31 Temmuz 2012 Salı

23.Hafta: Doğanın Parçası

23.Haftamızda gayet sağlıklı ve dinçiz. Gezmeye ise her zaman enerjimiz var. Ana kız bayılıyoruz gezmelere. En çok da doğayı seviyoruz. Denize bakmayı, ormanda yürümeyi, ağaçlara dalmayı, ayaklarımızı toprağa basmayı... Hem kim sevmez ki doğayı, hepimizde olan içgüdüsel bir yakınlık değil mi bu? Hepimiz doğanın bir parçası değil miyiz?

İşte 23.Hafta göbüşüm:


Şimdi size ilginç bir hikaye anlatacağım.

Çorlu'da görev yapan Savcı Albay dayımın görev yaptığı yere, Avukat bir akrabasını görmeye bir adam gelir.  Gelirken de akrabasına 2 adet çam fidanı getirir. Fakat aradığını bulamaz, Avukat Bey işyerinde yoktur çünkü eşini hastaneye götürmüştür. Ve o gün hastanede bir bebekleri olacağını öğrenirler. Gel gelelim aynı saatlerde biz de eşim ve o gün tesadüfen bizde olan, anlattığım dayımın eşi olan yengemle birlikte hastanede bebeğimiz olacağını öğreniriz.
Dayım da görev yerine gelen adamın getirmiş olduğu 2 çam fidanının mahkeme bahçesine dikilmesini sağlar. Birini Avukat Bey'in bebeği adına, birini bizim bebeğimiz adına...

23.haftamızda Çorlu'dan Kıbrıs'a tayinleri çıkan dayımları ve büyüyen fidanımızı görmeye Çorlu'ya gittik.

İşte bebeğimizle beraber büyüyen güzel fidanımız, onu koruyan çıtaları rüzgardan kaymıştı, babamız düzeltti.


Dayımın güzel kızı Ecem Ayça ve kardeşi zeka küpü Efe Ardamızla beraber bol bol zaman geçirdik. Efe 5 yaşında ve bırakın İngilizceyi İspanyolca şarkı falan söylüyor. Okuma yazmayı geçen sene başında öğrendi. Bir matematik dehası! Bana soru sormayın, problem sorun diyor. Bilgisayar oyunları ve arabalarla ilgili herşeyi biliyor. Ecem ise bu hafta 20 yaşını doldurdu, Kıbrıs'ta Pskilolojik Danışmanlık ve Rehberlik okuyor. Canlarım benim... Bu haftanın en güzel hediyesi yengemlerin Efe büyürken kullandıkları Bebefon'u oldu. Artık işleri bitmiş, bizim bebeğimize verdiler. Buna çok sevindik çünkü zaten alışveriş listemizdeydi. Bir kalem daha hem listeden hem kafamızdan kalkmış oldu:) Merak edenlere Bebek Telsizi'nin markası Arçelik. Renkli olanlardan çok memnunlarmış. Evde kurup denedik gerçekten harika en hassas sesleri nefes sesini bile veriyor. Sesin şiddetine göre ışıkları yanıyor. Güzel bir ürün.


Hepberaber bir tanıdıkların bahçe evine gidip dalından elmalar, yerden çilekler koparıp yedik. En son çocukluğumda babannemin bahçesinde yediğim armutlara benzer armutlar yedim. O tadı aldığıma inanamadım...

Domates, şeftali, altın çilek... Daha neler neler vardı bahçede, hepsinden yanımıza da koydular sağolsunlar. Ramazan günü oruçluların ve hamilelerin canını çektirmek istemem ama ben hayatımda böyle güzel salatalık yemedim. Herşeyin doğalı güzel... Bu sebze meyveleri tattıktan sonra pazardaki markettekileri tabi beğenmez insan, resmen organik tarımla uğraşasım geldi, özellikle bebeğim için. Eve dönüşte en son pazardan aldığımız mısırları yapmaktan vazgeçtim, bakınız GDO yazıma.

Çorlu'ya gitmişken çok sevdiğimiz akrabaları da görmeden olmazdı. Annemlerin kuzenlerine gittik, bir tanesi benim gibi hamiş, 8.ayında. Yaklaşık 15 kişilik 5 aile iftar sofrasına oturduk. Muhteşemdi, çok zamandır böyle kalabalık iftar yapmamıştık. Ramazanın tadı böyle sofralarda çıkıyor. Sohbetle, kahkahayla, tabak çanak sesiyle, karman çorman...

 Bu hafta bir de çocukluğumdan beri bir gün gitmeyi hayal ettiğim ve bunun çok romantik bir gün olacağını düşündüğüm Kız Kulesi'ne gittik.


Hem de hiç de öyle düşündüğüm gibi değil, tam tersine gayet spontane oldu bu gidiş. Ayağımda şıpıdık parmak arası terlikler, makyajsız, karnımda bebemle... Bir anda benim sürpriz sever canım kocişim öyle yürüyüş yaparken alıverdi karşıya geçme biletlerini. Çok da birşey yok derlerdi Kız Kulesi'nde ama efsaneler ve mitler sergisi yapılmış, bu yıl restore edilmiş her katta ayrı bir hikaye, bence gayet güzeldi. Ama yine de içindeyken o mistikliğini, romantikliğini hissedemiyorsunuz, ona karşıdan bakmak, uzaktan sevmek, seyretmek daha güzel...

Bebeğimin Hareketleri:

Artık onun dönüşlerini, yumruk ve tekmelerini çok rahat hissediyorum. İçimde dönebileceği yer sanırım en geniş halinde. Çünkü çok rahat hareket ediyor. Bir süre sonra kendisi büyüdükçe yeri daralacak. O yüzden şimdi keyfini çıkartmaya çalışıyorum. Günde en az 4-5 kez kıpır kıpır dolanıyor. Çok keyifli! Artık babamız da çok net duyuyor, hissediyor onu. Yalnız geçen gün yoldayken epey korkuttu, bir anda göğüs kafesimin arasına bir tepik attı, ne oluyor orda dedim:)

Karnımda hissettiğim davul gibi gerilmeler bu hafta normalmiş. Bacak krampları ve bel ağrıları da artarak devam ediyor. Sorun yok! Çok normal, magnezyum ve kalsiyuma devam.

Şu çok beğendiğim Baby Center videolarından birini paylaşmak istiyorum sizinle. 21-27 haftalar arasındaki bebek gelişimini anlatıyor. İngilizce ama sadece videoyu bile izleseniz çok güzel.


Kızıma not: Bebeğim artık duyu organların epey gelişti, bizi duyabildiğine çok seviniyorum. İnce sesleri daha çok seviyormuşsun ben de sana ince sesten şarkılar dinletiyorum. Bazen müzik dinlerken hareket ediyorsun ama bu hoşlandığın mı hoşlanmadığın mı anlamına geliyor bilemiyorum. Sanırım yaklaşık 500 grsın artık. Yarım kilo ve oyuncak bebek büyüklüğünde, yerim seni. Özlemle bekliyorum yavrum, sağlıkla dünyaya ve kollarımıza gelmeni...

Kendime not: 70,5 kiloyum. Doktor her hafta 500 gr alabileceğimi söyledi bundan sonra yani ayda iki kilo. Yine de dikkat et, son ayların zor geçmesin. Yağlı, hamurlu şeylerden biraz daha uzak kalamaz mısın? Tansiyonuna da dikkat et, bol su iç hep.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

22.Hafta: Ayrıntılı Yavru

Bebeğim için bu hafta ayrıntılı ultrasona girmek istedim. Doktora her zamanki gibi kontrol gününden çoook önce gittim, ayda bir olan kontrolleri daha şimdiye kadar hiç bekleyemedim. Genelde 18-19.günde damlıyorum. Bu sefer de yine öyle oldu.

İşte 22.hafta göbüşüm:



Önce şikayetlerimi sordu doktorumuz. Bu haftamın en büyük sıkıntısı: Öksürük! olmuştu. Gıcık şeklinde başlayan öksürüğüm öksürdükçe boğazlarımı tahriş etmiş, tahriş oldukça daha çok can acısıyla beraber öksürmeye başlamıştım. Doktor hafif bir irritasyon gördü ve pastil kullanmamı önerdi. Yine de pastilden bile korkuyordum. Bir süre kullanıp geçmeyince sağlık ocağındaki aile hekimimize çıktım. O da öksürük şurubu yazdı, eczaneye gittim almak için o da Bepanthen pastilden başkasını kullanmasan daha iyi olur dedi. Herkes kendine göre bir şeyler biliyor. Eczacı gebelik reflüsü olabilirsiniz dedi, araştırdım onu da burada yazdım. Yok değilim ona eminim ama neden geçmiyor bu öksürük. Şurubu B kategorisinde olduğu için, pastillerin içinde ağrı kesici olduğu için kullanmaktan vazgeçtim.  İşte hamileliğin en kötü yanı birçok şeye tek başınıza karar vermek ve seçim yapmak zorunda oluşunuz. Üstelik bir yanda kendiniz bir yanda bebeğiniz varsınız diğer bir yanda ikiniz birden :)


Rutin kontrollerden (tansiyon, kilo ölçümü, vitamin kontrolleri) sonra ultrasona geçtik. Kızımız bize esnerken yakalandı. Doktor açtığı gibi bakın esniyor dedi, sonuna yetiştik ağzını kapatıyor derken bir daha esnedi güzel yavrum. Kocaman açtığı ağzını yavaaaş yavaaş kapattı, öyle uzun esnedi ki...Keyfi çok yerinde gözüküyordu çok şükür. Dünyanın en korunaklı yerinde yaşıyor, annesi ona misler gibi bakıyor daha ne olsun değil mi? Bakıyor derken harbiden sıkı yemeğe başladım sanırım, tam 70 kilo olmuşum. Toplamda 7 kilo almış olmama inanamıyoorum!

Sonra tam zamanıyken ayrıntılı ultrason istediğimizi söyledik, bizi hemen radyoloji uzmanı başka bir doktora yönlendirdi, çok heyecanlanmıştık. Bebeğimizi hem 3boyutlu görecek hem de sağlık durumu hakkında daha çok bilgiye sahip olacaktık. Ne var ki alt kata indiğimizde babişko dışarda beklemek zorunda kaldı çünkü sadece anneyi alıyorlarmış. Buarada 3D ile 4D yani 4 boyutlu arasında fark yokmuş, ben 4 boyutluya girdim çocuk dört boyutlu görünmüyor yani:) Sadece ekrana gelme süresi daha kısa oluyormuş. Ayrıca renkli doppler, 3D falan kafanızı karıştırmasın. Bu haftalarda yapılan şey ayrıntılı ultrason işte. Ultrason sandığımdan uzun sürdü, doktor her yerini ölçtü, inceledi, zoomladı. Meraktan çatlıyordum, soru sormaya başladım inceden her şey yolunda mı diye, bir yandan da korkuyordum çünkü çok dikkatli bakıyordu. Neyse ki şuana kadar baktığım her şey normal görünüyor dedi, içim rahatladı. Sonra dışarı çıkıp raporu ve fotoğrafları bekledik. Tüm değerler normal çıkmıştı, çok şükür! Tekrar kendi doktorumuza çıkıp yorumlarını dinledik. Fotoğraflarına baktık hep beraber, ilk defa bu kadar net görünüyordu. Kaşları, gözleri, dudakları, burnu... İnanamıyorum sanki babasına benziyor bu kız! Göz çukurları, şekli, kocaman dudakları ve kemerli burnuyla benle alakası yok gibi, bir tek alnını benzettim. Ne yani bana benzemeyecek mi, çok kıskandım! Samet sürekli dalga geçip durdu. Olsun ya, kocam da yakışıklı o da güzel olur, ay nasıl olur acaba Samet'in kız hali, onun kızı, aman Allahım çok heyecanlı:)


Bebeğimizin ilk 3d fotoğrafını eklemedim ama bu hafta size harika bir video izleteceğim. Anne karnında bebeğin yüzü nasıl oluşuyor, gerçekten mucizeyi göreceksiniz. 3d ultrason görüntülerinden elde edilen video hakkındaki yazımı da buradan okuyabilirsiniz. Çok enteresan!

Bunu kutlayalım diye birkaç arkadaşı aradık tabii akşam üstü çoktan olmuştu herkes programını yapmış, biz çekirdek aile adayı olarak birbirimize yeteriz dedik ve mekanımız Gönül Köşkü'ne pikniğe gittik.

22.haftamızda başka neler yaptık?





Tetanoz aşısı yaptırdım. Tetanoz aşısı neden gerekli? İşte burada yazdım. Yalnız tetanoz aşısından sonraki 4 gün kolum ağrıdı, hatta gece üzerine yatamadım diyebilirim.

Bebeğimizi görmenin gazıyla yine alışveriş aşkı başladı ben de. İnternette neredeyse bütün bebek sitelerine kayıt oldum. e-bebek'i, nurturia'yı, butikbebe'yi vipdükkan'ın çocuk bölümünü tavsiye ederim hem indirimli hem güzel şeyler bulunabilir.



Yeni doğan ihtiyaç listeleri yaptım. Kendime yaparken w-world okuyucularıyla da paylaştım, süper oldu, gereksiz şeyleri tercihen diye ayırdım, hatta kendimdeki liste daha da filtrelendi:) Listeyi iki parçaya böldüm çünkü çok uzadı. Buradan ve buradan bakabilirsiniz.

Kızıma not: Seni ayrıntılarınla görmek muhteşemdi bebeğim, o koca ayaklar ne ya 3,5 cm olmuş maaşallah sana. Şuan tam 401 gramsın tatlım. İyice hareketlenmeye başladın yavaş yavaş babacığın da duymaya başladı hareketlerini. Seni günden güne içimde büyütürken doğacağın günü düşünüp çook heyecanlanıyorum.


Kendime not: Alışveriş konusunda manyaklaşma, evet bebiş kıyafetleri çok güzeller ama daha bir sürü ihtiyacı var, onlara yoğunlaş. 

20 Temmuz 2012 Cuma

Annesinin Kızıyım

Yazı aşkımı anneme borçlu olduğumu söylemiş miydim? Biz küçücüktük, annem gemici babamın seyirde olduğu zamanlarda eline ajandasını alıp yazılar yazardı. Birçok kez yazıp ağladığına da şahit olmuşumdur. O zamanlar neler yazıyor diye merak ederdim, sonraları okumayı öğrenince annemin hep sakladığı o ajandaları alıp  gizli gizli okumaya başladım.


Meğerse en çok sevgisini yazarmış annem boş sayfalara, içine düşürdüğü gözyaşlarıyla babama olan aşkını, bize olan aşkını yazarmış annem. Sonra özlemlerini, korkularını yazarmış. Babamın yokluğunda ve bizim onu anlayamayacak kadar küçük olduğumuz yaşlarda tüm duygularını şiirlere bölüştürüp anlatırmış meğer...

Canım annem yazı konusunda benim en büyük özencim ve teşvik kaynağım olmuştur hep. Hala da onun, o farkında olmasa da edebi duruşuna, duygularını samimiyetle anlatışına, kelime oyunları yapmak yerine naif vurgulamalarına bayılırım.

Yıllar sonra ben bir kadın sitesinde (WWorld) editörlük yapmaya başladım ve her hafta bir annenin hikayesine yer verdiğimiz "Anneler Konuşuyor" bölümü için ona teklif götürdüm. Bugün annemin internet üzerindeki ilk yazısı yayınlandı, öyle mutlu ve öyle mutluyum ki... Çünkü annesinin kızı olduğumu bir kez daha kanıtladım, bir kez daha onunla ve onun kızı olmakla gurur duydum.

Ne çok benziyoruz dimi, solda ben kızıma, sağda o bana hamile!

Yazısında gebelikten anneliğe oradan ananeliğe uzanan hikayesini anlatan, hem bizim hem de ailemize yeni katılacak bebeğimiz için duygularını o güzel diliyle yazan anneme buradan da teşekkür etmek istedim.

Yazısını okumak için tık

Sevgiler,

16 Temmuz 2012 Pazartesi

21.Hafta: İlk Hareketler ve Teyzeler

Bebeğim içimde nihayet kıpraşmaya, kendini hissettirmeye başladı. Hem ilk hamileliğin etkisi hem de sanırım kızımın uslu olması böyle geç duymama sebep oldu ama olsun, geç olsun güç olmasın. 

İşte 21.hafta göbüşüm:


21.Haftamızın başında çook uzun zamandır çoook yoğun olduğu için görüşemediğim çoook yakın arkadaşım Cicum geldi. Kızımın Çiğdem teyzesi daha önce internette bulup paylaştığı bu fotoğraftaki converslerin aynısını yapmış kızıma. Kendi el emeği, göz nuru conversleri görünce gözlerim doldu, bir de güzel kart hazırlamış, canım benim. Bir yaşına geldiğinde giydirip attaya Cicu teyzeye gidicez.

Haftasonu bu defa biz Bursa'daydık. Lisedeki 5 kişilik kız grubumuzdan 3.'yü de evlendirdik, Ayşenim...Hep mutlu olsunlar inşallah. 


Düğün için gittik ama gezmeden durur muyuz biz? Daha Cuma gecesinden gidip bir aile dostumuzda misafir olduk. Aile dostu aman ne tatlı, ne komik yareppim. Güzel yemekler, keyifli bir ev, güzel muhabbet ve bol kahkaha...
Kızım çok gezenti ve çok eğlenceli olacak bence, genlerden işliyordur kesin.
Cumartesi canım kardeşimdeydik. Evde hepberaber keyif yaptığımız sırada karnımın içinde kabarcıklar hissettim, seğirme gibi ama daha güçlü, tam tekme de sayılmazdı ama evet kızım hareket etmişti. İnanılmaz mutlu oldum ama sadece ben hissettiğim için kimseyle bölüşemedim mutluluğumu:) Yok şaka yapıyorum elbette güzel kardeşlerim ve eşim de sevindi ama ben çok eminmiş gibi olmak istemedim nedense, keşke onlar da hissedebilselerdi...


Pazar günü öğlen serinlemek için çok sevdiğim bir mekana gittik, Bursa dağ yolunda eski adı Dereağzı Tesisleri şimdiki adı Nirvana. Çok özenti olmuş, eskiden daha sıcaktı:) Neyse mekan doğallığından çok birşey kaybetmemiş, etrafında daha lüks mekanlar olsa da burayı daha çok seviyorum. Ev sıcak serinleyelim derken bir anda yağmur bulutu kapladı tepemizi, çok enterasandı, koşa koşa arabaya bindik, Bursa'ya inene kadar kesildi:) Bursa'da bebek mağazaları gezdik, fikrimiz olsun diye. Tabii görünce dayanamıyorum, kardeşim de yanımda olunca daha bir keyifli oldu gezmek. Onlar da kızıma hepimizin çok beğendiği bir tulumu hediye aldılar. 


Akşam da Tavacı Recep Usta'ya gittik, acayip bir yer, muhteşem lezzetleri var. Hergünlük'te yazdım, link oraya gidiyor.

Bursa dönüşü çok çalıştık, kızım artık tümden hareketlerini hissettiriyor. Ben duyunca hemen Samet'in elini de karnıma götürüyorum, susuyor, babasını hissedince korkuyor kızım benim:) Ama o da duydu birçok kez, gece uyurken bazen elini karnımda hissediyorum aşkımın, bundan büyük huzur ve mutluluk olamaz. Birgün bu hale geleceğimiz hiç aklıma gelmezdi, daha ne güzellikler yaşayacağız Allah'ın izniyle inşallah.


Haftayı gayet enerjik ve sağlıklı geçirdim, geçenlerde doktorun yazdığı ama benim almayı ertelediğim Magnezyum, Calcium ve Vitamin D3 içeren Osteocare hapına başladım. Niye ertelemiştim, çünkü genelde 24.hafta sonrası yazıyorlarmış bu vitamini, ben doktoruma bel, sırt ve bacak ağrılarından bahsedince o da yazmıştı başlarsın diye. Yine de tırsmıştım.Halbuki vitamin en nihayetinde, birsürü araştırmalarımdan sonra anladım ki bu tür vitaminlerin vücuda hiçbir zararı ve yan etkisi yok.  Bununla beraber gebelikte 3 hapım oldu, sabah Maltofer (demir) öğlen Osteocare akşam Elevit (multivitamin) içiyorum.


Artık geceleri uyumak sıcaklarla beraber hepten zorlaşsa da sabah dinç uyanıyorum. Gün içinde de eskisi gibi uyuma ihtiyacı hissetmiyorum, azıcık uyuyayım desem bile hemen uyanıveriyorum, ilk trimesterdaki o uykucu prenses halimden eser kalmadı.


Haftayı bitirirken can arkadaşım Duygum'un sürpriziyle kendimden geçtim, hiç beklemediğim bir zamanda çıkageldi. Sametle haberleşmişler, kapıyı bir açtım ki, karşımda elinde balonlar hediye paketleri ve bir bavulla Duygu... Şehir dışında oturuyor artık o yüzden görüşemiyoruz çok. Bavulu da görünce bu kadar gelmedin herhalde doğuma kadar yanımdasın dedim, güldük. Birbirimize sarılıp sarılıp ağlaştık, güldük. Hediyeleri açarken heyecanlandık, bakınca daha da ağlaştık, miniminnacık ayakkabılara, bluzlere....


Allahım çok güzel duygular bunlar, bana yaşattığın için sana minnettarım. Umarım tüm isteyenler de en kısa zamanda aynı duyguları tadar.




Kızıma not: 21.haftamız teyzeler haftasıydı kızım, neredeyse bütün teyzelerini gördük, çok mutluyduk. Hareketlerini hissetmem müthiş bir duygu, hep yap ama çok da yapıp korkutma beni tamam mı, seni seviyorum.

Kendime not: İyiden iyiye kilo almaya başlıyorsun dikkat et, abur cuburu kes biraz. Doğum konusunu çok okuyup kafanı bulandırma, korkma, en güzel doğum hikayesi seninki olacak, çünkü her anne için en güzel hikaye kendi bebeğinin doğum hikayesidir.


10 Temmuz 2012 Salı

20.Hafta: Yolun Yarısı Eder!

Nihayet 20.haftayı da devirdik, ilk muayeneye gittiğimde doktor 20.haftadan bahsetmişti sanırım kiloyla ilgili, hani o zamana kadar çok almamaya çalış diye, çok uyduğumu söyleyemem aslında ama o zaman bana 20.hafta öyle uzak gelmişti ki, "oohooo illaki alırım daha çok var" diye tahmin etmiştim bugünkü halimi:)

İşte 20.hafta göbüşüm:




Çok almamışsın diyenler de var ayy bayaa büyük bu göbek diyenlerde, sanırım sadece göbeğime aldım desem de biraz kandırıyorum kendimi şimdiye kadar tam 5 kilo aldım. Bunun 2 kilosu normal desek 3 kilo  doğumdan sonra vermeye çalışacağım kilolar arasına girdi bile. Amaaan veririz ne olacak desem de bir yandan da korktuğumu itiraf edeyim.

20.Haftada bebek neler yaşadı? 


Baby Center 20.Hafta Görseli
  • Bebeğimizin beyni bu haftadan itibaren hızlı gelişme dönemine girer ve bu çocuklarda 5 yaşına kadar sürer.
  • Bu dönemde saçları uzamaya başlar ve bebeklerin tenini lanugo isimli sonradan dökülecek ince tüyler kaplar.
  • Rahim tamamen oluşmaya başlar.
  • Kulakları tamamen geliştiği için artık benim damarlarımdan ve bağırsaklarımdan gelen sesleri duymaya başladı. Hatta artık dışarıdan gelen kuvvetli sesleri de duyuyor.


20.Haftada ben neler yaşadım?





Diş: En büyük problemim dişlerimdi bu hafta. Dişetlerim çekilmeye hatta kanamaya başladı. Ağrısı da cabası, sadece gargara yapabiliyordum, fırçayı değdiremeyecek kadar hassaslaşınca derhal diş hekimine gittik. Dişlerimin temizlenmesi gerekiyordu fakat diş etim çok hassas olduğu için korktuk. İlk önce sağlık ocağındaki aile hekimimize danıştık. Temizletirken kanama olması ve enfeksiyon kapmam durumunda bunun kan yoluyla bebeğe geçebileceğini söyledi ve gebeler için üretilen özel antibiyotiği kullanmamı önerdi. Teşekkür edip çıktım ama kesinlikle almak istemiyordum. Sonra dişçiye gittik. Gebeliğin ikinci trimesterında (İkinci 3.aylık dönemde) diş temizletmenin riski olmadığını ve rutinde benim gibi olan gebelere antibiyotik vermediklerini söyledi. Yine de topu kadın doğum doktoruma attı ve ona da danışın dedi. Doktorumu aradım, o da diş hekiminiz gerek yok diyorsa kullanmayın, temizletebilirsiniz dedi. Örnekte görüldüğü gibi kimse üzerine sorumluluk almak istemiyor. Bu durumda sizden karar vermeniz bekleniyor aslında. İşte gebeliğin en zor taraflarından biri bu; hep böyle iki arada bir derede, bir karar verme süreciyle baş başa kalıyorsunuz.
Neyse oturdum dişçi koltuğuna, en çok acıyan alt ön dişlerimi temizletip devamını bir başka güne bıraktım, ama inanın diş kadar bir diş taşı çıktı. Ağzım resmen hafifledi. Ardından birkaç gün boyunca tuzlu su gargarası yaptım ve kanarken orada kalan bakteri ve enfeksiyonu attığı için  kanasa da dişimi fırçalamaya devam ettim.






Bel ve Sırt Ağrısı: Zaten geçen sene sırtımdaki ağrı şikayetinden dolayı fizik tedavi görmüştüm, omurga kayması teşhisi konmuştu. Bir de hamilelikte bebeğin gelişimiyle birlikte başlayan sırt ağrıları birleşince tam oldu. Neredeyse desteksiz oturmuyorum artık. Uzun süre oturunca ya da uzun süre ayakta kalınca sırtım ve belim kopuyor hatta ağrı kalçalarıma kadar iniyor. Hamile kadınların en büyük şikayetlerinden biri olan bel ve sırt ağrıları için aslında çok güzel egzersizler de var, onları da yapmak lazım.




20.Haftadan haberler:
Keyif haberleri
  • Kardeşim ve eşinin hafta sonu sürpriziyle mest oldum. Hep beraber babaanne ziyareti yaptık, babaannemizin çocukluğumuzdan beri en sevdiğimiz lezzeti meşhur katmerlerini güp güp götürdük.
  • Üsküdar'da yürüdük, Kuzey Güney dizisindeki Kuzeylerin evini, fotoğrafçıyı, kuaförü ve fırınlarını bulduk, önünde görgüsüzler gibi kaygısızca fotoğraflar çekindik, çok eğlendik. Yakında kuzeygüney fanclub'a da üye olacağız :P
  • Polonezköy'de Gönül Köşkü'ne gittik, bunu hergunluk.com'da yazacağım, bakarsınız. Muhteşem bir cennet, çeşit çeşit meyve ağaçları, kümes hayvanları, lezzetli etler mmmh! Çocuklar gibi eğlendik.
  • Pendik'teki Marintürk'e gittik, Ülker Shop'u soyduk, cidden bilmeyen varsa gitsin büyütmüşler bir de dükkanı, acayip ucuz, Ülker'in her türlü ürünü var.
  • Hafta içi çalıştım, hem kendi işlerimiz için hem de w-world.com için güzel içerikler ürettim. Açın okuyun çok uğraştım bu hamiş halimle valla:)
  • Kocişim sürpriz yaptı ve Kuruçeşme Arena'da Anadolu Ateşi'nin Evolution gösterisini izledik.
Kızıma not: Canım kızım sanırım bu hafta ikinci ismine de karar verdik. Heyecanımız giderek artıyor. W-world'de yazarken senin için de çok faydalı bilgiler öğreniyorum. Birlikte dünyaya geliş yolculuğumuzun tam yarısına geldik. Birlikte diyorum çünkü seninle ben yeniden doğacağım. Bambaşka bir Naz olarak, anne olarak!

Kendime not: Balık yemeğe maksimum özen gösterdiğin kadar sebzeleri de unutma. Spora gidemiyorsan otur Ayşe Öner'in kitabındaki egzersizleri yap, sonra oram ağrıyor buram ağrıyor deme.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Blogger Anneler

Hamilelik ve annelik bloglarını araştırırken yeni bir dizinle karşılaştım. Aslında bu dizinden ziyade bir blog. İsmi de kendine yakışır! Blogger Anneler



Kendime okunacak blogger annelerinin listesini yapmaya uğraşırken birinin bizim için yapmış olduğunu görmek çok sevindirici oldu. Üstelik sadece listelemekle kalmayıp, blogunu blogger annelerle röportajlarla, başarı hikayeleriyle süslüyor. Ve bunu yapan blogger bir anne.
Aynı zamanda yoga eğitmeni ve fotoğraf aşığı olan Ülkü, kendi blogu Fotoğrafik Hatıralar 'da ise kendi deneyimlerini paylaşıyor.

Blogger Anneleri tek bir çatı altına toplama uğraşından ve güzel çalışmalarından dolayı kendi adıma teşekkür ederim.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

19.Hafta: İşler Güçler ve Bebeğimin Gelişimi

19.Haftamız çalışarak geçti aslında. Gerçi gezmeye de zaman bulduk. 

Hafta içi bir akşam Ikea'ya gidip sadece bebek bölümünde 1,5 saat gezdik mesela:) Bebek ürünlerine bakıp, gezdikçe çok heyecanlanıyoruz ikimizde....


Haftasonu da Viaport'a gitmiştik. Viaport'un içindeki Kipa'da bebişimiz için güzel ciciler bulduk. Sadece Kipalarda satılan F&F markasına bayıldık, hem yetişkin (bay-bayan) hem çocuk, bebek koleksiyonları var. Ürünler yurtdışından geliyor ama mağaza içinde sağlıklı ve güvenilir olduğuna dair güzel açıklamalar yapmışlar.



Eşimle kurduğumuz dijital ajansımız bir süredir homeoffice yürüyordu fakat artık bebişimiz geleceği için ve evimizin düzeni otursun diye ofise çıkmaya karar vermiştik. Geçen hafta itibariyle babamız her sabah karşıdaki ofisimize gitmeye başladı. Bu hafta ben de ona eşlik ettim. Yoğun ve keyifli bir haftaydı. Bir sürü toplantılarımız, görüşmelerimiz oldu. Güzel işlere başlamanın sevinci içindeyiz.

Bebeyaka.com tarafında da işler iyi gidiyor. Yeni siparişler alıp onları hazırladım, yeni modeller ürettim. Zamansızlıktan fotoğraflarını çekmiş olsam da yeni modelleri websiteme koyamadım ama en kısa sürede onları da ekleyeceğim.



Benim gibi home office lüksü olmayıp dışarıda çalışan anne adaylarının dikkatine! Herkes merak ediyor;  hamilelikte çalışmak sakıncalı mı? Nasıl durumlarda çalışmamak gerekli? Kaçıncı haftaya kadar çalışmalıyım? Ne zaman doğum izni alabilirim?

Çalışmak sakıncalı değil elbet hatta aktif, etkin kalmanın yollarından biri ama gebeliğiniz riskli bir gebelikse ve zorlayıcı şartlarda çalışıyorsanız tabii ki sakıncalı. Sürekli ayakta veya sürekli oturarak çalışmak iyi değil, oturarak çalışıyorsanız kan dolaşımınız için çeşitli egzersizler yapmalısınız, arada bir yürümelisiniz. Ağır kaldırma, yük taşıma, toksik kimyasallarla temas, radyasyona maruz kalma gibi durumlarda gebelik olumsuz seyredebilir.Bu yüzden dikkat! 


Yasal doğum öncesi izni tekil hamileliklerde 32.haftadan, ikizlerde 30.haftadan itibaren başlıyor. Gebelikte tıbbi bir risk durumu yoksa 32.ile 37.hafta arasında çalışabilirsiniz ve bu süreyi doğum sonrası izninize ilave edebilirsiniz. Bu sizin yasal hakkınız.

Neyse çok iş konuştuk. Bu arada bu hafta Star'da başlayan "İşler Güçler" dizisine hasta olduk, illaki izleyin.
Kızımla aramız çok iyi, artık yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladı. Özellikle yattığım veya uzandığım zamanlarda beni dürtüyormuş gibi geliyor. Severek okuduğum ve çok beğendiğim Ayşe Öner'in "Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı" isimli kitaptan öğrendiğim kadarıyla, anneler gün içinde hareket halindeyken annenin vücudu bebeğe beşik görevi görürmüş, bu yüzden bebişlerimiz uyurmuş. Ama oturduğumuz ve yattığımızda uyanırlar, ben burdayım anne derlermiş:) Diyorum ki otobüslerde, sallanan hamakta, salıncakta uyumaktan bu kadar keyif almamızın sebebi en doğal salıncağımız anne karnındaki alışkanlığımızdan ileri geliyor herhalde.

Baby Center  19.hafta Görseli


Ya şu yukarıdaki hale bakın ya, nasıl bir esnekliktir o, ne yapıyorsun sen orada, çılgın! Gebeliğim artık 5.ayına girdi. Bu haftalar bebeğimizin hızlı gelişim zamanı. Bebeğimizin cildi verniks denilen kremsi bir maddeyle kaplandı. Onun sayesinde suyun içinde uzun süre kalmanın etkilerinden kurtulacak. Ne ilginç değil mi? Biz havuzda denizde 15 dakika duruyoruz nasıl elimiz ayağımız buruşuyor hemencik, onlar 9 ay bir suyun içinde kalıyorlar ve mis gibi, pamuk gibi tenleriyle dünyaya geliyorlar.

Bebeğimin beyin dokusu ve kas gelişiminin hızlanması sayesinde bu haftalarda sık sık elini ağzına götürüp, parmaklarını açıp kapatıyormuş. Allahım keşke her an görebilsem o minnoş hareketlerini:)

Bu hafta bebekler REM uykusuna geçtikleri için rüya görebilirler diye tahmin edilmekteymiş.
Asıl ilginci bu haftadan itibaren bebekler amniyos sıvısını yutmaya ve böbrekleri idrar üretmeye başlıyormuş. 

İşte 19.Hafta Göbüşüm ve Kucak Kucak Sevgi Dolu Ben

Kızıma not: Annecim çok hızlı büyüyorsun ve artık yolu yarıladık. Seni en çok yatağa girdiğim zaman hissediyorum, hele ki bir şeyler yediysem kıpraşıyorsun ya çok hoşuma gidiyor, karnımdan gelen glu glu seslerini de benle konuşuyormuşsun gibi düşünüyorum, ben de konuşuyorum, duyuyorsun değil mi? Seni çok seviyorum melek kızım.

Kendime not: Kalsiyum alımı bu haftalardan itibaren daha da önem taşımaya başlıyor. Süt, peynir, yoğurt, ayran ne bulursan iç ki kendin kalsiyumsuz kalma, bebek zaten alıyor. Artık biraz daha hamile gibi davransan iyi olur, azıcık yat dinlen, çok arayacaksın bu günleri.