, erken kalkmama rağmen işim bitmemiş, açlık da üzerine eklenince iyice stres olmuştum. Cafenin orda otopark bulamayıp dünya kadar yürümüş bir de üstüne cafenin yerinde yeller estiğini görünce tam dumur olmuş, ne yapacağımıza karar veremeyip birkaç cafeye daha girip, yurdumun Pazar keyifçilerinin açıkbüfeleri silip süpürdüğünü görünce hepten keyfimiz kaçmıştı. Nihayetinde Acıbadem'de Badem Tat'a gidip muhteşem su böreğini yiyince biraz kendimize geldik.


Fakat terslikler ve hayal kırıklıkları silsilesi devam ediyordu. Mira Şimal yollarda altını üstünü kirletti. Neyse bir ton daha bıdı bıdılar uzatmayayım. Kızım tren deneyimi yaşasın bize de değişiklik olsun diye Haydarpaşa'da arabayı bırakıp Bostancı'ya trenle gittik, amma ne tren, resmen metrobüs, içinde nostaljik hiçbir şey kalmamış.
Caddebostan'da turlayıp 3-5 mağaza yaptık, hala göbeğim tam erimediği için üzerime göre birşey bulamadım, sinir geldi. Miroşki'nin hırkasını arabada bırakmışız, hava da esmeye başladı falan fıstık. Hala anlatıyorum dimi ya, tamam sustum.

Süt Anne Oldum!


Belki görmüşsünüzdür birkaç hafta önce sosyal medyada böbrek hastası Yahya Kemal bebek için anne sütü aradıklarını. Benim de Mira Şimal'in biberon almadığı için kullanamadığım sütleri deepfreezde dururken bir yerlerde bir bebeğin buna gerçekten ihtiyacı olmasına gönlüm razı olmadı. İnsan anne olunca sadece kendi yavrusuna değil hiçbir bebeğe kıyamıyor, genelde bu rt olaylarını pek umursamam ama bunu görmezden gelemezdim. Hemen aradım ve aileye yardımcı olan Maya Hamile'nin sahibesi Devrim Hanım'a ulaştım. Bebeğin hiçbir şekilde mama almaması gerektiğini, doktorların sadece anne sütü verin dediğini duyunca anne sütlerimi vermeye hazır olduğumu söyledim. Sağolsunlar gelip aldılar evime kadar, bebeğe ulaştırdılar. Allah razı olsun. Umarım şifa olur, bal olur. Sağlıklı haberlerini de alırız. Onlar anneler gününde mesaj atmışlar, bir de Yahya Kemal'in fotoğrafını göndermişler. Süt annemizin anneler gününü kutlarız demişler, öyle mutlu oldum ki, gözyaşlarıma engel olamadım. İşte kızımın süt kardeşi benim de süt oğlum:


Akşamüstü eşimin eski şirketinden kankası Ezgi'yle buluştuk, bana harika çiçekler almış, herkes beni düşünüyor sen bile düşünmüşsün de kocam düşünmüyor, bir kuru çiçek bile almadı falan diye sitem yağdırdım kocama.


Sanırım eşimin gerçekten içinden gelerek, özene bezene hazırladığı sürprizlerine alışık olduğumdan fazla beklenti içine girmişim. Meğerse sürpriz geceyeymiş...Boş yere bi ton surat astım adama, bi araba laf söyledim. İlk anneler günüm de, zaten birsürü terslik oldu da, hiç hayal ettiğim gibi olmadı da....Sanki düğünümde açıkhavada yağmur çamur yağdı, öyle bir önemsemişim bugünü... Ama önemli ne yapayım :/ Değil mi yani?

İnsan on kere anne olmuyor ki, yani olan da var tabii de, Allah onlara sabır versin.

Şaka bir yana eve geldik, benim bir işim var numarasıyla gitti kocacım, döndüğünde ise 1 saat birşeyler yaptı kapalı kapıların ardında, ben de hiç bozmadım, anladım bir sürpriz olduğunu ama bu kadar güzelini beklemiyordum.

10'dan geri sesli sesli sayıp bebeğin odasına gelin dedi, 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1,0!


Rengarenk uçan balonlarla süslenmiş, her bir balonun ucuna minik minik notlar asılmış, yerde bir sürü mis gibi mumların olduğu bir oda, kızımın odası, aynı zamanda bizim odamız, balonların üzerinde "canım annem" yazılı, fonda "benim güzel annem" diye çocuk sesinden bir şarkı... Kocacığım elinde kamerayla bizi çekiyor, Mira Şimal de gözünü balonlardan alamadı, bir taraftan beni olmayan dişleriyle ısırmaya, öpmeye çalışıyor, mumların arasında dolanarak balonların ucundaki notları okudum. Tabii gözyaşları sular seller! Muhteşemdi, tek kelimeyle harikaydı!


Böyle başlayan bir günden hiç beklemezdim ama mutlu sonla bitti bugün. Elbette birşeyler yapmak şart değildi, kızımın bir gülüşü, eşimin bir öpücüğü tabii ki yeterdi ama sanırım fazla duygusaldım, son günlerde epey yorulmuştum, böyle güzel bir ana ihtiyacım vardı sanki... Çok iyi geldi!

Kızıma beni anne yaptığı, bu eşsiz duyguları yaşattığı için, eşime beni sonsuz sevdiği ve bana bu güzel anları yaşattığı için çok teşekkür ediyorum.


Annelik Allah'ın kadınlara bahşettiği en güzel mertebe, şükürler olsun. Ve Allahım inşallah her isteyene anneliği tattırır.

Sevgi dolu günler efendim, tüm annelerin, annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun!


4 yorum:

  1. Agladim mutluluktan ne guzel bir evlat dogurmusum diye

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anneem teşekkür ederim, bana aşıladığın bütün güzel duygular için...

      Sil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Çok güzelmiş sürpriz gerçekten ben olsam ben de ağlardım.Çok şanslısınız

    YanıtlaSil

Sen de fikrini, tecrübeni paylaşırsan Naz anne çok mutlu olur;)