7 Aralık 2012 Cuma

İşte Bu Bizim Hikayemiz

Her bebek dünyaya kendi hikayesiyle gelir. Ve her anne bambaşka bir hikayenin sahibidir.

Yeni dünyalarımız, bebeklerimiz, dünyaya gelen meleklerimiz, canımızda geçirdikleri 9 aylık yolculuklarından sonra sahneye çıkarlarken annelerinin yaşamında başka hiçbir kimseninkine benzemeyen hikayeler bırakarak geliyorlar. Annenin hiç unutamayacağı bu deneyim, her zaman istediği gibi olmayabiliyor. Fakat sanırım bebeğiyle kavuştuktan sonra bütün annelerin duyguları hemen hemen birbirine benziyor. Dünyaya canından bir parça getirmiş olmanın mutluluğu, ona karşı hissettiği koşulsuz sevgi, yeni günlerin heyecanı...

İşte Mira Şimal meleğimle bizim hikayemiz: 

Gel Artık Kızım!

1-2-10-20-32-35-40 tam 40 hafta, 280 gün, 6720 saat dolmuş ama benim kızım dünyaya gelmemekte direniyordu... Her dakika bir anda sancı gelecekmiş gibi tetikteydim ama ne sancı geliyordu ne doğuma dair başka bir işaret! Evin içinde eşim, annem, kayınvalidem, kayınpederim, evin dışında akrabalarımız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız da tetikteydi. Birini aramaya korkar olmuştuk çünkü hemen heyecan yapıyorlar, n'oldu doğuma mı gidiyorsunuz, doğdu mu n'oldu diye panik oluyorlardı.
Bu sırada Pupp denilen alerjinin beni gece gündüz uyutmaması, sürekli kaşınıyor olmam psikolojimi bozmuş, hiçbir şeye odaklanamaz olmuştum, ne tv, ne internet, ne sohbet... Sadece kaşınıyor, sinirleniyor, doğumumu bekliyordum.


Son doktor kontrolünde doktorumuz artık riske girdiğimi (bebeğin kaka yapabileceği, benim zehirlenebileceğim) anlatmış onun da stresi sarmıştı. Fakat 40+0'da hala açılma olsun diye yürüyüş yapmaya karar vermiş, annemle beraber alışveriş merkezinde turlamıştık. O gün beni gören herkes (satıcı kızlar, avmde dolaşan kadınlar) iletişim kurmaya çalışmış, belki 10-12 kişiye "evet her an doğurabilirim", "40.haftam bitti", "hayır top gibi durduğuna bakmayın o bir kız" gibi açıklamalar yapmış, "ay resmen kucağında gibi çok büyük", "nasıl geziyorsun sen hala, yat dinlen", "aa top koymuşsun gibi" tarzındaki sözlerine maruz kalmıştım.

Aynı günün akşamı bizi almaya gelen eşimin ağzında bir bakla gizliydi, sonra yavaş yavaş açıldı. Meğerse doktorumuzun yokluğunda gittiğimiz hastanenin sahibiyle durumumu konuşmuş, onun "bu doğum çok riskli, bence o bebeğin miadı doldu, normal doğumu beklemeyin artık" sözlerine güvenip sezaryen için ikna olmuş, açıkçası biraz da korkmuştu. Ben de Emre Bey'e çok güveniyordum, çünkü o da bir doktor, hastane sahibi ve en önemlisi yeni bir babaydı. Ama hemen ikna olmadım tabii.


Ne de olsa 9 ay boyunca hem sezaryeni hem normal doğumu gereğinden fazla araştırıp incelemiş, editörlük de yaptığım için konu hakkında yazılar da yazmış, eğitimlere katılmış, her iki yöntemin de bütün varyasonlarını incelemiş ve sonunda normal doğum yapmaya karar vermiş, hatta sezaryenin bir doğum şekli değil bir kurtarma operasyonu olduğunu savunur olmuştum. Daha zor olduğunu bile bile normal doğum deneyimini yaşayabilmek için onlarca pozitif doğum hikayesi okumuş, insanlarla konuşmuş, 'hypnobirthing'cilerden, doğal doğumculardan feyzler almıştım. Ve bunların sonucunda kendime bir Doğum Tercihleri listesi oluşturmuş, eşimin dalga geçmesine rağmen yazıp acil durumlara karşı çantamın bir köşesinde taşır olmuştum. Ne var ki evdeki hesabın çarşıya uymadığını bir kere daha tecrübe ettim. Hani en kötü ihtimal deyip, üzerinde pek kafa yormadığımız, aklımıza geldiğinde bile puf deyip söndürdüğümüz olaylar vardır ya, hani şu ÖSS'deki son tercihler gibi, işte yaşadığım şey tam olarak öyle bir şeydi.
Çok şükür ki  kötü bir komplikasyonla karşılaşmadım!


İşte o akşamdan önce benim normal doğum isteğime "aferin" şeklinde yaklaşan herkes o gece bana karşı çıkmaya başladı,  herkes birbiriyle anlaşmış gibi sezaryenin rahatlığından, kolaylığından güzel yönlerinden bahsederek beni ikna etmeye çalıştı. Doktorumuzu arayıp onun da gerçek fikrini sorduk. Meğerse adamcağız dünden razıymış da benim kararıma saygı duyduğundan bekliyormuş. "Hemen yarın gelin" dedi. Çok doğru bir karar verdiğimizi söyleyip "Yatışınızı yapın ben de öğlen 12 gibi geleceğim hemen alalım bebeği" dedi. Ben hala ikna olmuş değildim, şaşkın ve aptal gibiydim.

Melek Totemim:


Her konuşmada ağlıyor, bir ara sakinleşiyor sonra yine ağlıyordum. En son kardeşimle konuştum, bana ertesi günün tarihin güzelliğinden bahsetti, "21.11.12 abla ne güzel tarih" dedi. Telefonu kapattığımda saat 22:22'idi. İnanamadım! .O sırada annemin Bodrum'dan gelirken bana Tibet'te yaşamış şifacı bir kadından getirdiği Meleklerle Yaşamak kitabında kaldığım konu aklıma geldi. "Sayılar" Henüz 1 ve 2'nin anlamlarını okumuştum, 1: iyi düşün, konuştuklarına ve düşüncelerine dikkat et, olayları düşüncelerinle yaratırsın 2: melekler senin yanında!

Tarihimiz ise 21.11.12 olacaktı, artık olumlu düşünmeli ve bunun kaderim olduğuna ikna olmalıydım dedim kendi kendime. Sonra evdekilerle paylaştım. Çok sevindiler!


Sabaha kadar gözüme uyku girmemişti, zaten uykusuzluğa alışmıştım, bebek geldiğinde zorluk çekmeyecektim. Şimdi de heyecandan uyumamıştım, bütün gece bir yandan hazırlıklarımı tamamladım, bir yandan dua ettim. Sabah herkesi uyandırdım, güzelce duşumu alıp annemin önüne oturdum. Annem saçlarımı ayırıp tek tek maşa yaptı, kayınvalidem dualar etti, şefkat bana iyi geliyordu. Hastaneye gittik, yanıma kitapla birlikte minimminnacık melek figürünü almıştım. Bana destek olmak için hastaneye gelen canım Cicum bebek için anı defteri yapmıştı ve ne tesadüf ki o da melek şeklindeydi, hatta defterin kanatları bile vardı. Heyecanım giderek artmıştı. Odamıza yerleştik, düşündüğümden güzel bir odaydı, annem ve Cicu odayı süslerken ben de uzanıp güzel hayaller kurdum. Yarım saat içinde bütün prosedürler bitmiş, kağıtları imzalamıştım. Kadın Doğum Başhemşiresi Kebire abla'ya formları doldururken spinal sezaryen istediğimi söyledim, şaşırdı, bence genel ol, tansiyonun düşük zaten, yine kendi bileceğin iş, doktorunla karar vereceksin ama bence genel ol dedi. Hiç kimse risk istemiyordu, evren bana riskleri 0'a indirmem için resmen yalvarıyordu sanki yoksa niye hiç tanımadığım bir hemşire böyle konuşsun ki...
Annem, Cicu, kocacım, kayınvalidem ve kayınpederim herkes çok tedirgin ama pozitifti, fotoğrafçı arkadaşımız Murat da gelmiş, esprileriyle biraz ortamı yumuşatmıştı.


Hasta bakıcılar gelip beni sedyeye yatırdılar, o çok ürkütücü bulduğum ameliyat önlüğünü giydirdiler, Allah'tan arkadan değil yandan cırtcırtlı ve korkunç ameliyat yeşili değil açık mavi ve desenliydi. Ameliyathane kapısına geldiğimizde Samet'i ve fotoğrafçımızı içeri almadılar, şok olmuştum. Normal doğum yapacağıma o kadar inanıyordum ki doktorumuza doğumhaneye eş ve fotoğrafçı alıp almayacaklarını sormuş ama ameliyathaneyi sormamıştım. Eşim elinde bez bebeğim Duru ile bakakalmıştı. Hala bir umut var içeri girer sanmıştım, doktorumuz gelince en azından Samet'i içeri alır sanmıştım ama sadece bir hemşirenin elinde Duru bebek geldi, beni sedyeden incecik ameliyat masasına alırlarken hemşire Duru bebeği sallayıp "bak eşin yolladı, senin bebeğinmiş, az sonra gerçek bebeğine kavuşacaksın" dedi. İçerisi çok kalabalıktı herkes eldivenlerini, önlüklerini hazırlarken doktorumuz belirdi.
-"Nasılsın?" diye sordu bana,
-"Heyecanlıyım, biraz da korkuyorum galiba ama spinal istiyorum"
-"Oo olmaz, genel yapalım çünkü tansiyonun çok düşük. Hem ben spinalde göbeğinin üstünden bir bastırıyorum korkarsın. Bak ben de yeni ameliyat oldum biliyorsun genel ile oldum öyle güzel ki mis mis, hop diyorsun bitiveriyor" ..."Zaten ilk 5 dakika içinde bebeği alıyoruz sonra da 1 saat içinde sen uyanıyorsun" diye ekledi.
- "Gerçekten mi?Çok mu korkarım yaa" dedim pes ederek.
- "Evet evet genel yapıyoruz" dedi çarçabuk.

O an Anestezi Uzmanıyla göz göze geldim. Bileğime taktığı şeye bakarak "bunu takınca ne zaman bayılırım?" diye sordum, "hemen" diye yanıtladı. Ben de; "o zaman üçe kadar sayabilir miyim?" -"Tabii" dedi. O sırada elimde kavradığım minik melek biblosunu gördüler, sanırım hemşireydi "O ne?" dedi,  "totemim, durabilir değil mi?" diye sordum. Doktorumuz "dursun dursun" dedi gülerek. Tekrar anesteziste baktım.


"Bismilllahirrahmanirrahim- 3-2-1 dedim hooop!"
 ...Yokluk, boşluk...

Uyandığımda bandanalı güzel bir hemşire bana bakıyordu, ismini sordum, yüzünü sevdim, ilk önce doktoru ve eşimi sordum. Hala doğum yaptığımın farkında değildim sanırım. Bir hemşire seslendi, "çok güzel bebeğiniz oldu" diye, o an kafam yerine geldi "sağlıklı mı?" dedim, "evet evet çok tatlı, şimdi hazırlanıyor annesi" dedi. Anestezisti gördüm, çak yaptım, sonra her gördüğüm hastane personeline adını sorup, çak yaptım. Sevgi dolu uyanmıştım, herkesin yüzünü seviyor, gülüp espriler yapıyordum. Hatta abartıp odaya girerken "kafam güzel dünya güzel" diye şarkı falan söylemişim, sonradan hatırladım.


İlk Karşılaşma:

Çok flu ama çok güzel!
Bir çift göz, çekik çekik, bana bakıyor... Yusyuvarlak bir yüz, biraz şiş, aynı ben!
Mis gibi bir koku hiç tanımadığım ama dünyada duyduğum en güzel koku...
Her yanı tertemiz, ne kan ne beyazlık hiçbir şey yok. Hani yenidoğanlar çirkin olurdu, bu niye çok güzel? Benim diye mi? Yook, bu gerçekten çok güzel, sanırım aşık oldum. Oysa çok korkuyordum ya tuhafıma giderse hemen alışamazsam diye...
Belki yarım saat konuştum ona, eşim dinlemiş hepsini, çok güzel şeyler anlatmışım, şimdi unuttum hepsini ama hiç hazırlıksız, hiç plansız kimseye bunca güzel söz söylediğimi, methiyeler düzdüğümü hatırlamıyorum. Keşke kaydedebilseydik ama babası da anı yaşamak istemiş, aklına bile gelmemiş iyi de yapmış, nasılsa Mira Şimal'im hepsini duyup dinledi.


Mira Şimal 12.20'de doğmuştu, yine 1 ve 2'ler başroldeydi. Kilosu 3.260, boyu 49,5 cmdi ve gayet sağlıklı bir bebekti. 9 ay boyunca ultrasonda babasına benzetmiştik ama resmen bana benziyordu. Neyse ki elleri, ayakları, çenesindeki gamzesi babasının kopyasıydı. Gözlerinin şekli kapalıyken bana, açıkken aşkıma benziyordu.

Ne zamandı bilemiyorum ama çok kısa bir süre sonra annem göğsüme dayadı, çok şükür hemen hissetti annesini Mira Şimal, emmeye başladı. Bazen az bazen çok gelse de, canım yansa da, içim acısa da hiç pes etmedim emzirmekten, o gün bugündür yapışık yaşıyoruz.

Ona kavuştuktan sonra sezaryenmiş, genel anesteziymiş, neymiş, nasıl olmuş umrum olmadı! O sağlıklıydı ya, ben onu görecek, onu saracak kadar iyiydim ya gerisi hiç önemli değildi. Bunca direniş, bunca hazırlık, bunca teferruat gereksiz geldi. Nasılsa her şey olacağına varıyordu. Bizim için en hayırlısı buydu, Allah öyle yazmıştı, evren öyle istemişti...


Göz korkutmak gibi olmasın ama sezaryen değil ama sonrası tabii biraz zor oluyor, gerçi normal doğumda da toparlanmak, epizyotomi acıları hemen geçmiyormuş ama sezaryenden sonra yaklaşık 1 hafta dönmek, kalkmak, yatmak epey zorladı beni. Hastanede annem, kardeşim, eşim evde yine annem ve kayınvalidem bana her konuda yardımcı oldular. Giyinmekten emzirmeye kadar... 1 haftadan sonra biraz daha rahattım şimdi ise neredeyse koşup, spor yapabilecek durumdayım :) Her işimi kendim yapabiliyorum. (16.gün)

Evet, Mira Şimal bugün 16 günlük oldu. Doğumundan bu yana her yeni gün onunla birlikte yeni şeyler öğreniyoruz. Annem hala ve hep yanımda, böyle zamanda bir kadını en çok annesi anlıyor, yeni anne de en çok annesinin ilgi ve şefkatine muhtaç oluyor. Ben kızıma annem bana bakıyor. Hatta çoğu zaman ikimize birden o bakıyor:)  Mira Şimal'in her hareketiyle annem kız kardeşimin doğumuyla tecrübe ettiklerini,  taa 23 sene öncesini hatırlıyor. Bense annelik içgüdülerimle her davranışı için çözümler üretmeye çalışıyorum ve sanırım çoğu zaman başarılı oluyorum. Sanırım lohusa depresyonu olayı tamamen yeni duruma alışmayla ilgili. Yanınızda size destek olan bir eşiniz, şefkat gösteren bir anneniz, ilgiyle siz ve bebeğinizle uğraşan birileri varsa bu dönemi rahat, sakin ve keyifle atlatabilirsiniz. 

Çünkü onun yaşamdaki ilk günlerini izlemek, günden güne büyümesine tanıklık etmek, yaptığı hareketleri çözümlemek öyle keyifli ki...

Umarım bu duyguyu yaşamak isteyen herkese Allah doğru zamanda doğru şekilde nasip eder. Evet annelik en zor meslek, çünkü bir mesaisi yok. Vakti yok, saati yok. Dışarıdan görünen o pespembe dünya değil annelik, biraz uykusuz, biraz huzursuz, biraz kakalı, gazlı bir dünya...Evet annelik bir koşu hiç bitmeyen bir maraton, bense daha yolun en başındayım ama bu duyguya insan hemencecik alışıyor. Hemen adapte oluyor isteyince, olumlu düşününce... Şimdilik annelikten anladığım; bunun harika bir şey olduğu... 



Ve bu hikayeden çıkardığım; her şeyin oluruna vardığı, suyun akıp yolunu bulduğu... 
İnsanın hiçbir zaman bir şeyler için ısrarcı olmaması, takıntı yapmaması gerekliliği... 
Ve her hayırda bir şerrin, her şerde bir hayrın olduğu...

"İşte bu bizim hikayemiz, öyle saf öyle temiz..." 
Bizim hikayemizin başı kötü görünse de sonu mutlu bitti, ki bu son yeni bir dünyanın başlangıcı oldu bizim için.

Umarım her anne sonu mutlu hikayelerle kavuşur yavrularına...

Bu hikayede adı geçen ve geçmeyip de yanımızda olan herkese teşekkürler...

Sevgiler,

28 Kasım 2012 Çarşamba

39. ve 40.Haftalar: Doğum Öncesi Moral

Kızımız "Mira Şimal" 21.11.12 gibi güzel bir tarihte, İstanbul'da gözlerini dünyamıza açtı. Şimdi o sütünü emip uyurken ben de fırsattan istifade 2 haftadır yazmaya çalıştığım önceki haftaları tamamlamaya çalışacağım. Doğum hikayemizi ve kızımla geçirdiğimiz ilk haftamızı bekleyenler olduğunu biliyorum ama öncelikle Türkiye'de belki de ilk olan eğlenceli hamilelik videomuzu, hamileliğin son haftalarında başıma gelen sürpriz olayları hızlıca paylaşmak istiyorum. Birkaç güne inşallah doğum hikayemizi de paylaşırım.

39.Haftamızda doğum öncesi moral yükseltmek ve kalıcı bir hatıra kazanmak amacıyla, çok yakın arkadaşımız Murat Karakaş'ın yönetmenliğinde çekilen kısa filmimiz:



keep calm the baby's coming from Murat Karakas on Vimeo.

Bu video Mira Şimal'i beklerken yaptığımız en güzel şeydi sanırım, eşimin muhteşem oyunculuğu ve Murat'ın harika hazırlığı için çok teşekkür ediyorum.

39. Hafta:

DOKTOR DEĞİŞTİRMEK!

Süpriz!!! 10.haftamdan bu yana takibimi yapan doktorum bel fıtığı ameliyat oldu ve beklenen doğum tarihimiz "20 Kasım" iken doktorumuzun işe döneceği tarih 19 Kasım!
Hızlıca araştırma yaptıktan sonra reklam işlerini yürüttüğümüz başka bir hastaneye gitme kararı aldık. Tabii çok özenerek, güvenerek gittiğim doktorumdan sonra kimseleri sevip beğenemedim. Onca ilgiye, güler yüze rağmen psikolojim bozuldu, 39.haftada doktor değiştirmek beni çok korkuttu. Aynı hafta göbeğimde başlayan kaşıntılar uykusuz günlerimin başlangıcıydı.


PUPP OLDUM:(

Göbeğimdeki deli gibi uyutmayan kaşıntı ve kızarıklıklardan sonra nadir uyuduğum zamanlardan birinde bir sabah bileğimde sinek ısırığına benzer kızarıklıklarla uyandım. Yavaş yavaş bütün vücuduma yayılan kızarıklıklar 2 günde her yanımı kapladı. Stresten mi, alerji mi derken uf oldum, puf oldum, kabar kabar kabardım, kaşın kaşın kaşındım "Pupp" oldum. Önce Gebelik Kolestazı'ndan şüpheleniyordum ama PUPP teşhisi kondu.

Hamilelerin %1'inde görülen Pupp kaşıntılı bir deri hastalığı. Sebebi yok, sadece gebeliğe bağlı gecikmiş bir aşırı duyarlılık reaksiyonundan olabileceği söyleniyor. Fakat bütün yaşam kalitemi düşürdü. Hiçbir şeyden keyif alamıyordum, sürekli kaşınıyordum, gece, gündüz uykular haram oldu. Kaşıntı hissi öyle güçlü ki hani biraz bıraksam diyorum ama mümkün değil, kanatırcasına kaşıyordum ve hatta kanatıyordum. Moralim yerlerdeydi. Hani bebek doğsa da uykusuz kalsam neyse ama aptal bir kaşıntı yüzünden uykusuz kalmak çok canımı sıkıyordu.

40.Hafta bitti ve

ben hala doğurmamıştım! 

Kızımın ilk bebeği olacak Duru Bebek her yerde başrolde... Evde onunla alıştırma yapıyorum.
Beklenen doğum tarihimiz gelip çatmıştı ama ben hala avm'lerde geziyordum, ne bir işaret, ne bir nişan, ne bir sancı. Sadece kaşıntılarım giderek artıyordu ve moral motivasyonum O'ın altındaydı. Rutin kontrollerde bebeğimin kilosu, plesantanın durumu, suyumuz, NST'deki sancılar her şey iyi çıkıyordu ama bebeğin geleceğine dair bir işaret yoktu. Yeni gittiğim doktor alalım dedi istemedim bir daha da ona gitmedim. O sıra kendi doktorum geldi, ona 9 aydır herşeyi doğal yollarla istediğimi aşıladığım ve istemediğim sürece sezaryen teklif etmemesini söylediğim için adamcağız sadece risklerden bahsetti.
Bebeğin artık büyüdüğünü ve kakasını yapabileceğini söyledi. Alerjik durumumun sıkıntı yapabileceğini belirtti. Yine de son kontrolde her 2 günde 1 kontrole gelmek kaydıyla 1 hafta daha bekleme
kararı almıştık. Ertesi günü bir sürü alametler silsilesi yaşayarak, bebeğin karaciğere baskı yaptığından bu alerjiyi yarattığını öğrenerek hemen doktorumuzu aradık, sizce sezaryen mi dediğimizde onun çoktan bunu teklif etmek istediğini ama benim normal doğum ısrarım yüzünden bir şey söyleyemediğini öğrendik. Hemen sabahında hastaneye yatış yaptık.

Bundan sonrasını doğum hikayemin içinde anlatırım.

HASTANE ÇANTASI

Şimdi güzel şeylerden bahsedelim. Hastane çantası hazırlığında çok eğlendim mesela:) Çeşit çeşit pijamalar, lohusa taçları, bebeğin en güzel kıyafetleri, bakım malzemelerimiz... Birçoğunu kullanmasam da almak, çekmek eğlenceliydi, moda blogu mu açsam diye düşündüm sonra:P

İşte yanıma alıp yarısından çoğunu temiz getirdiğim lohusa pijama ve taçlarım:

Beyaz kalın askılı gecelik: Miss Claire

Toz Pembe 3lü Gecelik Takımı- Suwen

3lü Sabahlıklı Pijama Takımı: Barina

3lü Lizözlü Pijama Takımı: Black Spade
Gri Önden Düğmeli Pijama Takımı: Papatya



(Niye yan döndü bilmiyorum, düzelmiyor!) - Pembe Esprili Gecelik: Aqua

Ekru Uzun Kollu Pijama Takımı - Tuğse     






Birçoğu el yapımı Lohusa Taçlarım



Sonrasında kullanmadıklarımı da düzenleyip sizler için listemi yeniledim. Bu çok faydalı listeyi isteyenler "Hastane Çantası Yenidoğan" isimli dosyayı üzerine tıklayıp google docs'dan indirebilirler.

40.Hafta boyunca hem alerjiden hem ha şimdi olursa diye heyecandan neredeyse hiç uyumadım. Ailemiz de yanımızdaydı ve sanki herkes doğurayım diye benim hareketlerimi izliyordu acayip stresli bir haftaydı. Eş, dost, akraba ve canım arkadaşlarım sağolsun telefonumu hiç susturmuyorlardı. Mesajlar, whatsupplar, facebook iletileri...Telaş yapmayın doğurunca haber vericem hepinize diyordum ama her "hadi ne zaman" mesajıyla ağlamaya başlıyordum. Neyse epey zordu unutalım:/


Aslında doğum tercihlerim diye de bir sürü yazı hazırlamıştım, isteklerimi tek tek yazıp hayalimdeki doğuma en yakın olanını yaşamak için bunu hastane ile paylaşacaktım ama işler hiç öyle gitmedi. Ve bu olaylar sayesinde bu kadar ısrarcı olmamak gerektiğini, esnek olmanın her zaman işleri kolaylaştırdığını, biraz kaderci olmak ve suyun akıp yatağını bulacağı inancında olmamız gerektiğini öğrendim:/

Sanırım biraz daha büyüdüm!


9 Kasım 2012 Cuma

38.Hafta: Bebek İhtiyaç Listesi


Bebeğimiz Mira Şimal 9 aydır yaşadığı yumurtasından çıkmaya hazırlanırken biz de onun için son hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. Yukarıdaki instagram fotoğrafında benim kocaman karnımı ve üzerinde Şimal yazan bulutlu kapı süsümüzü görüyorsunuz. Bu arada instagram web profilim açıldı, takipleşelim: http://instagram.com/nazsevik

39.haftayla beraber artık uzun uzun post yazmak yerine sizi Mira Şimal'in oda fotoğrafları, gardolabı, alışveriş listelerimiz, doğum tercihlerim, hastane çantası hazırlığımız gibi konularla baş başa bırakacağım. Artık iyice şiştiğim ve sanırım bu yüzden biraz depresyona girdiğim için fotoğraf da çekinmiyorum.

Gerçi yakında bomba gibi bir sürprizim olacak. Çok sevdiğimiz arkadaşımız Murat Karakaş bir hayalimizi gerçekleştirdi. Doğum fotoğraf ve videolarımızı da çekecek olan Murat'ın keyifli kadrajına kendimizi bıraktık ve bir hamilelik videosu çektik geçtiğimiz hafta sonu. Montajı henüz bitmedi, tüm planların çekimi 2 günümüzü aldı. İstanbul'un en güzel mekanlarını seçip, puslu ve bol yapraklı Kasım'a yaraşır çekimler yaptık. Neler çıkacağını çok merak ediyoruz, konsepti ona bıraktık. Belki de Türkiye'de yapılmış ilk hamilelik videosu olacak.

İşte o çekimlerden bir fotoğraf karesi...


Ve tüm anne adaylarının en zorlandıkları, kafalarının karıştığı konumuza gelelim. Bebek İhtiyaç/ Alışveriş Listesi! Bu listeler internette pek çok yerde var, anneler de kendi deneyimlerinden yola çıkarak hazırlıyorlar. Fakat en doğrusunun hangisi olduğuna, hangi ürünlerin gerçekten ihtiyaç olup olmadığına bebekler kendileri karar verdikleri için ne söylesek, ne yazsak boş.
Mesela ben ev tipi ana kucağı için çok araştırma yaptım, sonunda hediye geldi ama acaba Miram sevecek mi yoksa ana kucağında durmayı tümden red mi edecek hiçbir fikrim yok. Ya da konak tarağı... Bebeğinizin hiç ihtiyacı olmayabilir ama yine de evde olması iyidir diyerek alıyorsunuz. Yaşayıp öğreneceğiz sanırım.

İşte katıldığım eğitimlerden, okuduğum bloglardan, forumlardan, anne tavsiyelerinden yola çıkarak hazır ettiğim listem, üzerine basıp google döküman olarak indirebilirsiniz.

Yenidoğan Bebek İhtiyaç Listesi

Anne adaylarına yardımcı olabilmek adına birkaç gün sonra Hastane Çantası Hazırlığımı da paylaşacağım. Takipte kalın.

Sevgiler,

Haftanın olayı: Göbek kaşıntısı!!!! Kaşıma derler ama öyle güzel kaşınıyor ki anlatamam.

Çatlak oluşmasın diye 12.haftamdan beri önce Lierac sonra da daha doğal diye Burt's Bees Mama Bee kullandım. Fakat ne yazık ki doğaya karşı gelemiyorsunuz. Göbeğimin iyice büyümesiyle önce alerjik sandığım minik minik kızarıklıklarımın yakında birleşerek çatlaklara dönüşeceğini öğrendim:( Tıpkı noktaları birleştir oyunlarındaki noktacıklar gibi birleşip gümüş renkli parlak çatlaklar olacaklar öğğğh!
Şuan elime ne geçerse sürüyorum, Bepanthen Merhem, Badem Yağı, Kayısı Yağı ne bulursam...

38.Hafta Baby Center Görseli
Haftanın sorusu? 
Akrep mi Yay mı?


Kızıma not: Kızım keyfin yerinde sanırım, doğumunun Kasım'da olduğunu bilenler birer birer aramaya başladılar. Burcun da ailemizde merak konusu oldu 22'sine kadar doğarsan Akrep burcu oluyorsun, 1 gün daha beklersen Yay... Aslında en yakın arkadaşlarım hep Akrep burcu, akrep olmayanlar da su burcu. Akrep zor bir burçtur ama ben epey alışkınım Akreplere, haklarından gelirim:)) Yay burcu çok arkadaşım yok o yüzden pek bilmiyorum. Bilen varsa Yay bebekleri anlatsın bize. 
Artık geleceğin günü merak ve heyecanla bekliyoruz, geri sayım da yapıyoruz ama sen kendin karar vereceksin ona da... O yüzden ikimizin sağlığı için en doğru zaman neyse o zaman gel tatlım. Seni çok seviyorum.

Kendime not: Hastane çantasını kontrol et, eksikleri gider, listeni hazırla. Tansiyonunu hergün ölçmeyi unutma. Kalorisi az yiyecekler tüket.



4 Kasım 2012 Pazar

37.Hafta: Bayram Coşkusuyla Geçiverdi

Bu haftanın hızlıca geçeceğine emindim. 37.haftamızın önce misafirlerle keyifle geçen Kurban sonra da Boğaz'da rengarenk havaii fişekleri izleyerek kutladığımız Cumhuriyet Bayramı'na denk gelmesi harika oldu, bir solukta geçiverdi.

Peki kızımla neler yaşadık?

Artık hareketleri dışarıdan çok rahat görülebiliyor. Ve hareket etmeye başladığı zaman epey oynaşıyor.

Doktor kontrolümüzde doktorumuz vücudumdaki ödemin azaldığını söyledi, tuzu tamamen bırakmasam da epey azaltmam işe yaramış.

Hareketliliğim haftama göre gayet iyi, gezmek, dolaşmak harika geliyor. Sanki bebeğim doğunca hiç gezemeyecekmişim gibi geldiğinden her gün dışarlara çıkasım var.

Kurban münasebetiyle gelen arkadaşlarımla bile yemekten sonra hemen dışarı çıkmak istedim. 
İşte o günden bir kare,  37.haftamızda solda Buse sağda Cicum. 


Bu hafta itibariyle anlık iğne batmaları gibi baskılar hissetmeye başladım, doktor çok normal olduğunu söylüyor. Sanırım Braxton Hicks denilen kasılmalar bunlar, neyse ki hafif atlatıyorum.

Kızımın hıçkırıkları çok belli oluyor, bebeklerde hıçkırmak akciğerlerinin çalıştığının bir göstergesi olduğundan o hıçkırmaya başlayınca seviniyorum, zaten öyle güzel pıt pıt atıyor ki karnım, izlemek çok hoşuma gidiyor:)

Nefes tekniklerini inceledim, özellikle Ayşe Öner'in o çok sevdiğim kitabı Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı ' nda gayet güzel egzersizler var.

Aslında sancı aralarında yapılan doğum pilatesini de öğreneyim ve pilates topumu hastaneye götüreyim diyordum ama doktorumuz sancı aralarında böyle bir şeye ihtiyacım olmayacağını hatta onu düşünemeyeceğimi söyleyerek biraz canımı sıktı ama neyse. Vazgeçtim.

37.hafta için Kağan Kocatepe'nin bu videosu oldukça güzel ve moral verici. 

Baby Center'a göre bebeğimizin bu hafta içerideki konumu:


38.haftanın ilk günü gittiğimiz kontrolde bebeğimizin boyu : 51 cm çıktı, kilosu da gayet güzel: 3.084 gr. 
Maşallah.

Doğum konusunda halen her şey normal görünse de kendimi sezaryene de hazırlıyorum. Normal doğum yapsam ya da sezaryen olsam da illa ki bazı müdahaleler yapılacak bunun da farkındayım. İşte bunları araştırıp, nelerin daha doğru olduğunu sorguluyorum. Aslında kafam epey karışık. Ama hiçbir zaman olayları tam akışına bırakmayı sevmediğimden bunun için de bazı planlar yapıyorum.

Doğum hiçbir zaman planlandığı gibi giden bir süreç değildir. Normal seyrinde devam ederken nelerle karşılaşıp nelere ihtiyacımız olup olmayacağını önceden kestirmek mümkün değil. Ama doğum tercihleri hazırlamak, bunu önceden doktor ile paylaşmak fikrini de yanlış bulmuyorum. Bu yüzden kendime göre, araştırdıklarımla bir doğum tercihleri listesi hazırlıyorum. Kısmen doktorumla paylaştım bile. Geri kalanını da liste şeklinde eşime vermeyi ve doğum sürecinde kararın bize bırakıldığı gerekli durumlarda oradan yararlanmayı düşünüyorum. 

Kızıma not: Bebeğim, seni dinlemek için kendime zaman ayırışım ve senin de hızlı gelişiminle artık daha fazla yakınlaştığımızı düşünüyorum. Bana tepki vermen çok hoşuma gidiyor, artık babacığından, babannenden de çekinmiyorsun, onlara da showlar yapıyorsun. Neyse ki kavuşmamıza az kaldı tatlım. Seni çok özledim.

Kendime not: Nefes ve Kegel egzersizlerini ihmal etme. Doğum tercihleri listeni tamamla.


26 Ekim 2012 Cuma

35. ve 36.Haftalar: İsmi Ne Olacak!

Günler yaklaştıkça zamansızlığım artıyor; kendime, evimize, işlerime ve bloglarıma ayırdığım zamanlardan çalıp onun için birşeyler yapıyorum. 36.haftanın bitmesiyle beraber son aya girmiş bulunuyoruz. Eğer bebeğimiz 40.haftasının içinde gelirse hemen hemen 4 haftamız kalmış oluyor. Hadi 3 diyelim. Çünkü şuan beklenen doğum tarihi: 20 Kasım 2012. Bir yerlerde BDT diye bir kısaltmaya rastlarsanız bu beklenen doğum tarihi anlamına geliyor, aklınızda olsun:)

35.ve 36.haftalardan görüntüm yok ama 37.ye girdiğim ilk gün böyleydim:


Aslında aylar öncesinden bebeğimizin isimlerine karar vermiştik. Evet, kızımızın 2 ismi olacak. Bir ismini hemen tüm yakınlarımız çoktan öğrenmişti ama diğer ismini sürpriz olarak saklıyorduk. Hatta ilk söylediğimiz ismine herkes o kadar çok alıştı ki göbeğime direk adıyla hitap ediyorlar, onu sorarken ismiyle soruyorlardı. Bu yüzden manevi olarak bizde çok benimsedik, artık istesek de değiştiremeyiz diye düşündüğümüzden bari 2.ismi saklı kalsın dedik. Her şeyden önce kendimiz emin olmak için, içimize sinsin diye sır gibi sakladık. Ve şimdi combo! İkisini birden açıklıyorum.

Durun karı-koca Ooopa Gangam Style yaparken açıklayalım:


Kızımızın ismi "Mira Şimal" olacak inşallah.

Bu da Mira Şimal'in halısı, odasının konseptiyle uyumlu, buradan yaptırdım.


Bu haftayla beraber hemen hemen eksiklerimizin hepsini bitirdik, mobilyalarımız geldi, hepsini yerleştirdik.  Kayınvalidemler geldi. Onların da yardımıyla çamaşırlar yıkandı, ütüler yapıldı, yerleşim işleri halloldu, evimizin her köşesini bebeğimiz için hazırladık.

Sağlığımız çok şükür gayet yerinde. Benim bel ve sırt ağrılarım doruğa ulaştı. Yattığım yerden kalkarken 2 büklüm oluyorum ama hareketliyken de oturmak, yatmak nedir bilmiyorum. Gece halen erken uyuyamıyorum, geç yatıp erken kalkmaya devam. 12'de yatağa girsem bile uyumam 2'yi buluyor, vücut uykusuz günlere alışıyor.

Bu arada yazı şimdiden özledim, bu yaza inanın hiç doyamadım, deniz kenarında ayaklarımı çekip twittera, facebooka koyamadım ama size şişen pofuduk ayaklarımla kış mod on yapabilirim:


Göğüs kafesimdeki batma yüzünden herkesin sol tarafına yat demesine karşın sağıma yatabiliyordum. 35.haftadaki doktor kontrolümde meme usg çektirdim, sol göğüs aksında 10 mm lam diye bir şey çıktı ama mühim bir şey değilmiş, tıpkı lenf bezlerindeki şişme gibi süt bezlerinde şişme olabiliyormuş, sanırım vücut emzirmeye de hazırlanıyor.

Doktor kontrollerimiz her haftaya çıktı. Artık her hafta gidip düzenli kontrolümü yaptırıyor ve NST'ye bağlanıp, bebeğin kalp atışlarını ve benim sancılarımı ölçtürüyorum. 35. Haftanın sonunda bebeğimiz 2.520 grdı 36.haftanın son günü ise 2.811 gr. olmuştu. Yani 1 haftada neredeyse 300 gr. aldı. İnanılmaz bir hızla büyüyor. Gelişimi haftasına göre normal seyrediyor. Doktorumuz son kontrolde bugünden itibaren doğarsa artık erken doğum saymıyoruz dedi.  Yani korkmayın bebek her an gelebilir ve bundan sonra her şey normal dedi.

Bizim 37.haftamızın ve Kurban Bayramı'nın 2.gününden herkese bir çocuk gülüşünün güzelliğinde mutlu bayramlar diliyorum.

İşte size kızımın odasından kardeşlerimle beraber bayram selamımız:


Soldan sağa: kocam Samet kucağında Pambek Duru
ben kucağımda kardeşimin bugün getirdiği Uyuyan Güzel bebek, 
kardeşim Nihan ve kucağında Sleep Sheep
kardeşimin eşi Serhat kucağında Ikea ısırmalık tavşan:)

17 Ekim 2012 Çarşamba

Lokum Gibi Kıyafetler Lokum Bebe'de!


Geçen haftalarda Alternatif Anne ile Lokum Bebe'nin düzenlediği etkinliğe katılmıştım. Tekstil boyalarıyla bebek tshirt ve bodyleri boyamış ve çok eğlenmiştik. Sonra Alternatif Anne facebook sayfasında çalışmaları oylamaya sundu. Ben de bu şaheserimle 2. oldum.


Bunun karşılığında ödülüm Lokum Bebe'den oldu. Lokum Bebe bizlere yeni açtığı online alışveriş sitesinde hediye çeki verdi. Ben de kızıma bembeyaz bayram lokumu kıvamında bir elbise ile karbeyaz %100 pamuk bir örtü aldım.



Lokum Bebe kendi sitesinde birkaç gün önce indirime girdi ve şuanda Minimoy alışveriş sitesinde de kampanyası devam ediyor.

Minimoy'dan hiç alışveriş yapmadıysanız bakın, çok güzel markaların acayip indirimli kampanyaları oluyor.
Mesela bugün son gün kampanyalarında Zeyno&Memo var, %100 organik kıyafetler satıyorlar, yeni başlayanlarda Philips Avent'in beslenme ve göğüs ürünleri var.

Benim davetimle gelmek için tıklayın.

Sevgiler,

12 Ekim 2012 Cuma

33. ve 34. Haftalar: Crafty Şeyler, Düğün Dernekler

(33. Hafta: 27 Eylül-  4 Ekim) ve (34. Hafta:  4 Ekim- 11 Ekim)

Artık yetişmek lazım zamana, hep geriden gidersem sizinle son zamanlarımı nasıl paylaşacağım değil mi? O yüzden bugün 2 haftamızı tek bir posta sığdırayım dedim.

İşte 33+3'lük halim, 333 diyerek sırıtmışım ama 333 kilo gibi değil miyim?

Sağlığımız

Öncelikle sağlığımız gayet yerinde çok şükür ama ben çok ağırlaştım bu iki haftada. Evin içinde bile 70 yaşındakiler gibi yavaş yavaş yürüyerek geziyorum, iki iş yapıyorum yoruluyorum.

Mesela şuan için bana göre dünyanın en zor işleri:  

1) Çamaşır makinesine kirlileri yerleştirmek sonra ayağa kalkıp devam etmek, yıkanan çamaşır sepetini kaldırma, asma görevini zaten çoktan kocacığıma devrettim.
2) Çöp kovasının poşetini değiştirmek
3) Yere dökülen, düşen birşeyi almak! Ki bunu çook yapıyorum, amma çok şey düşüyor, dökülüyor yere, çok sinirleniyorum hatta arada çığırıyorum "of! düş kal orda" diye nesnelerle konuşuyorum.
4) Bulaşık makinesinin alt rafına birşeyler koymak, almak
5) Çorap giymek, ayakkabı bağlamak : Bu ayakkabı bağlama olayını da 6.aydan itibaren kocacığım yapıyor sağolsun ama bu birkaç haftadır zaman zaman çorabımı da giydiriyor.

Kısacası göbeğim o kadar büyük ve belim, sırtım o kadar acıyor ki eğilmeli, kalkmalı işler bana göre değil artık:/

Kızımızın sağlığı da yerindedir herhalde çünkü inanılmaz hareketli! Ufak ufak pıt pıt tekmeler, yerini kocaman dalgalara, tümseklere bıraktı. Bir anda koca ayağını kaburgalarıma yakın bir ittiriyor tutuyorum o ayakları, babası da öpüyor, keşke ben de öpebilsem diyorum. Ayağını tutup konuşuyorum kaçırıyor. Göbeğimin üzerinde çeşitli dalgalar yaratıyor çok hoşuma gidiyor ama bazen canım acıyor. Olsun hareketsizliğinden iyidir diyorum hep.

Crafty Şeyler

Geçen haftalarda kızlarla beraber Eminönü'nden gidip aldığımız bebek şekeri malzemeleriyle şekerli kızlı çubuklu hediyeliklerimizi nihayet bitirdim. Cicu galvaniz kovayı süslerken ve şekerlemeleri bağlarken yardım etmişti. Geri kalanları da ben tamamladım. Elimde silikon tabancasının yarattığı bir baloncukla beraber...
Ama değmemiş mi?



Kızıma çok cici şeyler yapıyorum boş kaldıkça, gerçi hiç boş kalmıyorum ama akşam 1-2 saat dizi izlerken elime illaki birşeyler alıyorum. İşleyen demir pas tutmaz diyerek hiç boş kalmıyorum.

İşte akşam seanslarında çıkanlar:


Bebek arabası şeklinde keçeden süs, dolap kapaklarına takılabilir ya da içine lavanta koyup giysilerinin arasına da koyabilirim.


Bu da body şeklinde süs, arkasına magnet takılabilir, lavanta ya da şeker ilave edilip bebek şekeri alternatifi olarak düşünülebilir. Ben yaptım gerçi onları da yapmayanlara fikir olabilir.


Bodysini süsledim kızımın; omuzlarına kare kare kestiğim minik tül parçalarını birleştirip diktim.

Bebeğime penye kumaşlardan saç bantları yaptım.


Ve şaheserim:


Alternatif Anne ve Lokum Bebe 'nin düzenlediği "Anne Beni Tasarla" etkinliğinde melek figürlü bebek bodysi tasarladım, gerçi kanatlar pek güzel olmadı ama bence yaparkenki duygularım güzeldi. :)
Tasarımım hala oylamada, bebeğime hediye kazanmam için facebook üzerinden bu crafty anneye oy verebilirsiniz.

Düğün Dernek Misafirlik Mode On:

34.Haftamızda düğün dernek koşturduk, kuzenimizin oğlunun sünnetini, en yakın arkadaşlarımızdan birinin nikahını yaptık.

Yeni evlenen manevi kardeşim Buse'yi, evini ve eşini görmeye gittik. 
Arkadaşlarımızla güzel kahvaltı sofralarında, kahve keyiflerinde biraraya gelip eğlendik. 

Dolayısıyla böyle janti gezerken iki fotoğraf çekinelim dedik.

 Baby Bump, Papa Bump!

Zuzu Ailesi

Evdeki hummalı çalışma:

34.haftamızın sonunda evde ciddi çalışmalar başladı. Bembeyaz koltuklarımız koyu renk olmak üzere kaplamaya gitti. Bu sırada badana boya, duvar kağıdı işleri başladı. Bebeğimizin odası geldi. Temizlik ve yerleştirme işlemlerinden sonra fotoğraflarını paylaşacağım.

Son eksikler:

Bu arada son eksiklerimiz de tamamlanmak üzere...
Nihayet karar verip bir bebek arabası alabildik mesela.  Onlarca seçeneğin, marka ve modelin araştırılması, özellikleri, karşılaştırılmasının ardından sonunda yine ilk tercihim Mac Laren'de karar kıldık.

İşte bebeğimizle attalara gideceğimiz arabamız:

Mac Laren XT Techno -2012 / Yenidoğan'dan itibaren /
Özelliklerini buradan okuyabilirsiniz.

 Bebeğe her ne kadar büsbüyük karyola da alsak ilk zamanlar yanımızda yatırabilmek, sonra da annelerimize giderken katlayıp yanımızda götüebilmek için Park Yatak da aldık. Bir süre sonra oyun halısı şeklinde büyüyünce de oyun parkı şeklinde kullanabiliyorsunuz.

Park Yatak- Chicco Lullaby 

Bizimkisi linkteki gibi siyah: özelliklerini buradan okuyabilirsiniz.

6 aylık oğlu olan ve bebek alışverişi yaparken aldığım en mantıklı ürün, her yerde kullanıyorum diyen arkadaşım sayesinde aldığım Alt Açma Minderi- Sunshine Kids



9.ayıma girdiğim bu günlerde evdeki işler, alışveriş, kendi projelerimizle ilgili işler, w-world editörlüğüm parçalara ayrılmış durumdayım. Bir kaç hafta içinde herşeyden inzivaya çekilmeyi planlıyorum.

Buarada haftanın hatta haftaların bebekleri blog dünyasından!

Bizim 33.haftamızda doğan Cingifilli'nin yakışıklı oğlu Batuhan Eren (03.10.2012)
34.haftamızda doğan benimse haberini bugün aldığım Aktüel Moda'nın güzel kızı Buğlem Elora (10.10.2012)
Her ikisine de anneleri, babalarıyla sağlıklı ve musmutlu uzun ömürler diliyorum.

Kızıma not: Kızım sana hareket alanı sağlamadığımı farkındayım, evet ben hep hareket halindeyim, sen de oynaşmak, kaslarını hareket ettirmek istiyorsun. Bu yüzden ne zaman durup, oturup, dinlensem tekme tokat girişiyorsun anneye:) Meraketme yakında bol bol dinlenip, seni dinleyeceğim. Seni seviyorum balım.
Kendime not: 2 haftadır tartılmıyorsun umarım doğumu engelleyecek kadar çok kilo almamışsındır. Şu işleri hallettikten sonra bol bol dinlenmeye hatta uyumaya çalış, uykusuz günler seni bekliyor!


2 Ekim 2012 Salı

32.Hafta: 2 Kg'lık Yavru

(20 - 27 Eylül)

32.Haftamızın en güzel olayı tabii ki bebeğimizi görmeye gitmemizdi. Üstelik sağlıklı ve içeride son derece mutlu olduğunu da görünce değmeyin keyfimize... Allahım sana şükürler olsun!

32.haftamız biterken doktor kontrolümüz vardı. Gitmeden önce kilosu kaç olmuştur diye tahmin yürütüyorduk en fazla 1.800 falan beklerken 2 kg. çıktı:) Çok sevindik ama daha 21 gün önce 1.350 idi, meğerse hızlı büyüme dönemindeymiş. Hatta bundan sonra daha da hızlı büyüyecek tabii 36-37.haftaya kadar. Her gittiğimizde ayakları bile 1 cm büyüyor, bu defa 6,5 cm'di:) Allahım çıksa da öpüp koklasam o ayakları, ısırsam böyle tombik tombik, yesem çitos gibi:)

Bu süreçte ben çok kilo almışım toplamda kaç kilo olduğumu söylemeyeceğim ama 21 günde 4 kilo almışım bu çok çılgın bir oran:) Doktor ilk defa normal demedi, dikkat et, tuzu, şekeri, hamurişini azalt dedi, hatta makarna pilav yeme hiç dedi:( Ama ben biliyordum böyle olacağını, kendi hızıma hayret etmeye, iştahımı hayretle izlemeye başlamıştım son dönemde.

Neyse son halim şu efendim, 32+3'te böyleydim:


Bebek Odası Mobilyası:

Son isteklerimizi, küçük detayları konuşmak üzere bu hafta mobilyacımız Okyanus Bebe'ye gittik, görmeyenler için daha güzel fotoğrafını buldum bizim odamızın facebook'tan:


Büyüyen karyolası, 3 kapılı dolabı, yerdeki balerinli halı, emzirme koltuğu ve burada görünmeyen oyuncak sandığı olacak. Yani aslında bir tek şifonyer yok çünkü ona da odamızda yerimiz yok:)
Eve gelip kurulunca yeniden fotoğrafını çekerim.

Aydınlatmasını da balerinli duvar kağıdımızdan artan parçayla yapacaktık sonra çok basit durduğunu farkedip Bun Design'da ilk beğendiğimiz bu avizeyi aldık.

Mobilyamız beyaz sade diye bunun daha şık duracağını düşündüm. Fazla mı kokoş olmuş bilemedim, çünkü normalde pek sadeyimdir ben ya:)

Perdemiz hazır, babamız epey uğraştı, daha önce stor olan yere korniş monte edip üzerine 2 tarafına fon yaptık. Kumaşımız Bauhause'tan. Tam bitmiş halini odamız da gelince gösteririm. Odamızdaki hummalı çalışmadan bir kare:



Evlilik Yıl Dönümümüz:

Bu arada sevgili kocacımla evliliğimizin 4.yılına girdik. Birbirimize her geçen gün daha da bağlanıyoruz umarım bu bağ giderek güçlenir, onu çok seviyorum. 4.yılımızı karnımda bebeğimizle ve en sevdiğim çiçeklerle karşıladım.


Pretty Ruffle'dan Muhteşem Hediye:
 
Geçenlerde W-World için "Isırmalık Popolar" diye bir yazı yazmıştım. Hani şu minnoş kız bebeklerde yeni moda olan tütülü, fırfırlı külotlar var ya işte onları konu etmiştim. Sonuna da tasarımlarını çok beğendiğim Pretty Ruffle'ın linkini iliştirmiştim. Bu jeste çok incelikle karşılık vermişler ve özenle hazırladıkları Bal Arısı fırfırlı külodu ve takımı olan saç bandını kızıma hediye olarak göndermişler.




 Hem dikişleri, hem ürünün pamuksu yapısı, kalitesi ve tasarımı öyle güzel ki bir doğsun güzel kızım ona renk renk alıcam bunlardan. Bebeğimi içindeyken çekip sizlerle paylaşmak isterdim ama daha 7 hafta var kavuşmamıza :/ O günler de gelecek inşallah.
Pretty Ruffle'a kızım ve kendim adına çook teşekkür ediyorum.


Arkadaş Haftası:

Bu haftayı arkadaş haftası ilan ettim. Önce hem bir anne olarak tecrübeli hem de crafty işlerle uğraşan arkadaşım Nagehan ve canım Cicuşum'la buluşup Eminönü turu yaptık, bebek süsleri ve şekerleri hazırlamak için süsleme malzemeleri aldık.
Melek arkadaşlarım benim hepsi bana yardımcı olmak için deli oluyorlar, bakın birinin kanatları gözükmüş bile:)


Sonra sırayla evimize lise arkadaşım Neşe'm, Özlem ve Cicu geldiler. Haftasonu Burçin'im, nişanlısı ve kuzenleriyle buluştuk. Yani hem gezdim hem misafir ağırladım hatta bir gece İspanya'dan gelen dayımı da ağırladık, insanlarla olmak, konuşmak çok iyi geldi. Hem böyle yoğun olunca zaman da hızlı geçiyor çünkü artık sabırsızlanmaya başladım bebeğim için....

Kızıma not: Bebeğim gitgide sabırsız olmaya başladı annen, sanırım hazırlıkları yapmaya, birşeyler yerine oturmaya başlayınca eksik sen kalıyorsun. Kıyafetlerinin içini dolduracağın, güzel yatağında prensesler gibi uyuyacağın hatta bizi uyutmayacağın günleri bile özlemle bekliyorum:) Gül yüzünü bu hafta çok belirgin gördük, burnun ayrıntılı ultrasondaki gibi büyük değil aksine minnacık görünüyordu, dudaklarınsa kocaman, o koca dudaklarınla bizi öpeceğin günleri bekliyoruz bebeğim.

Kendime not: Bu haftadan itibaren artık kilo almamaya çalışıyorsun, beyaz ekmeği, makarna pilav ve hamur işini kesiyorsun! Dinlenme ve sağlık moduna geçmeye başla artık.