25 Mart 2013 Pazartesi

4.Ay: Bildiğin Eğleniyoruz!

Mira Şimal 4.ayını doldurdu, gün itibariyle 4 ay 4 günlük pambuk helvam, balım, peteğim. Her ne kadar havalar bir türlü ısınamasa da bizim içimize bahar geldi, sıcaklara da az kaldı diye enerjimiz tam. Hani o en zor dönemimizi çok şükür hasta usta olmadan atlattık ya biraz daha rahatladım. Şimdi yaz gelse de  kısa kollularımızı şortlarımızı giyip çıksak dışarlara...


Bu ay artık gülücüklerimiz daha bilinçli, ağlamalarımız daha kuvvetli ama Mira Şimal'in etrafında olan bitenleri anlamlandırmaya çalıştığını, bizim yüzümüzle mimiklerimizle eğlendiğini artık fark edebiliyoruz. Vaktimizin büyük bir kısmı onu güldürmekle, eğlendirmekle geçiyor, çünkü o eğlenince biz de eğleniyoruz.

Biraz oyuncaklarından bahsetmek istiyorum aslında, biliyorsunuz 0-3 aylık grubunda neredeyse hiç oyuncak yok, şimdi daha yeni yeni ufak tefek oyuncaklarımız olmaya başladı, hem daha önce aldıklarımı hem hediye gelenleri kullanmaya başladık. Bunlar hakkında bir post hazırlayacağım haftaya, daha önce de soranlar olmuştu zaten iyi olur değil mi? Ama siz de fikirlerinizi, 0-3 ve 3-6 ay grubu için uygun gördüğünüz oyuncak ve eğitici nesneleri paylaşırsanız çok seviniriz:)


17. ve 18.haftalarımızda neler öğrendik, neler yaptık?

  • Yatağın içinde dönüyoruz. Ortaya yatırdıysam yatağın sol üstüne çıkmış ya da sağ altına inmiş buluyorum Mira Şimal'i.
  • Belinden ve bacaklarından destek alıp yuvarlanmaya başladı. Bu da artık koltuğa koy mum gibi dursun zamanımızın geçtiği anlamına geliyor. :/ Alt değiştirirken bile sağa sola yuvarlanarak bez bağlatmayı zorlaştırıyor.

  • Başından ve belinden kendini ana kucağından atmaya ya da kucağımızdayken kalkmaya çalışıyor. Resmen oturmak istiyor artık. Eee tabi tavana bak bak nereye kadar canım. 
  • Yüz üstü yatmayı pek sevmiyor, doğduğu zamandan beri hemen her gün bir kaç dakika bile olsa göğüs kafesi, kasları gelişsin diye kontrollü olarak yüzüstü bırakıyorum. Fakat bu ara epey uzun kalabiliyor. Üstelik o halde dururken bacaklarını çırpıştırıp, poposunu atmaya çalışarak emekleme hareketi yapıyor. Öyle tatlı oluyor ki ısırmamak için zor tutuyorum.
  • Sesleri ee, oo, uu gibi taklit edip laf dinlemeye başladı. Çok geveze olacak bu kız, bıdı bıdı bıdı bazen biz konuşurken sesimizi  bastırıyor illa kendini dinletecek, resmen bizle yarıştırıyor.
  • Veee artık çıngırağımızı sadece tutmakla kalmayıp sallıyor, cici oyuncaklarını çekip ağzına götürüyor.


Bu arada hala anne sütüne devam! Ve sadece anne sütü... İlk 6 ay yalnızca anne sütünün kesinlikle yeterli olduğunu düşünüyorum. Sütümü düzenli olarak olmasa da sağıyorum ve anne sütü saklama poşetlerine koyup deep freeze atıyorum. Üzerlerine tarihlerini ve ml'ini de yazmayı unutmadan;)
Yeri gelmişken söyleyeyim:

Elektrikli Göğüs Pompası: Lansinoh Affinity Çiftli 
Süt Saklama Poşeti : Lansinoh
Göğüs Pedi: Lansinoh (60lı paket almayı tercih ediyorum daha uyguna geliyor)
Biberon: Dr.Browns Cam 125 ml.

Bebek bezinde 3 numaraya geçeli epey oldu, önce Prima Premium Care kullanıyordum ama şimdi Aktif Bebek almaya başladım, onun pudralı dokusu belki zarar verir diyordum ama artık vereceğini sanmıyorum, herhangi bir memnuniyetsizlik de duymadım.  Var mı sizi rahatsız eden bir tarafı Aktif Bebek'in?

Ve 4.ay aşıları:

5'li Karma Aşı'sının 2.dozunu ve Pnomökök ( Zatüree) Aşısının 2.dozunu yaptırdık. 2.ayda önerilen ama aşı takviminde olmayan Rotavirüs'ü de iyice araştırıp 3.ayda yaptırdığımdan 2.dozunu 5.ayda olacağız. 2 ay geçmeli sanıyorum. Doktor da aynını söyledi.

Gelişimi ortalama standartlarda gidiyor çok şükür. Boyu hayli uzun şuan 64 cm. Geçen ay 62 idi:)
Kilosu 7.300 gr olmuş.
Baş çevresi de 40.5 cm

Allah evlatlarımızı sağlıkla büyütmeyi nasip etsin ve bebek bekleyen güzel gebişleri de sağlıkla yavrucuklarına kavuştursun diyor, haftaya yeni bir postla karşınızda olmayı umuyorum.:)

Sevgiler,

12 Mart 2013 Salı

Mira Şimal'in 14.15. ve 16.Haftaları

Herkese merhaba,

Hamilelikte günler geçmiyor derken bebekle haftalar aylar hiç anlamadan akıp geçiyor. Bir yandan büyüsün, emeklesin, yürüsün, konuşsun diye bakıyorum bir yandan da zamanın hızla geçmesine sitem ediyorum bebekliğine doyamayacağım diye. Çocuk büyütmek böyle bir şey sanırım. Gelişimini izlemek çok güzel ama ona daha fazla bakabilmek, öpüp koklayabilmek için zamanı durdurmak da istiyor insan...

Nasıl olur da bu denli hızla büyüyebilir bir insan, çok şaşırıyorum. Hayatımızın hiç bir döneminde ellerimiz, ayaklarımız bu kadar hızlı büyüyemez, bacaklarımız, kollarımız, boyumuz uzayamaz. Resmen bir uyuyor bir uyanıyor değişmiş! 0-3 etiketli bir çok kıyafetiyle tamamen vedalaştık. Mesela aşağıdaki beyaz pembe tulumuyla...Hatta bir kısmını durumu olmayan birine verdim bile, çok sevdiğim parçaları kardeşimin bebeğine saklayacağım, kız olursa giyer tabii:)



Çıkardığı sesler değişiyor, ağlaması, gülmesi... Bir gün bir nesneye odaklanıyor ertesi gün bir bakmışsın tutmaya çalışıyor, ertesi gün kavrıyor, her gün farklı bir şeyiyle şaşırtıyor insanı bu bebek milleti!

Mira Şimal 14.Haftasında nesnelere uzun süre bakmaya başladı, şuan 16.haftamız dolmadı bile ama artık resmen tutup kendine çekiyor hatta dayımın aldığı oyuncağın dişlik bölümünü tutup ağzına soktu bugün ilk defa. Diş etleri epey kaşınıyor. Diş yerleri belirginleşiyor.

14.Haftamızda artık epey yaşlanan dedemi ve canım arkadaşım Duygumu ziyarete gittik, Gölcük'e. Benim büyüdüğüm güzel sahil kasabamız Değirmendere'de kızımı pusetine koyup gezdirdik.

Canım Duygum Miroşki'nin parmağını yerken...
O hafta sonu hava da harikaydı şansımıza.  Mira Şimal ilk defa açık havada gezdi. İstanbul'da hep kapalı alışveriş merkezlerinde geziyorduk. Otoparkına gir, yukarı çık, hiç temiz hava almadan yine eve dön. Hem soğuklar hem İstanbul'un hengamesi başka bir şeye izin vermiyordu.

Değirmendere-Kuruçeşme

15.Haftamız keşiflerle geçti, el ve ayaklarını daha çok hareket ettirmeye başladı Mira Şimal.  Her iki bacağını kaldırıp yatağa vurarak ses çıkarmayı öğrendiğinden beri sabahları bizi uyandırmak için ağlamak yerine bu yöntemi kullanır oldu.

Dilimiz hep dışarda, ellerini daha çok emer oldu, bir de püüüvvv püvvv yapıp tükürcükler çıkarmaya başladı.  Beslendikten sonra kusma problemimiz azaldı derken salyalar başladı:) Bunlar hep gelecekteki yeme kültürü için alıştırmalar...


Hiç istemesem de bildiğin televizyon izliyor, anneler bilir bazen gerçekten 5 dakika bile çok önemli olabiliyor, 5 dakika olsun oyalansın diye benim de açtığım oluyor bebek kanallarını. Ama eğer tv açıksa kucağımızdayken, altını değiştirirken her fırsatta tvye bakıyor. Bu da hoşuma gitmiyor ama açıkçası bu konuda ne yapabilirim bilmiyorum. Ya biz de hiç izlemeyeceğiz ya da o tamamen uyuduktan sonra açacağız ki hala uyku düzeni belli olmadığından  bu pek mümkün  olmuyor:/


Artık başını çok dik tutabiliyor. 2 haftadır çok hızlı döndürüyor, yüzüstü yatarken çok rahat kaldırabiliyor. Kollarından destek alıp kendini epey yukarda tutabiliyor. Bu pozisyonu ben minik bir kurbağanın şınav çekmesine benzetiyorum çünkü ayaklar hep kurbağa gibi ihihih:)

Sallanan, ses çıkaran oyuncaklara ilgisi arttı. Gündüz yatağının üzerinde hep sallanan oyuncakları var onları izliyor, tekmeliyor, ses çıkarınca tepki veriyor. Sanırım en şirin zamanlarını yaşıyoruz, hem sakin hem eğlenceli, maaşallah diyelim!

15.Haftamızda Bodrum'dan anneannesi geldi kızımın, annem doğumdan sonra bizi bıraktığında Mira Şimal 18 günlüktü. Skype'dan görüşüyorduk ama canlısını görmek gibi olmuyor tabii. O zaman mum gibi duran bebek şimdi tepkilere karşılık veren, hareketli bir bebek oldu. Seve seve bitiremedi ananişko. 

16.Haftamızın en güzel olayı şüphesiz 8 Mart Kadınlar Günü'nde Metrocity'deki Stokk mağazasında konuk olarak katıldığımız etkinlikti. 

Kadın Farkındalığını konu alan etkinlikte twitterda #anneyemegi tagiyle eş zamanlı enfes kurabiyeler yaptık. Kadın Farkındalığı Buluşması Platformu Yöneticisi Özlem Gülerler, ünlü fotoğrafçı ve harika anne Yeşim Mutlu ve dizi yıldızlarının kıyafetlerini tırım tırım ararken rastladığım Ondagordum blogunun sahibesi Nazlı'yla kurabiye yaparken hem eğlendik hem sohbet ettik.


Annem ve Mira Şimal


Etkinliğin en minik misafiri kızımın adını kurabiyeye vermeyi de ihmal etmedim. Stokk mağazasına bayıldım, mağazanın orta yerindeki ada şeklinde hazırlanan mutfak sayesinde müşterilerle birebir etkileşim sağlanmış.



Bir Enplus markası olan Stokk'ta mutfak ve mutfak kültürüne dair pek çok ithal ürünü incelerken kahvenizi içebilir, ikramlarından tadabilir ve gerçek şeflerden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. 


Sosyal medyayı da çok etkin kullanan Stokk'un facebook sayfasını beğenerek ürünler hakkında bilgi edinirken sürpriz hediyeler de kazanabilirsiniz. Etkinliğimizin en güzel kareleri de yine Stokk facebook'ta!


9 Mart'ta ise anneme güzel bir doğum günü yaptık. Bir gün öncesinden kardeşimle eşi de geldiler. Hep birlikte balık burcu anneme İstanbul Akvaryum'da balıkların arasında unutulmaz bir gün yaşattık. Gerçi dönüş uçağını kaçırdık ama olsun biraz daha fazla zaman geçirmiş olduk:)

Ve Akvaryum'da minik balığım!


Herkese sevgiler,