25 Haziran 2012 Pazartesi

18.Hafta: 2,5 cm.'lik ayağını yerim!

18.haftam  biraz acılı arabesk geçti. Endişe etmeyin, panik yapmayın diye çevreme vaaz veriyorum ama kendim daha beter olabiliyormuşum. 


18.haftada artık göbekli mi bebekli mi duruyorum?

Onca gezmeler, tatillerden sonra oturup bebişimi ve kendimi dinlemeye başladım, bu hafta en çok da onu ne zaman hissedeceğime, beni ne zaman tekmeleyeceğine dair yazılar okudum. Kimi 16.haftada kimi 17de hissetmiş bebeklerinin ilk hareketlerini hatta 14.haftada hisseden bile var. Bense 18. haftamı bitiriyorum niye hala hissedemiyorum diye çıldırdım. Biraz da yeni yeni serpilen bel ve kalça ağrılarımın da etkisiyle salya sümük ağladım durdum. Sonra "Don't panic!" dedim, "herkes aynı değil diye 100 kere söylüyorsun ya Naz" dedim kendi kendime. 
Yine de bu telkinim doktorumu gecenin bir saati aramama engel olmadı ve hemen ertesi günü 18.haftam dolar dolmaz dayandık kapısına adamceiizin.

Hareketlerini ne zaman hissederim?: 18.haftadan sonra bebeğin kasları daha hızlı gelişmeye ve hareketleri güçlenmeye başlarmış. Her gebeye her gebeliğe göre değişse de, ilk hareketler ilk gebelikte 20-22 . haftalarda ikinci ve sonraki gebeliklerde bu haftalardan itibaren hissedilmeye başlanırmış. O yüzden acele etmek, korkmak yok.

Babycenter 18.hafta görseli

Düşük Tansiyon: Bu hafta tansiyonumun sık sık düştüğünü söyledim, "normal" dedi, bu hafta özellikle bebeğin aldığı kan miktarı çoğalıyor ve kan damarlarımızda gevşeme oluyormuş. Ne yapmalı? Ani hareketlere dikkat etmek gerekiyor ve tansiyonun düştüğünü anladığınız anda bacakları biraz yükseğe kaldırıp 5-10 dk dinlenmek de iyi geliyor. Bu arada dijital tansiyon aletleri hamile tansiyonunu ölçemez, mutlaka uzmana ölçtürün.

Bel ve kalça ağrısı: Sağ kalçamda yerleşmeye çalışan bir ağrı gibi başlayan, yorulunca tüm belimi ağrıtan bu şeyin nedenini de çok araştırdım ama en tatlı yanıtı yine doktorum verdi; "Çok güzel anlattınız bu tam da sizin vücudunuzun doğuma hazırlandığını gösteriyor, oradaki kaslarınız gevşiyor ve gevşedikçe böyle ağrılar hissediyorsunuz" dedi. Araştırmalarımda magnezyum eksikliğinden kaynaklandığına dair birşeyler de okuduğumu söyledim. Bu ileride yaşayacağın ağrılar için geçerli henüz erken ama kalsiyum ve magnezyum içeren bir vitamin de yazayım, nasılsa o ağrılar da olacak artık dedi. :/ Ne yapmalı? Ağrı geçsin diye beklememek ve ağrının üstüne gitmemek gerekiyor. Ağrıdan mümkün olduğunca kaçın dedi, mesela uzanırken belin arkasına bir yastık koymak ya da yatarken iki bacağın arasına yastık koyarak bacakları eşit mesafede tutmak, ağrıyı arttıracak hareketlerden kaçınmak gerek. Magnezyum ve kalsiyum içeren ilacımı henüz almadım ama bol bol süt, yoğurt, peynir ve dondurma yiyorum. 


Koca ayaklı bir bebek geliyooor!

Sorularıma tatmin edici cevaplar bulduktan sonra ultrason yatağına geçtik. Ve yeniden bebeğimle kavuşma anı... Hele ki uzuvlarını net olarak gördükten sonra onu izlemek olağanüstü bir şey! Kocaman gözleri, hatta lensi, omurgası, kolu, dirseği her şeyi çok daha belirgin görünüyordu bu hafta. Hemen kalp atışı istedim, dufduf dufduf diye başlayınca yine ağlamaklı oldum. Canım kızım hareket de etti hemen bizi görünce, yine el salladı. Sonra ilk defa kafasını sağa sola oynatırken gördük onu, "hayır bilmiyorum" hareketi yapar gibi, ne anlatıyorsa artık:) 

Aman da o ne ayak! Ayaklarını ilk kez bu kadar net olarak gördük üzeri et olmamasına rağmen öyle sevimli ki, hem de tam tamına 2,5 cm.ler. Eee şimdiden böyleyse buna babası gibi ayakkabı zor bulucaz. Oy güzel kızım 2,5cm.'lik ayağını yerim ben!

Doktorumuz her yerini dikkatlice inceledikten sonra uyluk kemiğinin ölçümünü yaptı. Uyluk kemiğinin 7 katı bize onun boyunu veriyormuş, bir hesapladık ki neredeyse 18 cm olmuş. Maaşallah kilosu da yerinde 222 gram olmuş beybimiz.

Kızıma not: Seni doktorda görür görmez içim öyle rahatladı ki anlatamam, bir de anneye tepik atsan daha da rahatlayacağım, biliyorum sonra tekmelerin gece uykumdan bile uyandıracak ama olsun, sana değer annem.

Kendime not: Bebeğimin artık beyni ve sinir sistemi gelişiyor bu haftadan itibaren bol bol Omega 3. Yani balık ve ceviz! Ispanak'ı saymıyorum, sevmediğim gibi saygım da olmadığından değil bu mevsimde yok sanırım. Artık spora başlama zamanı geldi de geçiyor, işlerini topla spora koş!

Babasına not: Aşkım, hayatımın anlamı, canım kocacığım;  benim endişelerime, heyecanıma ortak olduğun, her zaman beni dinlediğin ve anlamaya çalıştığın için teşekkür ediyorum. Şu değişik hamile psikolojimle bazen seni korkuttuğum, üzdüğüm ve bolca bıdı bıdı yaptığım için de özür diliyorum.

18 Haziran 2012 Pazartesi

17.Hafta: Güneş ve Deniz

Harika bir hafta geçirdim. Güneş, deniz, güzel yemekler ve aile...



Hem daha fazla sıcaklara kalmayayım hem de büyüyen karnımla beraber yolculuk da, tatil de zor olur diye bu yılki tatilimizi erkene çektik. Eşimin anne ve babasıyla beraber 1 hafta Bodrum'daki anneme gittik, hep beraber maaile tatil yaptık.


Önce biraz denizden, havuzdan ve güneşlenmekten çekindim ama iyice araştırdıktan sonra anladım ki bunlar herkes için olduğu gibi gebeler açısından da faydalı ve önemli! Sadece dikkat etmek gereken birkaç nokta var. Ben de araştırdıklarımı sizinle paylaşayım.



1-Öğle saatlerinde güneşten kaçının. Bunu tüm uzmanlar üzerine basa basa söylüyorlar. Tatil az, güneş güzel diye geç kahvaltılardan sonra koşa koşa havuz kenarına inmek, plajda şezlonglamak yok! Ben ki  her tatil günü sabahın köründe kalkar, herkesten önce bir tur yüzer, sonra kahvaltımı eder yine şezlonguma kurulur akşam plaj görevlileriyle birlikte plajı kapatırdım ama yok yapmadım. Saat 15:00'e kadar denize, plaja gitmedim, sabah da erken saatlerde havuzda yüzdüm sadece.


2-Yüksek faktörlü kremler kullanın. Öncelikle sağlıklı bir bronzluk için herkesin kullanması gerek ama tercih meselesi... Gebelikte değişen hormonlarla birlikte zararlı güneş ışınları ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Hatta  gebelik maskesi denilen iki yanak, burun ve alın bölgesini kaplayan renk koyulaşmaları bir çok gebenin canını sıkan bir durum. Her ne kadar bunlar gebelikten sonra büyük ihtimalle geçecek olsa da korumakta ve önlem almakta fayda var. Ben 50 faktörlü sprey Nivea Invisible 'ımı 3-4 saatte bir tüm vücuduma sürdüm, yüzüm için ayrıca Vichy'nin 50 faktörlü kremini kullandım. Ne leke, ne bişi... Harikayım:)


3-Güvendiğiniz havuza girin ama tercih şansınız varsa tercihinizi denizden yana kullanın.
4-Bol bol sıvı tüketin.
5-Pamuklu ve ince giysiler giyin. Islak mayoyla durmayın!


Tatilden, Bodrum'dan ve 17.haftadan geriye kalanlar...



Üst katın balkonundan sarkan Bodrum'un güzel Begonvilleri...


Ben de Begonvillere ayak uydurdum...


Yalıkavak yolundaki tarihi Yel Değirmenleri...


İskelesinden denize girip, güzel yemeklerinden yediğimiz Göltürkbükü'ndeki Ece Resort Beach


Tatlı ve bilmiş cimcime komşumuz Sude'yle tanıştık, birbirimizi çok sevdik. İnşallah benim kızım da böyle şirin olur.


Türkbükü'nün güzel denizine demirleyenler...


Bodrum renkleriyle annemin iş yerinde... Taşlı bebe yaka kendi tasarımım, http://www.bebeyaka.com



Kızıma not: Tatlım bu hafta ilk defa benimle birlikte de denize girdin. Eminim çok sevdin çünkü bana hiç bir sorun çıkarmadın. İlk tatilimiz bence muhteşem geçti, daha ne tatiller yapacağız seninle... Seni çok seviyorum.

Kendime not: Bu doping sana epey gider, uzun bir zamandan sonra Bodrum dönüşü yalnız kalacaksın, bol bol dinlen, kendine zaman ayır, kitap oku, yazı yaz!


9 Haziran 2012 Cumartesi

16.Hafta: Geziyorum


Koskoca 16 haftayı devirirken bu hafta neler yaptım diye düşüdüm de sadece gezmekten ibaret bir haftaydı diyebilirim aslında. Artık saklayamayacağım kadar belirginleşen göbeğimle hop oraya hop buraya gezdim. Bu haftanın sonlarına doğru minibüse bindim, adamceeizin biri bana gülümseyerek yer verdi çok mutlu oldum, artık herkes farkediyor nerdeyse:) İşte arkada ultrason görselleri eşliğinde 16.hafta göbüşü!




Kayınvalidemlerin burada olması ve geçen Cmt gecesi gelen görümcemlerle evimiz şenlendi. Görümcemin 2 oğlu evin sağından soluna koştururken, dedelerinin iPad'inde Talking Tom'la konuşurken biz de onlara doktora gidiyoruz diyip diyip dışarlara çıktık. Onları da gezdirdik tabi nihayetinde İstanbul'a kaç kere geliyor çocuklar ama biz daha çok gezdik.


 Hele ben hamile halime bakmadan zıp zıp dolaştım. Ama akşamları bel, bacak ve özellikle kalça ağrıları çektim.



Bunlara dikkat! 

~ 16. haftada yorgunluk bir yana, vücudumdaki kan pompalaması en zirveye ulaştığı için arka dış bacağımda ve diz kapaklarımın arkasında kılcal damarlarımın hayli görünür hale geldiğini fark ettim. Bunların ilerleyen dönemde varise dönmemesi için yorgunluk hissedildiğinde bacakların yerden biraz yüksekte (bir yastık ile) uzatılması gerekiyormuş, bacakları çapraz tutmak, uzun süre oturmak, uzun süre gezmek varis riskini arttırıyormuş. 
~ Bu haftalarda mutlaka çatlak kremi kullanmaya başlamakta fayda var. Çok araştırdığım için söylüyorum, çatlak oluşumu kalıtsalmış bu yüzden istediğiniz kadar pahalı krem kullanın anneniz çatladıysa çatlayabilirsiniz ama önlem almakta fayda var. Ben Lierac Jel kullanıyorum ama bunun yerine badem yağı gibi doğal yağlar da kullanılabilir.  Lierac'ı birçok eczanede bulabilirsiniz. Okuduğum Ayşe Öner'in kitabında Mustela'yı da öneriyor, karar sizin.




~ Güneş ışınlarına çok dikkat etmek gerekli. Özellikle ciltte lekelerin, renk değişimlerinin oluşmaya başladığı bu haftalarda güneş koruyucu kremlerden sürmeden makyaj yapmayın ve dışarı çıkmayın derim. Ben 50+ faktörlü Nivea Invisible'ımı ve Loreal'in UV ışınlarından koruyucu nemlendiricisini sürmeden çıkmıyorum. Henüz hiç lekem yok maaşallah:) 

~ Çok su içmek lazım. Bunu kendime de söylüyorum ama bazen unutuyorum o zaman aklıma gelince 2 bardak içiyorum, sonuçta vücudun su ihtiyacını karşılıyorsun :)


~ Hamile kıyafeti alıcam diye tırım tırım hamile giyim yeri aramayın, sadece hamile giyim satan mağazalar gerçekten çıldırmış olmalı. Hem zevksizlik abidesi kıyafetler satıyorlar hem de çok pahalı! Sözüm ona çok ünlü bir gebe giyim markasında mayolara baktım, 90'larda annemin giydiği mayolar gibi, siyah üzeri dallı güllü desenler, morlu yeşilli saçma sapan renk kombinli bikiniler. Zaten bikini alacaksanız her zaman giydiğinizden biraz büyüğü  bu haftalarda sizi çok rahat kurtarır ama göbüş büyükse üzeri body gibi olan bikinileri tercih edip kamufle edebilirsiniz.

Kızımın İlk Hediyeleri, İlk Cicileri

İlk hediyeleri teyzoşumuz Nihan'dan gelmişti. O zaman daha cinsiyeti belli olmadığından bu camel rengi pofuduk papileri almıştı. 


Ve üzerinde I love World yazan mint yeşili zıbını, fotoğrafta mavi gibi çıkmış ama o aslında yeşil:)


Ananesi de biz de Beşiktaşlıyız diye bu minik taraftar patiklerini almıştı.


En son halası üzeri kedişli ve denizci figürlü benim en sevdiğim renklerden olan limon yeşili bu bebik battaniyesini almış. 


Ben de kızıma bu Burberry desenli, kırmızı fiyonklu papileri görünce dayanamadım, büyüğünü görsem kendime de alıcam öyle sevdim.


Aslına bakarsanız ben dahil herkes daha çekiniyor birşeyler almaya işte bunlar dayanamadıklarımız... Allahım giymeyi nasip etsin. Ama kızım nasıl kısmetli dimi daha dünyaya ayak basmadan 3 tane papisi oldu:) Ah biraz da geçsin ben ona neler alıcam neleeer!

Kızıma not: Sen bir doğ ben sana neler alıcam neler, ama uslu kız olursan:) İçerde hayat nasıl, sanırım bu hafta nefes almaya başlamışsın, inanamıyorum, o amniyos sıvısının içinde, suda nasıl nefes alabiliyorsun, ne mucize bu yareppim! Annecim bir de artık hareket etsen, bir tepik atsan diyorum ama yok yok sen Bodrum dönüşümüzü bekle, yollarda üzme anneyi, tamam mı kızım? :)

Kendime not: Bodrum'da güneşte fazla kalma, bol bol su iç! Kendini çok yorma, iş yapıcam, gezicem diye kasma! Uyuyabildiğin kadar uyu, bir daha bu fırsat ele geçmez!

7 Haziran 2012 Perşembe

W-World 'deki İlk Yazım: "Hasta Değilim, Hamileyim!"


Henüz birkaç aydır yayın hayatında olmasına rağmen Türkiye'de seçici, kaliteli içerikli ve temiz tasarıma sahip olan birkaç kadın sitesinden biri oldu W-World.

Kadınları karakterize eden ve ona göre içerik sunan W-World'de "Çocuğunun Annesi" kategorisinde benim de ilk yazım yayınlandı.

Kendimi açıkçası kategorize edip bir seçim yapamadım; Çocuğunun Annesi miyim? İşinin Kadını mıyım? Teknolojik Hatun muyum? Sanırım hepsinden biraz var içimde bu yüzden bölümlere girip hepsini tek tek okuyorum. Her birinde içimdeki başka bir kadını besliyorum.

Siz hangisisiniz? Ya da hangileri?

"Hasta Değilim, Hamileyim!" isimli yazım bir tık uzağınızda...

3 Haziran 2012 Pazar

15.Hafta: Cinsiyetini Öğrendik!

Allahım mutluluktan uçuyorum. Hemen söylemeyeceğim, heyecanlı olsun! :)

Bütün gece döndüm durdum, uyuyamadım heyecandan, meraktan. Sabah ilk işimiz doktorumuzu aramaktı, randevu saatini zor ettim, sırf hareketli olsun diye tatlıya dayandım. Ballar, nutellalar, yolda giderken bile yanıma bir kase dondurma alıp, arabada yedim:)
Doktorun kapısından girer girmez ultrasona yönelip göbeğimi açıverdim:)  (Aşağıdaki pırtlak göbüş bana ait, 15.hafta göbüşü)


Dedesiyle babannesi de kapıda bizi bekliyorlardı, doktorun izniyle onlar da içeri geldiler, hep beraber ultrason ekranına kitlendik. Ben doktora fısıldayarak "hemen söyleme, heyecanlı olsun" dedim. Çünkü hem tamamen emin olmasını istiyor hem de zırt diye cihazı göbeğime koyduğu gibi "aa kız bu, aa erkek bu" demesini istemiyordum.

Bir süre yumuk yumuk hareketlerini izledik, ilk gösterdiği şey de poposuydu edepsizin. Sonra döndü, apaçık kafası, göbüşü, kolları, ayakları gözüküyordu. Kocaman olmuştu, üstelik geçen sefer gördüğümüzden çok daha güzel görünüyordu. En azından kafası artık vücudunun iki katı, uzaylı gibi değildi:)  Daha orantılı uzuvları, kollarının uzunluğu dikkat çekiyor, parmakları bile kolayca seçilebiliyordu. Sonra sırt üstü yatıp, sağ elini ağzına doğru götürdü, resmen parmağını emiyor bu, baksanıza! Ultrasondan anlamayanlar için azıcık açıklayayım; kaba tabirle ultrasonda sıvı alanlar siyah, kemik ve cilt dokuları beyaz görünüyor. Solda gördüğünüz yuvarlak bebeğin kafası, aşağı doğru uzayıp V şeklini alan şey kolu, işte bakın resmen ağzında parmağını emiyor:)


İşte bebişimizi biraz izledikten sonra doktorumuz "eveeet kızınız olacak, kız bu kesinlikle" dedi. Tabii yattığım yerde gözümden koluma yaşlar damlayıverdi pıt pıt.  O sırada kayınvalidemin de gözler dolu doluydu, kayınpederim sevinçten resmen göbek atıcaktı, kocacığımsa bir yandan kameraya çekmeye çalışıyor, bir yandan bizi izliyordu. Kalkıp birbirimize sarıldık, baştan beri doğru hissediyormuşuz. Hemen hemen herkes aynı fikirdeydi; "sizin kızınız olur, Samette tam bir kız babası tipi var", "sana da kız çocuk yakışır" diyorlardı. Benim de karnıma elimi her götürdüğümde "kızım" diyesim geliyordu "ya erkekse ayıp olmasın çocuğaa" diye son anda "kuzum" diyordum, Allah biliyor ya:)

Neyse kız olsun, erkek olsun hiç farketmez yeter ki sağlıklı olsun dedik hep baştan beri, inşallah Allahım  sağlıkla doğmasını nasip eder bize.

15.haftamız gayet sağlıklı, daha az uyuyarak ama daha az yorularak, güzel şeyler düşünüp, güzel şeyler yaşayarak geçti. Hep böyle gider umarım.

Kızıma not:  Tatlımm, kızımmm, sana kızım demek ne güzel! Şimdiden mama derdindesin, parmağını emmekle başlamışsın olaya:) Kız olursan diye düşündüğümüz isimlerin birtanesine karar kıldık ama ikinci bir isim daha istiyorum. Onu da bulunca herkesle paylaşırız olur mu? Şimdiki ultrasona göre doğum tarihin: 20 Kasım (+/- 1 hafta) Baş- popo mesafen: 9.57 cm, ağırlığın: 113 gram, yani neredeyse boy olarak bir patates  kadarsın.

Kendime not: Doktor tansiyonumu düşük, ama iyi buldu, 15.haftaya göre kilomu da iyi bulmasına rağmen kilo alımımı sınırda buldu. Tabii ki diyet yapmıyorsun Naz ama şekeri, tuzu azaltıp, bol bol su içmekle daha dengeli kilo alabilirsin benceee!